Çilek ile İlgili Sözler

PAYLAŞ
Çilek ile İlgili Sözler
  • 0
  • 70
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
    blankLoading...
  • 7 dakika da oku
  • +
  • -

Yaz meyveleri yazılarımızda bugün kıpkırmızı rengi ile nefis aromatik kokusu ile hepimizin severek yediği çilek var. Reçelinden kompostosuna pasta süslemesine kadar bir çok yerde kullandığımız bu nefis meyve ile ilgili alıntılardan bir derleme hazırladık.

 

“Sonsuza dek çilek tarlaları.”  John Lennon

 

“İlk çilek her zaman ekşidir.”  Owllover

 

“Çilek alçak arazide olgunlaşır.”  Estonya atasözü

 

“Mutluluk çilek tarlaları gibidir.” Rachel Simon

blank

““Çilekler! Kalbin meyveleri.”  Anthony T.Hincks

 

Sırrımı saklarsan, bu çilek senin olur.”  Tsugumi Ohba

 

“Gerçek arkadaşlar çileği bile paylaşır.”  Slovak atasözü

 

“Çilek çiçeği kuru ekmeği nemlendirmez.”  Uganda Atasözü

 

“Çilekler kalbimi neşeyle dolduruyor.”  Anthony T. Hincks

 

“Çilek hayatın tadını harika yapan şeydir.”  Anthony T. Hincks

 

“Ağlamaklı oldum kaç kere çilek reçeli yüzünden.”  Didem Madak

blank

“Bakışların yanaklarımı çilek tarlalarına döndürür.”  Sanober Khan

 

“Çilek yetişmese de… severim ben bahçemi!”  Ivan Sergeyeviç Turgenyev

 

“Kayboldu çilekler kadar çilli çocukların sevinçler çalan çıngırakları.”  Can Yücel

 

“Aklı canbaz, yanağı al, sesi çilek aroması, bir çocuk oturuyor gözlerinde.”  Yılmaz Erdoğan

 

“Dudakları, tat tomurcuklarımı gıdıklayan ve öpmek istediğim çilekler gibidir.”  Vishal Antapurkar

 

“Kızarmış ekmeğin üzerine çilek reçeli sürdüğün birini asla unutamıyorsun.’ demişti kadın.”

Lefevre Leumacen

 

“Geçmiş, şimdiki zaman ve gelecek yerine çikolata, vanilya ve çileği tercih ederim.”  Ashleigh Brilliant

blank

“Şiir ve müzik çok iyi arkadaşlardır. Anne-baba, çilek-krema gibi birlikte giderler.”  Nikki Giovanni

 

“Hayat işte tam da bu andır. Belki de şimdiye kadar yediğimiz tek çilek bu andır.”  Pema Chodron

 

“Kısa bir adam yeryüzünden çilek alır. Uzun boylu bir adam ise göklerden yıldız alır.”  İsveç Atasözü

 

“Çocuklara ve kuşlara kiraz ve çileklerin nasıl tattığını sormak gerekir.”  Johann Wolfgang Von Goethe

 

“Özlemek çok garip bir duygu. Çok çılgın. Çok acıklı. Çok yoğun, çilek reçeli gibi koyu. Ateş ne kadar çoksa o kadar yapışkan.”  Zeynep Kaçar

 

Düşüncelerimiz gerçekleşiyor. Kendimiz yapıyoruz ne yapıyorsak. Tarlaya domates ekersek, domates yeriz. Çilek ekersek de çilek. Güzel şeyler ekersek tarlaya , güzel şeyler filizlenecektir

 

“Bu cam göbeği nehir hürriyetle adama benzedi. Şu dağ çilekleri, yaban elmaları basma çiçeğinden güzelse, hürriyetle büyüdüğünden.” – Edip Cansever

blank

Evde domates varsa domates, salatalık varsa salatalık kullanılır. Mevhibe hanımı kayınpederinin ufak bahçesinde iki vişne ağacı varken çilek reçeli yapmağa kalkmaz. Sevgi Soysal

 

“Şükredecek ne çok şey var hayatımda! Kapkaranlık bir âlemde değilim. Yediklerimden lezzet alabiliyorum. Sevdiklerimin sesine hayranım. Çileğin kokusunu duyabiliyorum.”  Sait Köşk

 

Çilek mevsimiydi.Nâzım’a bir kutu çilek hediye etmişlerdi.Şöyle iri iri,olgun olgun,fevkalade canlı şeyler..Kutuyu kucağına bastırmış,geldi.Yüzü çilekler kadar kırmızıydı,mavi gözleri neşeden kırılıyordu. Orhan Kemal

 

Bezelye MÖ 8000 yılına gelindiğinde evcilleştirilmişti, zeytin MÖ 4000 dolaylarında evcilleştirildi, çilek Orta Çağ’a kadar evcilleştirilemedi. Kuzey Amerika’ya özgü pekancevizi de 1846’ya kadar.

