Doğan Cüceloğlu Sözleri

Doğan Cüceloğlu Sözleri


16 Şubat 2021 (bugün) vefat eden Doğan Cüceloğlu ‘nun sözlerinden ve kitaplarındaki alıntılarından bir derleme hazırladık. Sevenlerinin başı sağ olsun.

 

Ayrılıktır aslında ölümü acı kılan.

 

Hatırası olan ders akılda kalır.

 

Yalan insanın ruhunu öldürür.

 

Niyetiniz, yaşamınızın pusulası olmalı!

 

İnsanın gerçek gücü sevgisinde açığa çıkar.

 

Ön yargı; arı soktu diye bal yememektir.

 

Ölüm bilincini en güzel şairler ifade eder.

Doğan Cüceloğlu

İki insan birbirinin farkına varınca iletişim başlar.

 

Mutlu olmak istiyorsan, mutlu etmesini bilmelisin.

 

Gerçeğe saygı, kişisel bütünlüğün temelinde yatar.

 

Kendisi olmaktan korkmayan insan güler yüzlüdür.

 

İnsanın kaçamayacağı en büyük otorite kendi vicdanıdır.

 

Mükemmel değil, iyi insan yetiştirmeyi hedefleyin.

 

“Adama göre muamele oldukça bu millet adam olmaz.”

 

Acı gerçek şudur ki, aile genellikle hayallerin öldürüldüğü yerdir.

 

Ruhu öldürmek, bedeni öldürmekten daha büyük bir cinayettir.

Doğan Cüceloğlu

 “Kim olduğun o kadar bağırıyor ki, ne dediğini duyamıyorum.”

 

“Çocukları adam yerine koymayan aileden, adam zor yetişir.”

 

Dil ne kadar yetersiz kalıyor insanın düşündüklerini anlatmada.

 

“Kıyaslama sevgisizliktir, kıyaslanan çocuğun ruhu zehirlenir.”

 

Ancak farkında olan insan kendini keşfetme yolculuğuna çıkabilir.

 

Empatiye önem vermeyen bir toplum sağlıklı bir toplum olamaz.

 

Her çocuğun kalbinde kendinden daha büyük bir çocuk vardır.

 

Her şeyin mükemmel,  eksiksiz olmasını beklemek büyük haksızlık.

 

“Korkutularak büyütülen çocuk, sinsiliği ve kurnazca aldatmayı öğrenir.”

 

“İlişkilerinde sorumluluğunun bilincinde olmak, erdemli yaşamın temelidir.”

 

 “ Öğretmenlik yapan “ yüz “ merkezlidir , öğretmen olan ise “ CAN “ merkezlidir . “

 

Sanırım çocuğun aklını hiçe saymak ona yapılabilecek en büyük zulüm.

 

“Aklını, gönlünün değerleriyle yöneten insan yaşamının efendisidir.”

 

“Çocukluğunu doya doya yaşayamamış bir insanın mutlu olması çok zordur.”

 

Kendini tanımayan bir kimseyse, gerçek duygularının farkında olamaz.

 

Mutluluk eşyada değil, elde, kolda, gözde bile değil, beyinde gerçekleşiyor.

 

“Ne eksik biliyor musunuz, kendisiyle ilişkisini önemseyen insanlar…”

 

Mutlu olmak istiyorsan yanındakini de mutlu etmeyi bil. Bunun adı ‘biz’ bilincidir.

 

Öğretmenin tanıklığının ilk adımı öğrenciye “Sen varsın!” mesajını vermekle başlar.

 

Zaman içinde yer alan her şey değişir. Varolmak demek, değişmek demektir.

 

“Aldanma, insanlar bencil olmaktan değil, bencil görünmekten utanırlar.”

 

“Mutluluk, aramakla bulunacak bir şey değildir, onu inşa etmek gerekir.”

 

Sevgi ve anlayışla hareket eden hiç kimse kaybetmez; veren de kazanır, alan da!

 

“Etrafında kimseyi bulamamak zor, içinde kimseyi bulamamak ise daha zor.”

 

 

“Engelliyi yok sayan bir toplum, zamanla kendi insan özünü kaybeder.”

 

Çocuğunuzla şimdiki günleri ancak bir kere yaşayacağınızın farkındasınız değil mi?

 

Öğrenci, öğretmeni severse anlatılan konuyu da sever. Yani önce gönül, sonra kafa…

 

Okumak olgunlaştırır, konuşmak ustalaştırır, yazmak ise daha somut bir bilgi sağlar.,

 

Bilim doğayı anlama çabasıdır. O dili anlayan doğayı dost, anlamayan düşman bilir.

 

 

“Bir İnsanı değerlendirmek için nelere sahip olmadığına değil, sahip olduklarıyla neler yaptığına bak.”

 

“Ölümün avcılık yaptığı bu dünya da kuşku ve pişmanlık için zaman yoktur,ancak kararlar için vakit vardır.”

 

Toplumun gelecekteki sağlığı, çocukların zihinlerini ve gönüllerini geliştirmede yatar.

 

Sorumluluk bilinci, kişinin olgunlaşma sürecinde nerede olduğunun en iyi göstergesidir.

 

Kimi yoldaş olarak istediğinizi bilmek için kim olduğunuzu bilmeniz, hissetmeniz gerekir.

 

Sıradan vatandaşın ön yargılı olması kötü, ama öğretmenin ön yargılı olması çok kötüdür.

 

Sorumluluk almayan insanın neyi, ne kadar, nasıl yapacağına dair sınırları belirgin değildir.

 

Kırılgan yönlerinizi paylaşabileceğiniz insana güvenirsiniz. Ve güven duygusu ilişkinin can damarıdır.

 

Bir öğretmenin etkisi sonsuzluğa uzanır; onun etkisinin nerede son bulacağını kimse bilemez.

 

Özgürlük ancak sorumluluk temeli üzerinde yaşayabilir. Sorumluluk olmadan, özgürlük yaşayamaz.

 

Bir toplumun uygarlık düzeyini ben o toplumumun duygudaşlık, yanı empati düzeyinde görüyorum.

 

İzin verin, çocuğunuz yaşamını tribünlerde seyirci olarak değil, sahada oyuncu olarak geçirsin.

 

“Bilinci donanmış insan, bilinci donanmamış insandan her zaman ve her koşulda daha etkili ve güçlü olacaktır.”

 

“Kişi ancak uyandıktan sonra, daha önce uyuyor olduğunu kavrıyor. Uyuyan uyuduğunu bilmezse, gördüğünün rüya olduğunu anlayamaz.”

 

Düğün bir maddi güç gösterisi olmamalı… Evlenme olgunluğuna gelmemiş olanlar düğünü çok önemser.

 

Bence siz, hangi soruları soracağınızı bilmeden, soramadığınız soruların cevaplarını arıyorsunuz.

 

Dünyadaki hiçbir çıkar verdiğiniz sözü tutmamaya ve kendinize olan saygınızı kaybetmeye değmez.

 

Olgun insan kendi gözüne hesap veren insandır; hayatının en önemli tanığının kendisi olduğunu bilir.

 

Hayır demesini bilmeyen kişi güçsüz kişidir. Hayır demesini bilmeyen kişinin evetinin de anlamı yoktur.

 

“En temel özgürlük, insanın yaşamında kendisi olarak var olabilmesi ve kendi bütünlüğünü yaşayabilmesidir; dürüst insan özgürdür.”

 

Ölümün avcılık yaptığı bu dünya da kuşku ve pişmanlık için zaman yoktur, ancak kararlar için vakit vardır.

 

Öğretmen, aslında her biri saklı, potansiyel bir rezerv olan öğrencilerini açığa çıkaran bir maden mühendisi olmalı.

 

İnsanlarla münasebetin ateşle münasebetin gibi olsun. Çok uzaklaşma donarsın; çok yaklaşma yanarsın.

 

Çocukların kendi düşüncelerini söyleme ve uygulama olanağı verilmeyen ailelerde, çocuklar olgunlaşamazlar.

 

“İnsanların yaşamı tesadüfler sonucu oluşmaz; insanların yaşamı onların davranışlarının yansımasından başka bir şey değildir.”

 

Hiç hata yapmayan insan, hiçbir şey yapmayan insandır. Ve hayatta en büyük hata, kendini hatasız sanmaktır.

 

Tanıştığınız kişiyle güzel sohbetler yapabiliyorsanız, bilin ki o kişi özel biridir. İlişkide sohbetin yeri başkadır.

 

Su kirliyse balıkları geliştirip eğitmenin bir çaresi yok. Bir süre sonra o kirli suda hepsi boğulacaklar zaten.

 

Çocuğunuz, kurnaz ve açıkgöz biri olacağına, başkalarının hakkını yemeden üreten ve kazanan biri olsun.

 

Yaşam felsefesi, başka adıyla kişisel anayasa, sağlam bir temel oluşturacağından, değişen çevre ve olaylar insanı şaşırtmaz.

 

Bence dünyada öğretmenlik gibi hiçbir meslek yok ki sadece bir saatlik bir dersle bile bir insanın kaderini etkileyebilsin.

 

Aynada gözlerinin içine rahat rahat bakarak söyleyemeyeceğin şeyleri yapma ; çünkü senin en önemli gücün bu gözlere rahatça bakabilmekte saklıdır.

 

“Kaybetmekten korkan insan, daha çoğuna sahip olmak ister ki, sahip olduğu bazı şeyler kaybolursa, hiç olmazsa elindekiler geriye kalsın.”

 

En temel özgürlük, insanın yaşamında kendisi olarak var olabilmesi ve kendi bütünlüğünü yaşayabilmesidir; dürüst insan özgürdür.

 

Hayatınızın herhangi bir noktasında değişmeye ve gelişmeye başlayabilirsiniz; yeter ki zaman ve emek vermeye hazır olun.

 

Öğrenilmiş cehalet doğru bilinen yanlışların nesillere aktarılmasıyla oluşur. Tehlikelidir, çünkü gerçek doğruların öğrenilmesini engeller.

 

Olayların anlamı yoktur, onlara biz anlam veririz. Olgun insan, olaylara kendisinin anlam verdiğini bilir ve verdiği anlamdan sorumluluk alır.

 

Kişinin mutluluğu fiziki durumundan çok beynindekilere bağlıdır. Belirleyici olan, engelli ya da engelsiz olsun, insanın yaşam karşısında duruşunun sağlamlığıdır.

 

Evlenmeden önce müstakbel eşinizi tanımaya çalışmak ve anlamak olgun bir insan olarak sizin sorumluluğunuzdur. Evlendikten sonra “Sen niye böylesin?” diye suçlamak ve onu değiştirmeye çalışmak fayda etmez; yazık olur, mutsuz evlilikler kervanına bir de sizinki katılır!

 

“Kendi kalbine bakmayanın yaşamı bulanıktır; kendi yüreğine bakabilme cesareti gösterenler gönlünün muradını keşfedenlerdir. Dışarıya bakan rüya görür, hayal dünyasında kaybolur; içeriye bakan uyanır, kendini keşfeder.”

 

Makam, mevki, rütbe, unvan; bunların hepsi cekettir. Ceketi asar bir yere gideriz. Arkamızda sadece insanlığımız kalır ve öldüğümüzde sadece çıplaklığımızı götürebiliriz bu dünyadan.

 

 İnsan sürekli hayatını daha anlamlı kılmaya çalışır. İnsanın gerçek kimliğini, hayatını nasıl anlamlı kıldığına bakarak, keşfedebilirsiniz. Bazı insanlar dünya beni görsün diye, bazı insanlar ise dünyayı görmek için dağlara çıkar.

 

“İşyerinde insan yerine konan, güvenilen, fikri sorulan kişi elinden gelenin en iyisini yapar. Her koşulda doğru olanı yapmayı ilke olarak kabul etmiş yönetici güven yaratır. Elinden gelenin en iyisini yapan ve güvenilen bir ortamda çalışan insanlar ürün ve hizmetlerinde kaliteyi yaratırlar.”

 

 “Sağlıklı insan konuştuğu ortamın, kiminle konuştuğunun farkındadır. Karşıdaki insanın duygularına saygılıdır. Bilerek onları kırmak istemez. Yani sağlıklı insan ‘patavatsız’, ‘paldır küldür’ olamaz. Doğal olarak kendi düşünce ve duygularını söylerken ortamı, oradaki insanları bilerek konuşur. Susmasını da bilir.”

 

Evlilik otostopa benziyor!” diye düşünmüştüm ilk aylarında, ilk yıllarında evliliğimin. Bir kişi için duruyorsun, ama arabana 50 kişi doluyor. On sekiz yıl sonra anladım ki bu otostopçulardan hiçbiri bir yere gitmek istemiyor, ama direksiyona geçmeye ÇOK HEVESLİLER. Hatta güzel geçinelim diye sakin uyumlu davranırsanız, yıllar sonra kendinizi arka koltukta sıkışmış buluyorsunuz. Her an kapı açılabilir ve düşebilirsiniz araçtan.


Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?