Dolunayla İlgili Sözler

Dolunayla İlgili Sözler

Yazıyı paylaş

Bu gece dolunay var. Bizde dolunayla ilgili sözlerden ve içinde dolunay geçen kitaplardan alıntılar yaparak bir demet hazırladık.

 

Geceye dedim ki; uzan uzanabildiğin kadar, şimdi o dolunay uykudadır.  (Şems-i Tebrizi)

 

Dolunay iyi bir balıkçıdır; her göz onun ağına kolayca yakalanır!   ( Mehmet Murat İldan)

 

Bu gece dolunay var gökyüzünde, kutup yıldızı yine belirgin. Sen rahat uyu diye bekçi atadım onları gecene. İyi geceler gökyüzümün en parlak ve güzel yıldızı.

Belgrad ormanlarından olağanüstü bir fotoğraf

 

Hiç küfür karanlığını giderecek bir dolunay sahipsiz olabilir miydi?  (Bülbülün Kırk Şarkısı, İskender Pala)

 

Gökyüzü açıkken, deniz sakinken ve dolunay yükseliyorken, her ne yapıyorsan, bırak, sahile git; otur ve seyret! Ve sonrasında, düşünmenin olmadığı ülkeye varacaksın, saf bilgeliğin olduğu yere!- Mehmet Murat İldan

 

Yıldız komasına girmek istiyordum, istiyordum dolunay çarpsındı beni.   (Pul biber Mahallesi, Didem Madak)

 

Sabretmek öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir. Şems-i Tebrizi

 

 

“Ay dolunay

Ay büyüyor sessiz gecemde…

Kalbim ağır, ruhum huzursuz, eski rüzgarlar esiyor penceremde…

Kiminin gecesi yoktur, yüreğine ansızın çöker gece…”

 

Eğildim, havuzu gümüşe boyayan dolunayın saydam tenine dokundum. Dolunay ürperdi, su ürperdi, havuz ürperdi; çiçekleri, kavakları, börtü böcekleri, gece kuşlarıyla bütün bir bahçe ürperdi.

Bab-ı Esrar, Ahmet Ümit

 

Ey gizlenen dolunay ve yıldızlar! Bilin ki onun aşkına dönmekte yerler ve gökler, ona tutulmakta burçlar ve felekler. O var iken zemin ile zaman arasında hangi varlığa adansın ya emekler, ya hangi renkle iltica etsin dallarına çiçekler? Cemalini gören aşık, görmeyen aşık iken, gamzesine rüyada olsun dönmesin mi narin kelebekler?

(Mihmandar, İskender Pala)

 

Oysa dolunay varsa, bir yerlerde med ve cezir olmalıydı. Nasıl olurdu, cevher olurdu da araz olmaz mıydı? Kader olurdu da tecellisi, güneş olup da ışığı olmadan olur muydu?”

(İsimle Ateş Arasında, Nazan Bekiroğlu)

 

Taşta kan vardı, gökyüzünde dolunay, bahçede toprak kokusu… Taşta kan vardı. Bahçede ürkütücü bir serinlik… Taşta kan vardı, insanların yüreklerinde nefret, dolunayda derin bir sükunet… Taşta kan vardı, yedi bıçak, yedi yara açmıştı. Yedi kızıl fıskiye. Yedi kez sarsılmıştı adam, yedi kez sarsılmıştı bıçağı saplayan yedi kişi…                      (Bab-ı Esrar, Ahmet Ümit)

 

 

Gördüğüm o dolunay yüzün aşkın hüneri değil miydi? Söylesene ahu bakışlı,huzur yüzlü güzel kız. Senin adın aşk değil de neydi?    Umudum Aşk, Özlem Uğurlu Aydın

 

 

Bir merdivendir ki aşk, ilk basamağında ölüm

Getirmiş göğümüze çürüyen yıldızları

Meğer aradığını tende bulmakmış zulüm

Burcumuzda büyümüş dolunay hırsızları

(Mahrem ve Münzevi, Nurullah Genç)

 

 

O gece dolunay vardı ve gökyüzü ışıl ışıldı. Ara sıra ince bulutlar dolunayı gölgeliyor, okşayıp geçiyordu. Durgun bir bahar havası vardı dışarıda. Ama ben üşüyor, titriyordum. Soğuktan ziyade yalnızlıktan idi bu.

(Toprak Ana, Cengiz AytmatovToprak Ana)

 

Bir zaman sonra saadetli yılların sonuna geldiğini iyice hissetmeye başlamıştı Ay-Toldı. Bir Dolunay gibi girdiği bu mutluluk yılları artık sona eriyordu. Yaşlılıkla beraber hastalıklar da onun yakasını bırakmıyordu.

(Kutadgu Bilig, Yusuf Has Hacip)

 

22 Mayıs 1453’te Konstantiniyye semalarında beliren dolunay, Bizanslıları iyiden iyiye tedirgin etti. Konstantiniyye’nin Müslümanlar tarafından ele geçirileceğine dair pek çok kehanete inanan Ortodoks halkın itikadına göre şehir, Ay dolunay halinde iken düşecekti.

İki Çağın Hükümdarı Fatih Sultan Mehmed, Murat Duman

 

Ay ondörtdündeydi.Yoğun bir bulut tabakası onu gizlemeye çalışıyordu sanki. Yinede seyre doyamıyordum. Binlerce yıl ve binlerce yıldır sükunet ve aydınlık ilham eden şu gökyüzünün göğüsüne takılı dolunay tebbesümlere boğuyor beni.Senin ışığının altındayım, ey nurlu ay.Ne soyludur karanlıklara koyuşun….

Türkistan Geceleri, Necib El-Kiylani

 

Mevlana’dan

“Nuh, tam dokuzyüz yıl kavmini davet edip durdu. Her an da kavminin inkârı arttı. Fakat o söylemeden vazgeçti mi? Hiç sükût mağarasına çekilmeye kalkıştı mı? Köpeklerin havlamasıyla kervan, hiç yolundan kalır mı? Ay ışığı olan gecede dolunay, köpeklerin havlamasıyla yürüyüşünü ağırlaştırır mı, dedi. Ay, ışığını saçar, köpek de havlar durur. Herkes yaratılışına göre bir hizmette bulunur.” 

 (Aşkın Diyalektiği, Rasim Özdenören)

Yazıyı paylaş
Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?