Jared Diamond

 

“Çilek, dağların süsüdür, ziynetidir. Haziran ile temmuz aylarında yenecek kıvama gelir. Bir de hatırlatma, Yağmurun çiseleyerek yağmasına da ‘çilek’ deniliyor. Ne güzel.” İbrahim Tenekeci

 

Kış, yolunu kesmeye çalışsa da bahar ipi göğüslüyor. İki yeşil ve iki kırmızı taraftarı; erikle çağla, kirazla çilek, alkışlıyor baharı. Alkışlıyorlar, çünkü geri dönebilirdi beyaz bayrak açıp teslim olsaydı kışa

Ali Ural

 

Dorian, sakın saçları çilek renginde olan bir

kadınla evlenme!” dedi.

“O nedenmiş, Harry?”

“Çok duygusal oluyorlar da ondan.”

“Ben duygusal insanları severim ama!”

Oscar Wilde

 

güzel bahçeli bir ilkokulun penceresinden 

dünyaya,

hayret, hasret ve biraz da

bayat bayram şekeri kederiyle bakan,

aklı canbaz , yanağı al,

sesi çilek aroması

bir çocuk oturuyor gözlerinde…

Yılmaz Erdoğan

 

Evet, çilek daha parlak, daha gösterişlidir ama ne yapalım ki pek boldur, pek yaygındır. Halbuki bir çitin en uzak köşesinde yetişmiş nazlı, gururlu, yüksek bir böğürtleni düşünün. İşte, Müjgan Hanım’ın kişiliğini, ben böyle anlıyorum. Bazen zevkler, sade bir vakurluğu, şamatalı ve iddialı şeylere tercih ederler

Mehmet Rauf

 

Son günleri…

“Canım çilek çekti. Duygu…”Kasım ayının ortası… Londra… Duygu Aykal, ablası için ne yapıp edip o çileği bulur. Rahat yiyebileceği hale getirir, kre­malı çilek yapar ve kendi eliyle yedirir.Bir isteği daha vardır kardeşinden. Kolundaki ince gümüş bilezikleri çıkarmasını söyler.“Bunları hastabakıcılara ver. Çok sevmişlerdi.”Muhtemelen Duygu’nun da artık ‘koptuğu andır’ bu. Ama ablasının isteğini yerine getirir, bileziklerini hastabakıcılara dağıtır.

Erdal Doğan

 

Bak canım senin baban bir çilek, diyelim. Annen o çileğe göre bir hayat felsefesi geliştirmiş ve bugüne kadar da onunla yaşamış. Fakat senin elindeti meyve ayva. Yani kocan ayva… Sen annenden aldığın çilek tatlısı tarifiyle, ayva tatlısı yapmaya çalışırsan, işte öyle taş gibi boğazına durur. Sen elindeki malzemeyi tanıyacaksın, onun özelliğine göre tatlı yapacaksın. Akıllı kadın elindeki malzemeye göre iş görür.

Sema Maraşlı

 

Dicle’nin serin yamaçlarında bir çilek idim ben. Bir gün kara kaşlı kara gözlü bir Arap kızı koparıp koydu sepetine.

Umuyordum ki al dudaklarına dokunacaktım. Tam dudaklarına yaklaştırırken olmadı olamadı… olamadım, yarım kaldım.

Adı Leyla idi. Dudaklarından koparıp bir kazana attı beni. Hurma lifleri çöl dikenleri ile beraber kaynadım. Gül dudaklar umarken dikenler battı yüreğime. Yanışım ateşten mi aşktan mi anlayamadım.

İskender Pala

 

Çölü geçen bir at, nasıl ilk rastladığı çeşme yalağına kafasını uzatır, kenarına dokunmadan, ta ortasında süze süze, gırtlağı düğümlene düğümlene ve gözleri lezzetinden süzüle süzüle içer, emer, sömürürse ben de, şimdi nemli yayla havasını, otomobilin penceresinden başımı çıkardım, kana kana içiyorum, hepsini içime çekmek istiyorum. Hatta bu bile kâfi gelmiyor; o havayı, ayrıca, bir çilek, bir şeftali gibi damağımda ezmek, daha maddi şekilde dişlerimin arasında, usareli ve rayihalı, çiğnemek istiyorum.

Refik Halid Karay

 

Bir ana haber bülteninde görmüştüm. Güneydoğu’nun bir köyünde, güler yüzlü genç bir öğretmen, hiç çekinmeden anlatıyor:

     “Müfredat, müfredat derken baktım çocuklar sıkılıyor. Ne yapayım da bu çocuklara okulu sevdireyim diye düşündüm. En iyisi gerçek hayata çocuklarımı alıştırmalı, dedim. Bir gün fark ettim ki öğrencilerimin çoğu çilek görmemiş, yememiş. Bursa’daki bir tarım şirketine yazı yazdım, durumu anlattım. Hiç ücret almadan bana birçok çilek fidesi yolladılar. Tabiat Bilgisi dersini sınıfta yapmak yerine çıktık dışarı, okulun bahçesinin dip taraflarını çapalayıp çilek diktik. Sonra gittik her çocuğun evinin bahçesine bir fide çilek diktik, çocuklar da ailelerine ‘çilek nasıl yetiştirilir, nasıl çoğaltılır’ diye eğitim verdi. İki yılda köyün her yeri çilek oldu, herkes çileğe doydu. En güzeli, şehrin pazarında satıp gelir elde eden çok aile var. Bana da hep dua ederler.”

Ahmet Şerif İzgören

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir