Ernesto Che Guevara Sözleri

Ernesto Che Guevara Sözleri

Dünyaca tanınan en büyük Sosyalist devrimciler arasında yer alır. Küba’ya özgürlüğü kazandırdıktan sonra, ülkenin diğer yerlerinde de bu sömürüyü ortadan kaldırmak için mücadele yolunu seçmiştir. Tıp eğitimi almıştır.

9 Ekim 1967 de öldürülen Che’nin sözlerinden bir demet hazırladık.

Ernesto Che Guevara, hayatı hakkında kısa bilgiye yazımızın sonunda ulaşabilirsiniz.

 

Gerçekçi ol, imkansızı iste…

 

Düşmanın yoksa hayatta hiç başarılı olamadın demektir…

 

Bana güç veren zaferlerim değil, yaşamdaki yenilgilerimdir.

Savaşan, kaybedebilir. Savaşmayan, çoktan kaybetmiştir.

 

Bir çiçeği öldürebilirsiniz ama baharı öldüremezsiniz.

 

Okuma yazma bilmeyen milletleri kandırmak kolaydır.

 

Kaybettiğin tek savaş, uğrunda savaşmaktan vazgeçtiğindir…

 

Ayakkabılarımın altı delikti; ama üstü her zaman boyalıydı…

 

Dik dur ve gülümse. Bırak neden gülümsediğini merak etsinler…

 

Saklayacak bir şeyin yoksa korkacak bir şeyin de yok demektir…

Bir devrimci başkasına atılan tokadı kendi yüzünde hissedendir…

 

Basit bir dikiş makinası ve birkaç kalıpla kadın harikalar yaratabilir.

 

Hayatta öyle seçimler yap ki; kazandığın şeyler, kaybettiklerine değsin.

 

İnsan çevresine alet olmayı bırakmalı ve kendi kaderinin mimarı olmalı.

 

Zalim liderler, yalnızca yeni zalim liderlere yer açmak için değiştirilir.

 

İnsanlar her gün saçlarını düzeltiyorlar da, kalplerini neden düzeltmiyorlar?

 

En kötü olasılıklara karşı psikolojik bakımdan hazır olan bir ordu yenilmezdir,

 

Dizlerimin üzerinde yaşamaktansa, ayaklarımın üzerinde ölmeyi tercih ederim…

 

Devrim olgunlaşıp düşecek bir elma değildir. Onu sizin düşürmeniz gerekir.

Komik gelebilir ama devrimciyi yönlendiren gerçekte büyük bir sevgidir.

 

Belki hiç bir şey yolunda gitmedi ama hiçbir şey de beni yolumdan etmedi!

 

Arkamdan konuşmaya devam et çünkü karşıma çıkacak kadar büyük değilsin…

 

Bir yalan, hangi amaç için söylenmiş olursa olsun, her zaman, en kötü gerçekten daha kötüdür.

 

Ben kurtarıcı değilim. Kurtarıcı diye bir şey yoktur. İnsanlar kendi kendilerini kurtarır.

 

Aynı evrende yaşamamalı cellatlar ve çocuklar; ya ölmeli cellatlar ya da hiç doğmamalı çocuklar…

 

En kolayıdır kaybetmek, mesele kazanmak için uğraşmakta. Savaşmadan esir olacağına, savaşarak ölmeli insan aslında.

Küba Halk Devrimi, Rockefeller ve Royal Dutch grubunun imparatorluğuna da darbe indirmişti.

 

Çoğu bana maceracı diyecek, evet öyleyim. Ama farklı bir türden… İnançlarını doğrulamak uğruna, postunu tehlikeye atan türden.

 

Etkisi az da olsa, küçük bir gerçek, sahte sırmalara bürünmüş büyük bir yalana yeğ tutulmalıdır.

 

Zor olduğu için cesaret edemediğimiz şeyler, aslında biz cesaret edemediğimiz için zordur.

