Eylül Ayı Sözleri

Eylül Ayı Sözleri

Sıcak yaz aylarının sonuncusu olan ağustosu da geride bırakırken sarının tonlarının hakim olacağı duygusal ve hüzünlü bir mevsimin ilk ayı olan  Eylül ayına merhaba diyoruz.

Eylül ayı ile ilgili söz ve şiirlerden bir demet hazırladık.

 

Eylül sadece bir sonbahar değil oldukça renkli zamanlardır.

 

Eylül bir ay değil, bir aylık ayrı bir mevsim. (Haşmet Babaoğlu)

 

Eylülü tanımak insanlara neşe ve geleceği gösterir.

 

Eylül seninle bir yaşam ömür boyu mutluluğun ifadesidir.

 

Kasımı yaşayamıyorsan eylülde kalmışsındır. -Kahraman Tazeoğlu-

 

Bir ayrılıktı, bir savruluştu sevgiliden, hayattan. Eylüldü ayrılığın adı.

 

Eylül hazan mevsimi, eylül dalından düşen yaprağın toprağa düştüğü an.

 

Dedim ya, Eylül’dü. Savruluşu bundandı kimsesizliğimin. (Cemal Süreya)

 

Eylül ayında anlatılan aşk masalları insanlara neşe, sevinç, mutluluk ve gelecek sunar.

 

Bir gün aklına gelecek olursam, bana şiir ısmarla. Eylül’ü konuşalım. -Cemal Süreya-     

  

Her uyanışımda Eylül sabahının serinliğini, yaprakların serinliğini yüreğime dolduruyorum. (Ataol Behramoğlu)

 

Eylülde gelirim demişti, gözlerim hep yolda, aklım dalından düşen yaprakta.

Eylül toparlandı gitti işte ekim falan da gider bu gidişle… (Turgut Uyar)

 

Gökyüzündeki yıldızlar dahi Eylül ayında parıldaması bir başka olmaktadır.

 

Ben sadece gökyüzüne bakarak Eylül ayının geldiğini hissederim, çünkü Eylül ayında yıldızlar bile bir başka parlar.

 

Ve ben bütün yapraklarımı döküyorken şimdi, Eylül diyorsun, tam da orada başlıyor ayrılık. Ahmet Telli

Bugün olmazsa yarın, yarın olmazsa önümüzdeki ay, malum Eylül’lerin hep kayda değer anıları var. -Buket Konur-

 

Her gönül insanı yemiştir, ömründe birkaç kez, Eylül’ün tokadını. (Servet Saygınoğlu)

Sen de seksen yaşına gelirsen, göreceksin ki insan bu yaşta kendini eylül sonunda bir yaprak gibi hissediyor. -Susanna Tamaro-

 

Eylül’dür ya; yaprak her tuttuğu daldan önce kurur, sonra düşer. İnsandır ya; o da her güvendiği daldan önce kırılır, sonra düşer…

 

Her mevsimin kendine özgü rengi vardır. Nisan yeşille, eylül sarıyla, aralık beyazla özdeştir. -Melek Altun-

 

Mevsim ağlıyor bugün, özlüyor o aydınlık günlerini, ayrılıyor yapraklar ağaçlardan bir hasret rüzgârıyla. Bana eylülü yaşatma ey sevgili.

 

En güzel hikayeyi kendisine anlatacak bir Eylül kalmış gibi, en ağır hikayeyi dinlemek Eylül’ün sırtına kalmış gibi. -Nazan Bekiroğlu-

 

Sen nisansın daha, ben sarı eylül, sen goncasını açan, ben kuruyan gül. -Feraye Sünev Çokgürses-

 

Bundan sonra hiç Eylül olmayacakmış ama bundan sonrası hep de Eylül’müş gibi. -Nazan Bekiroğlu-

 

Elinde değildir akşam serinliğinde üşürsün. Eylül’den itibaren geceler hazindir uzundur. -Attila İlhan-

 

Hüzünlerin düğünüdür eylül, asildir, gururludur. Acılarını kendine saklar, onurludur. -Canan Tan-

Bırakırsın acı anıları, hepsini katarsın eylül rüzgarlarının önüne. Dipdiri, güçlü, en taze, en yeni duygularla dolu çıkarsın ana yola. -Oktay Akbal-

 

Ayrılıkların, aşktan büyük yaşandığı, koca bir ömürdür eylül. Yağmurdur, hüzündür, kimse bilmesin isterim, Eylül, Piraye’dir. -Nazım Hikmet Ran-

 

Bugün Eylül’ün hazanı, sararan hayatlar arasından sıyrılıp geldi. Sen bana hüzün ben sana mutluluk nerde kaldı sonbaharda gelecek mutluluk.

