Gönül Dağı Dizisi Sözleri

Gönül Dağı Dizisi Sözleri

Gönül Dağı. Bozkırda bir Anadolu masalı… Sapsarı toprakların, yıllarca dile gelen efsanelerin, unutulmaz aşkların hikayesidir Gönül Dağı…
Küçük dünyalarında büyük hayaller yeşerten Anadolu çocuklarının hikayesidir Gönül Dağı…
Bozkırda hayallerinin peşinden koşan ve tüm engellere rağmen imkansızı başarmaya çalışan 3 kuzenin hikayesidir Gönül Dağı…

Buram buramAnadolu kokan bu samimi dizinin söz ve repliklerinden bir derleme hazırladık…

Sayfamız her bölüm oynadığında güncellenecektir. Dizinin ilk tanıtım ve ilk bölümleri sayfanın sonundadır. Sayfa sonundan yukarıya doğru bölüm bölüm sözler-replikler–resimler ve fragmanlarla güncellenmiştir.

Dizinin oyuncu kadrosu ve ekibi hakkındaki bilgiyi yazının sonunda bulabilirsiniz.

“Merhamet ile sevginin, af ile mağfiretin kucaklaşmasıdır Ramazan…”

“Muhtemelen aşkın en saf halini yaşamayı dilemişizdir…”

 

“Bu hayatta ne öğrendin diye sorarsanız bana, gölgede kalmayı öğrendim derim…”

“Ne kadar hızlı koşarsam koşayım hep benden daha hızlı koşanlar oldu…”

 

“Bizler stresli insanlarız, pek gelemeyiz öyle olaylara…”

 

Cam kenarında kim oturacak kavgası yüzünden mi Umre’ye gidemediniz?”

Lezzetin bitimi nasıl bir elemse, elemin bitimi de lezzettir…”

 

“Hani derler ya, insana doğarken iki şey yazılırmış, asla değişmezmiş diye; biri öleceği gün, biri de evleneceği kadın…”

 

“Bir daha türkü söylediğini görmeyeceğim!”

“Şarkılar eskir de sözler eskir de

Bir sen eskimezsin, benim gönlümde

Ne aşk ne sevdalar kaldı geride

Bir sen eskimezsin, bir sen Keriman”

“Anam, kardeş dediğin etle tırnak gibidir derdi…”

Ne yaparsan yap, acizsin. İstemek senin elinde, oldurmak değil.

 

Bu boz toprakların adetidir, ‘Beklemek’ İnsan en çok kimi beklerse en çok o gelmezmiş. İnsan en çok kimi beklerse en çok oradan yaralanırmış!…

Sen benim anamsın. Kurban olurum anam. Senin hakkını ben ödeyemem. Dilek’i yıllarca bekledim seni de beklerim anam. Seve seve ne kadar sürerse beklerim. Canım anam benim.

İki büyük nimetim var

Biri anam, biri yarim ey

İkisine de hürmetim var

Biri anam, anam, biri yarim

 

Çay içek mi gençler

“Bu kasabada edepsizlere de iftiracılara da yer yok!”

 

“Biz düşük ihtimallerin adamıyız!”

 

Aziz sen nerelisin? Savur Köyünden

“Ne yaparsan yap, tutkuyla, aşkla  yap…”

 

“Gönül Dağı’nın garip çobanı burada yatıyor…”

 

Aşkınan koşan yorulmaz

“O kızdan özür dilemeden benim elimden kurtulamazsın!”

 

“Benim bu dünyada bir tanecik hakikatim var, o da sensin Keriman…”

 

Benim beklediğim prens, beyaz atlı değildi. Kahverengiye de razıydım…”

“Ben Keriman. Küçücük dünyasında, küçücük hayalleri ile mutlu olmasını bilen Keriman. Bu hayat bana onu bile çok gördü…”

 

Kolumuza giren de emanettir bize kucağımıza verilen de… Şu hayat da başlı başına bir emanettir vesselam…

 

“Gözünüz aydın, baba oluyorsunuz!”

