Alparslan Türkeş Sözleri | MUHTEŞEM SÖZLER

Alparslan Türkeş Sözleri

Alparslan Türkeş Sözleri

4 Nisan 1997 yılında vefat eden asker , siyasetçi ve parti başkanı.  Başbakan Yardımcılığı da yapmış olan Alparslan Türkeş’in sözlerinden bir demet hazırladık.

 

Dalından kopan yaprağın akıbetini rüzgar tayin eder.

 

Milliyetçilik; reaksiyon değil, aksiyondur. Dinamiktir.

 

Tanrı dağı kadar Türk, Hira Dağı kadar MüsIümanız.

Fikir, iman, ülkü aşkı … İnsanları güçlü yapan bunlardır.

 

Türk töresi, Türk ülküsünün ayrılmaz parçasıdır.

 

Cesaret, yüreklilik, atılganlık olmayan hiçbir dâva başarıya ulaşamaz.

 

Türklük  bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur. Ruhsuz beden ceset olur.

 

Ahlâkçılık anlayışımız, Türk Ahlâkı ve Müslümanlık inancından meydana gelmiştir.

 

Hepiniz birer Türk Bayrağısınız. Bayrağı lekelemeyin, kirletmeyin yere düşürmeyin.

İdeaIIer yıIdızIar gibidir. OnIara beIki uIaşamazsınız ama bakarak yönünüzü tayin edebiIirsiniz.

 

Türk Devletinin yenilmez, zinde hayat gücü ve Türk Milletinin teminatı ve istikbali gençliktir.

 

Başarı için muntazam plânlı çalışma yapmak lâzımdır. Son nefesimizi verinceye kadar çalışacağız.

 

Bir fikre, bir ideolojiye, kendisinden daha üstün bir fikirle karşı çıkılır. Karşı fikir kaba kuvvetle ezilemez

Türkiye’nin yükselişi ithal fikirle olmaz. Hiç bir yabancı, Türkün menfaatlerini Türk Milletinin kendisi kadar düşünemez.

 

Emirlere mutlak itaat lâzımdır. Laubali, gevşek, disiplinsiz, metotsuz kimselerle dâvamız yürümez. Her şeyde örnek olmak lâzımdır.

 

Türklük şuur ve gururuna, İslâm ahlâk ve faziletine, yoksullukla savaşa, adalette yarışa, birliğe, kardeşliğe, kısacası hak yolu, Allah Yolu’na çağırıyorum.

 

Alınan görevleri yapmak ve yapıldığını takip etmek lâzımdır. Millet hayatında başarı devamlılığa bağlıdır.

 

Türk birliği de sistemli çalışmak, fırsat kollamak ve her şeyden önce Türkiye’ yi korumak ve yükseltmeye çalışmak suretiyle bir gün elbet hakikat olacaktır.

 

Kendinizi küçük görmeyiniz. Sizler büyük kuvvetsiniz. Vazifenizi hiçbir zaman unutmayınız. Kuvvet birliktir. Dâvamızın geleceği birliktedir. Birlik, beraberlik içinde olmaktır.

 

Türk milleti bölünmez, kutsal bir bütündür. Hangi partiden olursa olsun veya partisiz bulunsun, her vatandaşın refahını, hürriyetini, şerefini korumayı ve sağlamayı bu milletin bir ferdi olarak namus borcu saymaktayız.

 

Davalarımızın çözümü kendimize dönmek, sarsılmaz bir birlik halinde el ele vermek ve geceli gündüzlü çalışmaya girişmekle mümkündür.

 

Gençliğimizi büyük bir savaş beklemektedir. Bozgunculuğa, tembelliğe, ahlaksızlığa, cehalete, yalancılığa karşı büyük bir savaş.

 

Milletler yabancı kuvvetlerin orduları ve diğer maddi güçleri tarafından yok edilmeden önce, manevi ve fikir güçleri tarafından esaret altına alınırlar. Böyle bir toplumun esir ve yok olması kesin hale gelir.

 

Millî kalkınmamızı gerçekleştirmek, her Türk ferdini hür yapabilmek için Türk Milletini yeniden kurmak zorundayız. Vatandaşlarımız arasında parti, mezhep, ırk ve bölge farkı gözetmeksizin karşılıklı sevgi ve saygıya dayanan bağlar dokuyacağız.

Türk Töresinin bir şartı da yüksek vazife duygusudur. Vazifeyi her ne pahasına olursa olsun yapmaktır. Diğer bir şart, toplum uğrunda her çeşit fedakârlığı yapmaktır. Millete hizmet yolunda şahsi menfaatlerden, şahsi zevklerden feragattir. Vazgeçmektir. Kişiler kendilerini millet için feda ederler. Türk Milleti’nin büyüklüğü böyle yükselecektir. Onu sizler yaşatacak, sizler yükselteceksiniz.

 

 

Ben Türk Milletini,

Sokaklarda ıspanak fiyatına satılan demokrasiye,

Rüşvet ve hile çiğnenen, çiğnetilen hukuk düzenlerine,

Ahlâhtan mahrum bir hürriyete, tefecilige, karaborsaya yer veren bir iktisadi yapıya çağırmıyorum.