 

İyilik yapmaya devam et. Karşındaki o iyiliğe layık olmasa bile, sen o iyiliğe layıksın.

 

İnsanda en büyük hata: Karşıdaki insana gereğinden fazla değer vermek değil, kendine hak ettiğinden daha az değer vermektir.

 

Kaybetmekten korkma; bir şeyi kazanman için bazı şeyleri kaybetmelisin. Ve unutma; kaybettiğinde değil, vazgeçtiğinde yenilirsin.

 

Bir şeyi yapmak için, onu çok sevmelisiniz. Bir şeyi sevmek için, ona delicesine inanmalısınız.

 

Hiçbirimiz savaşmak için savaşmak istemiyorduk.Savaşıyorsak,bunu gerekli olduğu için yapıyorduk.

Sevgili dediğin güzelliğiyle seni kendine âşık eden değil, sana kendin olabilme şansını verendir…

 

Ben Ernesto’ydum sadece Ernesto, siz de sadece bir şey olarak var olursunuz. Che olmayı kendim istedim, sizde inanırsanız olursunuz, inanırsanız.

 

Hayatta gerçeklerle yaşa ve her zaman onları savun. Takdir eden olmasa bile, vicdanına hesap vermekten kurtulursun.

 

Eğitim sisteminin tüm duvarları yıkılmalı. Eğitim bir ayrıcalık olmaktan çıkarılmalı; sadece parası olanlar değil bütün çocuklar eğitim almalı.

 

Aç insanların karnını doyurduğum zaman bana kahraman diyorlar. Bunların neden aç olduğunu sorduğum zaman ise; bana komünist diyorlar…

 

İki şeye hakkım var: Özgürlük ve ölüm. Birine sahip olamazsam ötekini isterim, çünkü kimse beni canlı tutsak edemez.

 

Eğer bir gün beni başım eğik görürsen, bil ki başım; yere düşmüş birini kaldırmak için eğilmiştir…

 

Her gün yeni bir gemi kalkar insanın umut limanından özgürlük için, yaşamak için ve fırtınaya inat, dalgaya inat, ölüme inat!

 

Aslanların sessiz kaldığı yerlerde, kuşlar kartallar volta atar; ama bilmezler ki aslan o sessizliği bozarsa, kıyamet kopar.

 

Yoksula gülmedim, zenginliğe özenmedim, faşistleri sevmedim, ezilenleri dövmedim, ben devrimci doğdum, devrimci öleceğim…

 

Dünyanın neresinde olursa olsun, haksız yere birisinin suratına atılan tokadı kendi suratında hissetmeyen kişinin insanlığından şüphe ederim.

 

Ölüm seni yanıltmasın. Bir düşün yaşayanları. Alnını korkusuzca kaldır. Kimin yanındasın ve yerin neresi. Ve senin en çaresiz anında tek silahın nedir?

 

Ne kadar farklı olursa olsun; sana ait olmayana tenezzül etme ve ne kadar basit olursa olsun senin olandan asla vazgeçme.

 

Deniz her zaman benim en büyük sırdaşım olmuştur; ona anlatılan her şeyi dinler ve derinliklerine gömüp sırlarınızı kimseye söylemez. En iyi tavsiyeleri o verir, istediğiniz her şekilde yorumlayabilirsiniz onun huzurlu sesini.

 

En önemlisi, kabiliyetinizi koruyabilmeniz, dünyanın neresinde olursa olsun her haksızlığı kendinize karşı yapılmış gibi hissetme kabiliyetinizi. Bu bir devrimcinin en önemli özelliğidir…

 

Bir ülke, tüm planlarını kendisi yapmadıkça, sınırlarının içinde varoluşunu sürdürmek için gerekli ürünlerin en büyük kısmını kendisi imal etmedikçe gelişmiş sayılmaz.

 

Kadın, bir devrimci sürecin gelişiminde olağanüstü önemli bir rol oynayabilir. Bunu hatırlatmakta yarar vardır, çünkü özellikle bizim ülkelerimizde, kadını küçük gören, hatta tamamen ayrı tutan bir sömürgeci zihniyet vardır.