“Düğünler; en güzel hikayelerin başladığı yerdir…”

 

“Allah, tamamına erdirsin…”

 

Aç kalırsın ama açıkta kalmazsın Amcaoğlu

 

O kuytu köşede beklerdim seni

Elinde kitaplar koşardın bana

 

“Rahat bırak kızı!”

 

Bu topraklara ne sırlar emanet edilmişte, akıl yolda yayan kalmış..

 

“Kocanız buralarda, gönül dağında bir yerlerde…”

 

“Merhamet sarkaç gibidir önce karşıya gider sonra sana döner. Sonra gene döner hiç durmaksızın gider döner. Bu dünyanın mayasıdır merhamet. O sarkaç durdu mu dünya da durur.”

 

“Aşkın binbir sureti vardır…”

 

“Gönlüme bir sevda düştü, gözüm bir onu gördü, başkasını da görmedi.”

Evlat babaya emanettir bir yaşa kadar, bir yaştan sonra da baba evlada emanet. Emanetin bilincinde olursan ne yol zor gelir, ne de yük. Bu iş gönül işidir.

 

“Sen benim keşfedilmemiş güzelliğim, henüz yürünmemiş yolum… Benimle upuzun bir yola çıkmaya hazır mısın?”

 

“Gizemli uzun kopek!”

“Hayaller sapsarı bozkıra sığmıyor, hayaller bozkırın ötesinde…”

 

Dilek Benimle Evlenir misin?

“Seven bir kalbin varsa pranga olarak sana yeter daha da pranga arama vesselam…”

 

“Yarım kalan hikayemizi tamamlayalım…”

 

İnsanın en büyük yükü nedir bilir misin? Kendidir. Kibrini, gururunu, büyüklenmelerini bir kenara bırakırsan o kuyudan da çıkarsın esirlikten de kurtulursun en sonunda Mısır’a sultan da olursun.

 

Gönül yarasını bir başka gönül yarası ile tedavi edemezsin.

 

El yarası geçer de ya gönül yarası…

İnsan kendi kazdığı kuyudan ancak kendi tırnakları ile çıkabilir

 

Marifet orada zaten. Kim kimi susturursa! Eltim.

 

“Anamda beni kaybetme korkusu olunca duygusallaşıyor…”

 

“Kafanı miden için doldurursan okumuş eşekler çıkar ortaya. Kafanı ruhun için doldur.”

 

“Yadigar’ın torunu, sizin gibi yiğitlere yakışır…”

“İyi ki varsınız amca oğlu! İnsanın, yaralarını sarabileceği birilerinin olması çok güzel bir şey…”

 

Yara iyidir kabuğu attı mı deri daha sağlam olur

“Bu hayatta bana ne düştü derseniz mecburiyetler düştü derim..

O hikayelerde uzak diyarlar vardı, hayaller vardı, imkan vardı; imkansızlık yoktu…”

 

Seni gönlüme yazmamış olsam ben bile tanıyamam.

Ben seni hak edecek ne yaptım, kime ne iyilik yaptım da yolum senin kalbine düştü..

 

“Hepimiz, gelir diye bir şeyleri bekledik. Sen babandan gelecek topu bekledin, ben de sizleri bekledim. Öyle uzaktan kendi kendime sizleri sevdim…”

 

“Ben seninle bu yolun acısına da, mutluluğuna da varım…”

 

Her zaman bir Sefer Abin var.

 

Nar tanesi tanesi de

Seviyom nar danesi

Güzellerin içinde de

Sevdiğim bir tanesi

 

“Vatandaş bugün senin günün. Temiz enerjiye gel!”