Türklük şuur ve gururuna, İslâm ahlâk ve faziletine, yoksullukla savaşa, adalette yarışa, birliğe, kardeşliğe, kısacası hak yolu, ALLAH YOLU’na çağırıyorum. Modern medeniyetin en ön safına ğeçmek üzere sıçramaya çağırıyorum.

 

 

Türk Milletine Bizans‘dan geçme bir hastalık vardır. Gevşeklik, lâubalilik, dedikodu, fitne, fesat, terbiyesizlik, birbirini beğenmemek, sır saklayamamak, rastgele lâf söylemek…Bu hastalık sizde de var. Bu hastalığı tedavi etmeniz lâzımdır. Bu hastalığı tedavi etmezseniz, kendinize yol seçiniz. Milliyetçi Hareket’te bir saniye daha fazla kalmayınız. Benimle dava arkadaşlığı edecekseniz, her şeyden önce vasıflı Türk olmaya mecbursunuz. Türk Milletini batıran, Bizans’ı batıran, Osmanlı İmparatorluğunu batıran hastalık budur.

 

 

VEFATININ ARDINDAN YAZILANLAR

Dini vecibelerini gösteriş ve propaganda yapmadan sessiz sedasız yerine getirerek yıllar önce hacı olmuştu. Kitleleri coşturmasını bilirdi. Onu en son iki ay kadar önce Marmara Grubunun Kıbrıs konusundaki toplantısında görmüş ve dinlemiştim. Doğduğu yer olan Kıbrıs için üzgündü fakat aynı zamanda çok gerçekçiydi. Türkiye tam ihtiyacı olduğu zaman çok değerli bir liderini zamansız kaybetmiştir, Cenab-ı Hakk’ın rahmeti Türkeş’in üzerinde olsun, hepimizin de başı sağ olsun.

YILMAZ ALTUĞ  12 NİSAN 1997 – TÜRKİYE GAZETESİ

********

“Doğmak ölmek içindir”

“Dünyaya gelen her can, elbette ölümü tadacaktır.”

Türkler Müslüman olduktan sonra o Ergenekon Bozkurduna da İslam’ın ışığını gösterdiler. Onunla da heyecanlandılar ve kendilerine güven duydular. Gençler, ellerini bir bozkurt kafası gibi şekillendirerek : “Ya Allah! Bismillah” Allahuekber !” diye haykırdılar. Tekbirler çektiler. “Kanımız aksa da zafer İslamın!” dediler.

Destansız, türküsüz, masalsız, şarkısız, oyunsuz, tarihsiz, sanatsız, dinsiz ve dilsiz bir millet olmaz! Türkeş’in cenaze merasiminde bizim kültür değerlerimizi yeniden canlı ve heyecanlı görmek beni sevindirdi. Bana ümit verdi. Milletimize, devletimize, vatanımıza şuurla bağlı olan bir milyon Bozkurdun doğumuna şahid olmak, benim için unutulmayacak bir ihtişamdır. Milletime hem baş sağlığı diliyorum hem de gözün aydın diyorum.

YAVUZ BÜLENT BAKİLER  12 NİSAN 1997 – TÜRKİYE GAZETESİ

****************

Kar gece bastırdı, gün boyu devam etti. Ankara’nın kara tepeleri ağardı önce. Sonra çamlar, “bahar geldi” diye renk renk çiçeklerle dallarını süsleyen ağaçlar beyaz gelinliklerine büründü. Soğuk, dört bir yanı sardı. Ancak, bir büyük sevdanın adamlarını ne kar durdurdu, ne soğuk! Türkiye’nin kalbi nisan ortasında kara kışı yaşayan Ankara’da attı. Ankara, Ankara olalı, böyle bir gün görmedi!

Yüzbinler Türkeş’i sonsuzluğa uğurladı. (En az üçbuçuk milyon) Muhteşem uğurlamayı ekranda izlerken bir arkadaşın sesi duyuldu :

Yer, gök ağlıyor !

Bu büyük olaya Ankara’da, ya da ekranları başında tanıklık edenler de gördü. Manzara gerçekten öyleydi. Gökten kar, yüzbinlerin gözlerinden de yaş yağdı.

CEYHAN ALTINYELEK  9 NİSAN 1997 – GÜNEŞ GAZETESİ

************************

Bütün Türkiye, televizyonlarından seyretti. Alparslan Türkeş’in cenaze töreni için Türkiye’nin her tarafından yüz binlerce insan başkente koştu. En uzak ilçelerden, yurt dışından, otobüslerle, tren, uçak ve özel arabalarla gelenler, Türkeş’in cenaze töreninde bulunabilmek, bir millî birlik beraberlik dersi verebilmek için kar fırtınasında ve gece yarılarında Ankara caddelerinde yerlerini aldılar.

Böyle bir kalabalığı Türkiye’de Türkeş’in cenazesinden başka hiçbir vesile toplayamaz, hiçbir güç bir araya getiremezdi.

AHMET GÜNER – 9 NİSAN 1997 – GÜNAYDIN

*******************

Ben senin izinde, senin sevdana doğru, yani Türk-İslam Ülküsü yolunda yürüyorum. Evet hiç dönmediğim yolda eğilmeden, bükülmeden yürüyorum. Sen hiç merak etme Başbuğum…Şehitler hiç merak etmesin. Bayrak hiç düşmeyecek, bayrak hiç inmeyecektir.

Ruhun şad, mekanın cennet olsun Başbuğum…

Ozan Arif.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?