Ağustos Ayı ile İlgili Sözler

Ağustos Ayı ile İlgili Sözler

Yaz mevsiminin kavurucu sıcaklarının hissedildiği, ağustos böceklerinin sesleri ile şenlenmiş ağustos ayı ile ilgili söylenmiş sözlerden ve atasözlerinden bir demet hazırladık…

 

Ağustosun yarısı yaz, yarısı kıştır. (Atasözü)

 

“Senin ağustos çeşmeleri yüzüne özlemle eğiliyorum”  Turgut Uyar

 

Ağustosta gölge kovan, zemheride karnın ovar. (Atasözü)

 

Ağustosta suya girse balta kesmez buz olur (Deyim)

 

Ağustosta yatanı zemheride büvelek tutar. (Atasözü)

 

Yaz bitiyor, Ağustosun son yağmuru toprağa ve tenime düşüyor

 

Ağustosta beyni kaynayanın zemheride kazanı kaynar. (Atasözü)

 

Ayrılık lafları etme sevgilim..

Önümüz temmuz önümüz Ağustos nasıl olsa

Cemal Süreya

 

Hatta şunu da ifade edebiliriz; 26 Ağustos 1071 Türklerin Anadolu’ya giriş tarihidir; 26 Ağustos 1922 ise Anadolu’dan asla çıkmayacağımızın belgesidir.                      İlber Ortaylı

 

Eve dönmek denizde geçen sıcak ve rüzgarsız bir Ağustos gününde buzlu su içmek gibidir..  Louis De Bernieres

Ağustos gülü,

Nasıl da kokarsın derinden.

İçine çekmeden kalbime iner,

Zerafet iç çekişim, sen…

                                               Kadim TATAROĞLU

 

Şahin Bey

Namus ve hürriyet için ölüme atılmak bize ağustos sıcağında soğuk su içmekten daha tatlı gelir. Sizler canı kıymetli insanlarsınız. Çatmayın bize.    Murat Menteş

 

Garip bir ağustos tadı damaklarımda

Hiç yaz gibi değil bu mevsim

Yaz ben gibi değil

Ya ağustoslar bozuldu

Ya da ağzımın tadı.

                                             Ceyhun Yılmaz

 

Ben de biliyorum, tutamıyorum zamanı…

Biliyorum

yine haziran yine temmuz yine ağustos

                                                        Murathan Mungan

 

 

“Garip bir ağustos tadı damaklarımda.

yaz gibi değil hiç, üşüyorum..

ya ağustoslar bozuldu,

ya ağzımın tadı…”

 

 

“Çiçekler ağaçlarda kalsın, uçurtmalar göklerde…

Haziran, temmuz, ağustos birbirine sokulsun…

Ne olur bu böyle olsun.!”                                          Edip Cansever

 

 

Kanatları parça parça bu ağustos geceleri

Yıldızlar kaynarken

Şangır şungur ayaklarımın dibine dökülen

Sen

Eğer yine istanbul’san

Yine kan köpüklü cehennem sarmaşıkları büyüteceğim

                                                                                           Atilla İlhan

 

 

” bende tarçın sende ıhlamur kokusu

yürürüz başkentin sokaklarında

 

bir nehir şu tutuk konuşan cumartesi

üstünde iki yonga: çarşamba, bir de cuma

 

ayrılık lafları etme sevgilim

önümüz temmuz önümüz ağustos nasıl olsa ”

                                                     Cemal Süreya

 

“Ayrıca bir tesadüf değil, coğrafyanın, iklimin muharebe şartlarının ve gün seçiminin etkisiyle olacak, ağustos ayı bizim tarihimizde zafer günleriyle doludur. Malazgirt var en başta; sonra Mohaç var. Avrupa’daki en ileri noktaya gidiştir. Başkumandan Meydan Muharebesi de çok önemlidir; biz bunu kutluyoruz ve kutlanacak da…”

İlber Ortaylı

 

“Hala üşüyor musun?” “Evet, o yağmurlar yağmaya buzlu sisler çökmeye başladığından beri üşüyorum. Koğuşta kaloriferleri hiç yakmıyorlar.”

“ Eh dışarda-dünyada- Ağustos ayı. Gökyüzü açık ve güneş de kavuruyor. Korkarım bu soğuk ve sis senin içinde.”

Joanne Greenberg

 

 

Usta haftada bir yirmi beşlik verir. Aylardan temmuz. Bir ayda eder bir lira. Bir yazlık ayakkabı iki lira. Bir beyaz pantolon üç lira. Hepsi eder beş lira. Temmuz, ağustos,eylül… Hepsi ne eder? Üç lira. Demek ki yazlık ayakkabıdan, sütbeyaz pantolondan umut kesik.

Yaşar Kemal

 

 

Geceleri ağustos böceği seslerine karışan ılık,değişmeyen bir sessizlik ve yaz kokularıyla dolu temiz bir hava olurdu. Deniz durgun ve bir zamanlar ekvator gecelerinde gördüğüm kadar parlaktı.

Pierre Loti

 

Yılın 8.ayının adi, İmparator Augustus onuruna Ağustos olarak kabul edildiğinde, dönemin siyaset adamları bu ayın yalnızca 30 gün olamayacağını, çünkü Julius Sezar’a atfen Temmuz(Juliet) olarak adlandırılan bir önceki ayın 31 gün olduğunu düşündüler.Bu durumda şubattan bir gün alınarak ağustosa eklendi, takvimdeki bu karışıklık günümüze kadar gelmistir!

Pierre Radvanyi

 

 

Sekiz yıl kadar evvelmiş, Ağustos sıcaklarına rastlayan ramazanın Kadir gecesinde bir rüya görmüş. Rüyasında Haliç’te, Yemiş iskelesi yakınındaki Ahî Çelebi Camii’nde mübarek bir zatın arkasında ve kutlu bir cemaat içinde namaz kılıyormuş. Namazdan sonra o zatın Hazret-i Peygamber, yanındakilerin de dört büyük halife ile Ashab’dan insanlar olduğu kendisine bildirilmiş. Çelebi derhal Peygamberimiz’in elini öpmek arzusuyla yerinden fırlayıp önünde diz çökmüş ama heyecandan dili dolaşınca “Şefaat ya Rasulallâh!” diyeceği yerde ağzından “Seyahat ya Rasulallâh!” kelimeleri dökülüvermiş. Hazret-i Peygamber de onu seyahat ile müjdelemiş. Yanlarında bulunan Sa’d b. Vakkas da “gördüklerini yazması”nı tembih etmiş Evliya’ma. Bu rüyayı şimdi gemimizi ablukaya alan serserilerden kurtulabilirse sekizinci ciltini yazmaya başlayacağı Seyahatname kitabının birinci bölümünde bütün ayrıntıları ve yorumuyla birlikte anlattığını biliyorum.

İskender Pala

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Yorumlara Kapalıdır