“Eğer tedaviyi aksatmazsanız, buradan mutlu bir şekilde ayrılabilirsiniz…”

 

“Kocanız iyi ama, yanındaki hanımefendiyi kaybettik maalesef…”

 

“Aşk bir körlükmüş, aşk bir yanlış anlamaymış. Ben bu yanlış anlamanın bedelini çok ağır ödedim…

 

“Bir dem dilde dür döker, dertlilere dermân olur…”

 

“İnsan, memleketini sever. Çünkü kendi olabildiği tek yerdir burası; sırt sırta verebildiği, omuz omuza durabildiği tek yerdir.”

Hiç mi omuz omuza veren millet görmedin?

 

Zühremin emaneti…

 

Vedadan daha zor olan veda edeceğini biliyor olmak

“Bir ömür yetmez bana, ahiretliğim ol Zahide”

Allah’ın emri peygamberin kavliyle bana varır mısın Zahide?

 

Babam hep derdi ki sana kıymet veren adam bakışlarından belli olur.”

Peki ya ben hiç gelmeseydim ? 

Ben , bir gün kavuşuruz diye sevmedim ki seni. Ben birsey beklemedim. Gelmeseydin de kalbimin ateşi yanardı bir ömür.

“Ateş olsan cürmün kadar yer yakarsın…”

 

“Bu hayatta Zahide kadar cesur olamadım, bu da bana ders olsun…”

 

“Ne olursan ol, nasıl olursan ol, insan olmanın verdiği acılardan kaçamıyorsun…”

 

“İnsan, bu boz toprakları niye sever? Kendi olabildiği tek yerdir burası, omuz omuza durabildiği tek yerdir.”

 

İnancın önünde hiçbir şey duramaz, tıpkı kardelen çiçeği gibi..

“Gönül bu kimle bağ kurduysa yerine başkasını koyamıyor, bende böyle bir adamım işte.”

“Her koyun kendi bacağından asılırcasına.”

 

“Birini gördüm, gözlerinde acı vardı…”

 

“Mevlam kuluna böyle bir dert verdiyse, dermanı da yanına iliştirmiştir…”

“Siz dümdüz düğün salonuna giremiyor musunuz?”

 

“Bu hayatta ne öğrendin derseniz bana,insanın hiçbir şeye yetmediğini öğrendim.”

Zaman bir kar tanesi gibi eriyip gidiyor avuçlarımızdan. Ve bizler yaşadıklarımız kadar yaşayamadıklarımızla da varoluyoruz bu hayatta…

 

Dilek’i almaya gelmişken, kaybettiğim Gülsüm’ü arıyorum.

 

“Her çocuk bir ümitti benim için. Zamanın uzak bir yerinde memleketi için, insanlık için, dünya için çırpınan bir yürekti. Ben öyle hayal ettim. Baktığım her çocukta bunu görmeye çalıştım. O ıslak, rutubet kokan, keçi koyun derisi kokan o yamalı montlarda ben cenneti gördüm.”

 

“Vazgeçmeyeceksin bu hayatta.”

Merhamet sevdiğine sahip çıkmaktır vesselam….

 

“Ah kârım efkârım, zârım efkârım Vârım efkârım, ah yârim efkârım”

“İnsan, en kolay kendini kandırır. Unuttum zanneder, unutamaz. Düşünmüyorum zanneder, düşünür. Acımıyor zanneder, acır, acıtır…”

 

Ya aklını başına al çocuklarının başında dur, ya da uzak dur…”

Ne bakıyon teyze? Hiç mi yağmurdan kaçarken doluya yakalanan adam görmedin

 

“İnsan, kabullenebilir mi anasının ölmesini? Anadır bu.”

 

Anamı getirdiğimiz hastane mi bura?

Ben hayatı kafamla değil yüreğimle yaşıyorum

 

Sürç-i direksiyon etti isek affola…

 

Sen kırmızı çizgimizsin Sefer Abi…

 

“Hepimiz bir zamanlar, analarımızın dizlerinin dibinde oynayan çocuklar değil miydik? Düşerdik, kalkardık, dizlerimiz kanaya kanaya analarımıza koşardık…”

 

Söz konusu olan sevdikleri olunca, insan bazı hatalar yapabiliyor…”

 

“Dilek senin için yaptı!”