 

Gazeteci Lisa Howard: Bir devrimcinin sahip olduğu en önemli özellik nedir? Diye sorar röportaj sırasında.

Che yanıtlar: Aşk.

Bu yanıt çok şaşırtmış olmalı ki tekrar etmekten kendini alamaz genç kadın. Aşk?

İnsanlık aşkı, doğruluk ve adalet aşkı. Bunları taşımıyorsa benliğinde, gerçek bir devrimci değildir o.

 

KISA HAYATI

Ernesto Che Guevara, 14 Haziran 1928 tarihinde Arjantin’in Rasario şehrinde dünyaya gelmiştir.

Guevara, burujuva bir ailenin çocuğuydu. Politik eğilimleri sola açık liberalizmi savunuyorlardı. İspanya İç savaşında cumhuriyetçi kesimi savunmuşlardı. Maddi durumu açısından iyi bir çocukluk geçiren Che, 1944 yılına geldiğinde ailesinin durumları iyiden iyiye bozulmaya başlamıştı. Ailesi Arjantine taşınmıştı. Che, bir yandan öğrenimine devam ederken diğer yandan çalışıyordu. Tıp fakültesine yazılan Che, okulun ilk yıllarında Arjantin’in batı kesimlerini dolaşarak köylerdeki hastalar üzerinde çalışmalar yaptı.

 

Son sınıfa geldiği zaman arkadaşı Alberto Grandas ile bütün Latin Amerika’yı içine alan bir motosiklet turuna çıktı. Bu gezi ile Latin Amerika tarafından sömürülen köylüleri yakından tanıma fırsatını vermişti. 1953’ün Mart ayında okulunu bitirerek doktor olmuştur. Venezuella’da cüzam kolonisinde çalışmak üzere anlaşmıştır. Orada yerliler hakkında yaptığı bir inceleme nedeniyle tutulmuş ve ceza evine atılmıştır. Hapisten çıktıktan sonra Ekvator’da birkaç gün kaldı. Burada tanıdığı avukat Ricord Rijo onun hayatında dönüm noktası olmuş, Che Venezulla’ya gitmekten vazgeçip, Ricordo Rojo ile birlikte Guetamala’ya gider.

İlk fırsatta ihtilalciler safına katılır. Ernesto, Guetamala’da birçok Küba sürgün ve Fidel Castro’nun kardeşi ile karşılaşır. Meksika’ya geçtikten sonra Fidel Castro ile karşılaşarak Küba devrimcileri arasında yer alır. Devrimci Che, 1959’da Küba vatandaşı olarak ilan edilir. Bir süre sonra da silah arkadaşı Aleida March ile evlenir.

 

7 Ekim 1959’da Milli Tarım Reformu Entitüsü başkanlığına, sonrasında Küba Milli Bankası başkanlığına getirilir. Böylelikle Che, ülkenin mali işleri ile yakından ilgilenmiş oluyordu. Az gelişmiş ülkelere çeşitli seyahatler düzenleyen Che, sömürülen halkları ve emperyalistleri yakından tanıma fırsatı oldu. Bu durum Che’nin savaşçı yanının canlanmasına neden olur.

 

Artık Latin Amerika ülkelerine gidip halkları örgütleme kararını vermiştir. 1965 Eylül’de bilinmeyen ülkelere doğru yol alır.

 

İlk olarak Afrika kıtasındaki Kongo’ya sonrasında Bolivya’ya gider. Guevara, 9 Ekim 1967de Vallegrande yakınlarında Bolivya Ordusu’nun elindeyken öldürüldü. Ölümünden sonra Guevara, dünya üzerinde sosyalist devrimci hareketinin simgesi haline gelmiştir. Onun istediği sömürünün olmadığı bir dünyaydı.

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Yorumlara Kapalıdır