Şemsiyesiz kalan kelimeler sırılsıklam. Nereden geldi böyle sevdalı bir eylül yağmuru da dağıttı mürekkebini kelimelerimin. -Hikmet Anıl Öztekin-

 

İnsan kanına bulanmış güneş, dağların ardından batarken eylül ayının kan kırmızısı parlak ayı darıların üstünden doğmaya başlamış. -Mo Yan-

 

Dalından kopan yaprakların, sararan yanlarına yazdım adını, sahte bir gülüşten ibarettin oysa. Ve hiç bilmedin ellerimin soğuğunu. Eylül’dü. – Cemal Süreya-

 

Bazen mesafeler kısadır ama kavuşmak da imkânsızdır… İmkânsız aşkların, Eylül gibi içimizden döküldüğü anlarda yine bir sığınak ararız. Acaba her sığınak güvenli midir? -Safiye Çetinkaya-

 

Sonbaharın en kalın düdükleri, uğuldar eylül serinliğinde, sokaklar törenle demir alır, camların buğulanıp üşüdükleri, o rüya belirsizliğinde. –Atilla İlhan-

 

Bir güz yazısı yazmaya kalkışan her yazarın yolu dönüp dolaşıp Eylül’ün bahçesinden geçer de en güzel cümlesi hangisidir bu romanın, bir türlü kestirilemez: “Her şey çürüyor, her şey.” Bu mu ifade eder en güzel Eylül’ü? -Nazan Bekiroğlu-

 

Eylül! öyle bir ay ki, geçen her güzel günü için ona minnettar olmak gerekir. Eylül, esef ve özlem ayıdır, içine birkaç günlük kış hücumundan acı düştüğü için, insan o güzel havaların, devamlı yazın artık geçtiğini anlayıp üzülür, özlem çeker. -Mehmet Rauf-

 

EKİM AYI SÖZLERİ

 

Eylül Sonu

Günler kısaldı… Kanlıca’nın ihtiyarları

Bir bir hatırlamakta geçen sonbaharları.

Yalnız bu semti sevmek için ömrümüz kısa…

Yazlar yavaşça bitmese, günler kısalmasa…

 

İçtik bu nâdir içki’yi yıllarca kanmadık…

Bir böyle zevke tek bir ömür yetmiyor, yazık!

Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor;

Lâkin vatandan ayrılışın ıztırâbı zor.

 

Hiç dönmemek ölüm gecesinden bu sâhile,

Bitmez bir özleyiştir, ölümden beter bile.

Yahya Kemal Beyatlı

 

Eylül’dü

 

Dalından kopan yaprakların

Sararan yanlarına yazdım adını

Sahte bir gülüşten ibarettin oysa.

Ve hiç bilmedin ellerimin soğuğunu.

 

Eylül’dü…

Di’li geçmiş bir zamandı yaşadığımız

Adımlarımızın kısalığı bundandı

Bundandı gözlerimin durgunluğu.

 

Sarı sıcak cümlelerde sözün kadar yalan,

Ellerin kadar ıssız,

Sen kadar zamansız molalar veriyordum

Ve çocuksu bir bencillikti hüznümüz.

 

Eylül’dü…

İzlerini çizdiği zaman ansızın gidişin,

Şimdi yoktu bi anlamı suskunluğun.

Çırılçıplak kalakaldım sessizliğinin orta yerinde.

 

Sonra sesime yankı vermeyen uçurumlar kıyısında yürüdüm bir zaman

En çok sesini aradım.

Gözlerinse asılı bıraktığın yerdeydiler hâlâ.

Gözlerini sildi zaman…

 

Dedim ya… Eylül’dü.

Savruluşu bundandı kimsesizliğimizin.

Cemal Süreya

 

Ben Eylül Sen Haziran

 

Bir eylüldü başlayan içimde.

Ağaçlar dökmüştü yapraklarını.

Çimenler sararmıştı.

Rengi solmuştu tüm çiçeklerin.

 

Gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı.

Katar gidiyordu kuşlar uzaklara.

Deli deli esiyordu rüzgar.

Dağılmıştı yazdan kalan ne varsa.

 

Yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar.

Neydi o bir zamanlar.

Sevmişliğim, sevilmişliğim.

O heyheyler, o delişmenlikler neydi.

 

Ne bu kadere boyun eğmişliğim.

Ne bu acıdan korlaşan yürek.

Ne bu kurumuş nehir; gözyaşım.

Önümdeki diz boyu karanlıklar da ne.

 

Ne bu ardımdaki kül yığını; elli yaşım.

Beni kötü yakaladın Haziran.

Gamlı, yıkık eylül sonuma.

Bir ilk yaz tazeliği getirdin.

 

Masmavi göğünle.

Cana can katan güneşinle.

Pırıl pırıl engin denizinle girdin içime.

Çiçekler açtı dokunduğun.

 

Çimler büyüdü yürüdüğün.

Ve güller katmer oldu güldüğün yerde.

Başımda senin kuşların kanat çırpıyor şimdi.

Oldurduğun yemişlerin ağırlığından.

 

Dallarım yere değiyor.

Güneşi batmadan saçlarının.

Bir dolunay doğuyor bakışlarından.

Gün boyu senden bir meltem esiyor yanan alnıma.

 

Uykusuz gecelerim seninle apaydınlık.

Başım dönüyor, of başım dönüyor yaşamaktan.

Ölebilirim artık.

Ölme diyorsan; gitme kal öyleyse.

 

Sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma.

Baksana; parmak uçlarım ateş.

Lavlar fışkırıyor göz bebeklerimden.

Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan.

 

Benimle meydan oku her çaresizliğe.

Benimle uyu, benimle uyan.

Birlikte varalım on üçüncü aylara.

 

Ümit Yaşar Oğuzcan’ın

 

HİCRİ YILBAŞI MESAJLARI için TIKLAYINIZ

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Yorumlara Kapalıdır