 

Çocuklarımızın önüne geçmeyi öğrendik bir tek. Karşılarında durmayı, kendi kaderlerimize, kendi hüzünlerimize, kendi korkularımıza mahkum etmeyi öğrendik..

 

Zaman demir bir örs vura vura öğretiyor hayatı

İnsan cefasına razı olmadıktan sonra buna aşk denir mi

Bundan sonra benim adım Keriman Yavruses! Neşenize göre…

Sessizce seven adamlar tanıdım… incitmeden, ürkütmeden, bir kelebeğin kanadını sever gibi, ya da bir serçe sürüsünü kaçırmadan.

 

Ben senin kaderinin bir parçası oldum ya daha da bir şey olmaz bana.

 

Yusuf; u kaybettim Kenan ilinde

Yusuf bulunur, Kenan bulunmaz

Bu aklı fikr ile Leyla bulunmaz

Bu ne yaredir ki çare bulunmaz

 

Aşkın pazarında canlar satılır

Satarım canımı alan bulunmaz

Yunus öldü deyu selan verirler

Ölen beden imiş, aşıklar ölmez

 

Bu topraklar, bereketli topraklar. Bir şey neşet edecekse, buradan etmeli…

“Sıkışınca içinize dönüp bakın, Mutlaka oralarda bir yerde bir cevap sizi bekliyordur.”

“Bu dünya iyi insanların cehennemidir”.

“Alışmayım dedim alışırsam canım acır diye. Şu hayatta tutunacak dalın var mı deseler Veyselim derim.”

 

“Sesinin rengi hiç değişmiyor gönlümde. Bir bebek gülüşü gibi içimde büyütüyorum bu sesi.”

 

Biz bu toprakların çocuklarıyız, bozkırın çocukları…

Uzaktan sevmek alnımıza yazılmış bir yazı…

Ana babalarımızı da uzaktan severiz…

Sevdalarımızı da…

Siz aşkın gölgesini görüp aşk zannetmişsiniz başkanım. Gölge aslını yansıtmaz. Işık nerden vurursa gölge ona göre değişir. Siz gölgenin gölgesini görüp gördüm demişsiniz. Görseniz anlardınız.”

 

İnsan, selin önünde bile durur ama seven bir kalbin önünde duramaz!”

 

Affet baba ama, Ramazan senin göremediğin Asuman’ı görüyor…”

 

“Topladım ipe dizdim,

Oturdum çeyiz düzdüm.

Senin gibi kardeşi,

Görünce canımdan bezdim.”

 

Fâriğ olmam eylesen yüz bin cefâ sevdim seni

Böyle yazmış alnıma kılk-î kazâ sevdim seni

Ben bu sözden dönmezem devreyledikçe nûhfelek.

Şâhid olsun aşkıma arz-u semâ sevdim seni”..

 

Başardım Abdullah amca. Hayır demeyi başardım. İlk defa bir başkasına değil kendime hayır dedim. Sağol.”

 

Ve en önemlisi uzaktan sevmeyi öğrendim, beklentisizce.”

 

“Ben miyim dünyada bir bahtı kara? Tabipler derdime bulmuyor çare…”

 

“Şu hayatta ne öğrendin deseniz bana, bozkırın öğrettiğinden başka hiçbir şey öğrenmedim…

 

Bir varmış bir yokmuş. Heveslerin kursaklarda kaldığı, aşıkların dokuz dağı dolaştığı, zorlukların hiç bitmediği bir diyar varmış ve buraya zamansızlar diyarı dermişler. Bütün zamansızlıkları bir araya toplayıp gönül dağının ardına saklamışlar.

Garibin dünyada yüzü gülemez

Zaten ben onu üzülmesin diye uzaktan sevdim

 

“Gönlü hoş olanda kalır kahvenin hatırı kırk yıl.

Gönlü hoş olmayan ne kahve tanır ne de hatır.”

 

Ben seninle bir yola çıkmışım, acısıyla tatlısıyla diye sana bir söz vermişim…”

 

Endişenin gavur tarafını yüreğimize çökertme

“Sen benim yanımdayken, benim aşamayacağım hiçbir engel yok!”

 

“Yüklerimizi birlikte taşıyalım mı Sefer?”

 

Uzun

Bıyık

Çakır

 

Biz dünyayı çok sevdik ölüm bizden uzak olsun.

Aşık olduk yüreklendik kader bizden yana dursun…

 

Çocuğumuz olursa adını ‘Pembe’ koyacaktık…

Adeta dünya evine giriyorum dercesine

 

İşitin ey yarenler, aşk bir güneşe benzer,

Aşkı olmayan gönül sanki bir taşa benzer.

Taş gönülde ne biter, dilinde ağı tüter,

Nice yumşak söylese, sözü savaşa benzer. 

 

Aşk, gerçekler üstü bir gerçek değil midir?”

 

Ben Serdar…Bu hayatta neyi öğrenemedin derseniz Vazgeçmeyi öğrenemedim…

 

Bu devirde böyle bir aşk mümkün mü?

“Masallara inanır mısın?”

 

“En çok korktuğum şey bir gün yaşlanmaktı. Ama asıl korkulacak şey atın terkisine koyulan pişmanlıklarmış.

Geçmişin pişmanlığını, geleceğin kaygısını bırakırsan eğer yüklerini de bırakırsın delikanlı.

Son durağıma bakıp geri dönerim. Bir gün gelipte, bir daha dönemeyeceğimi bile bile…”

 

Dışarıda ki karanlıktan değil içindeki karanlıktan kork.

Dışarıda ki kurttan değil içindeki kurttan kork.

Bahçelerde pırasa,

Toplanır kasa kasa.

Senin o ağlakçı çayın,

Ancak yakışır yasa.

“Bayram bugün! Not alın bu tarihi.”

 

Sakin ol kalbim sakin ol

“Sor kendine delikanlı! Olmayacağını bile bile, her gün, her saat doymak bilmeden, yorulmadan, pes etmeden, evine dünyayı toplamıyor musun?”

 

Ervah-ı ezelden gelip Dârü’l bekâ ya gidiyoruz.

 

Senin kalbin güzel nereye baksan güzelleştirirsin.

Kulbu kırık çaydanlık!!!

“Bir o kadar şaşkın, bir o kadar güzel, bir o kadar da adamın ciğerine ciğerine işleyen bir bakışı var…”

 

“Annem… Her anne gibi emin olmak istiyor…”

 

“Aşık insanlar, mum alevinin karışışındaki üç kelebek gibidir…”

 

“Gurbet gitmek değildi, geride kalmanın ta kendisiydi…”

“Ana olmak elinde kocaman bir kor parçasını tutmak gibiydi. Ana olmak ellerin değil, yüreğin yana yana o korun yakmasına alışabilmekti…”

 

Dağı da aşarsın, Bozkırı da aşarsın. Biz bir tek şeyi aşamadık; Bize inanmayan insanları ve onların dağlar gibi endişelerini…”

Beni eller gibi görme…

Sen benimsin ben seninim…

Tozun gevur tarafı gözüme kaçtı.

 

Hiç kar tanesi görmemiş birine kar tanesini anlatmak gibi bir şey.

 

TSB 2020

 

Tasarruflu Soba Borusu. Bu da bizim besmelemiz olsun.

 

O sakalardan biri benim kalbime kondu.

 

“Yeter ki söz ver bana Taner’im. Ceketimi satar, yine de okuturum seni…”

Gör ki felek bize neler eyledi

Attı gurbet ele parelerimiz aman aman

Bir kimse bulamadım derdim söyleyem

Gel tabib incitme yarelerimiz of of

 

Aşkın çileleri doldu eksildi

Hasret gönlümün yayı asıldı

Kime dost dedimse umutlarım kesildi

Her yandan kesildi çarelerimiz of of

 

Her bir şey varda Taner’im, hasretlik olmasa…

 

Neden iki mutluluk aynı anda olamıyor ? Neden bir tarafımız baharken diğer tarafımız kış oluyor?

– Her şey tam olsa fâniliği nereden bileceksin?

 

Gine yeşillendi Niğde Bağları

 

Bu dünyada ne yaparsan yap Gönül kırmayacaksın…

 

“Hiç arkadaşım olmadı benim… Ne okul çıkışı gidilen kafelerde, ne sınıfça yapılan etkinliklerde. Tek bir şımarıklığım bile olmadı…”

“Azrail gelmiş de can talep eyler,

Benim can vermeye dermanım mı var?”

 

Meğerse, en büyük geç kalmışlığım sanaymış Zahide…”

“Ervah-ı Ezelde Levh-i Kalemde,

Şu Benim Bahtımı Kara Yazmışlar”

Taner, senin bir memleketin daha var artık. Hiçbir zaman gitmeyeceksin buradan.”

Ay Yıldız’a aşık olmuş.

Çilemse çekerim, kaderimse gülerim..”

 

“Kömür gözlerinde patates közlediğim”

 

İçten içe dert ettiğini biliyorum. Ama etme.. İnsanlar çalsa çalsa bir avuç demir yığınını çalarlar, hayallerini çalamazlar ki.

 

“Senin gölgen yeter dedem.”

 

Şu hayatta ne öğrendim derseniz; İçime atmayı öğrendim, Kabullenmeyi… Yalnızlığı öğrendim, En çok da yalnızlığı öğrendim..

‘’Hayatın önüne serdiği gerçekler öyle bir yakar ki içini, hayal kurmaya bile tövbe edersin!’

 

Hayat bir koşudur… İnsanın yükleriyle beraber koştuğu, zaman zaman altında ezildiği ve dahi hiçbir zaman yetişemediği bir koşu…

Meğerse, en büyük geç kalmışlığım sanaymış Zahide…”

 

66 yok Amcaoğlu!!!

 

Bende evime bir kuş konsun istedim benim duam da o olsun istedim. Annemle yarım kalan hikayemizi tamamlaya bilmek için.

 

Dünyaya gelen her bebek bir kuştur… Dua kuşu… Dünyanın daha güzel bir yer olması için edilmiş bir dua, insanların kalplerine dokunan bir umuttur.”

ALLAHIM. CEMİLE ABLANINDA YUVASINA BİR KUŞ KONSUN.

 

“Benim anam öldü anam! Ben bir kere kaybettim evimi…”

 

Kimseyi kaderime ortak etmem, edemem! Buna gücüm yok…

 

-Benim kopee mama lazım.

+Mama senin kopeen olsun

-Kopeen zaten

“Portakal dilim dilim,

Gel otur benim gülüm.

Sen benimle baş edemezsin,

Yürü de git milim milim.”

 

Ben sana kızgın değilim kırgın da değilim hem bu benim tabiatıma aykırı

 

‘’Tarihe, yaldızlı harflerle notlarımız düşülsün lütfen!’’

“Kimseden salçalı ekmek isteyemediğim gün anladım anasızlık ne demekmiş…”

 

“İnsanın hayatının değişmesi sadece birkaç dakikaya bakıyormuş.. Ben Cemile. Cemile Kaya. Hayatım keşke anamda görebilseydi demekle geçti.”

 

Neşet Ustamızın eserini güzel yorumlamışlar. Dizimizin sayfasına da uygun bir bozlak

İlk 3 dakika bağlama girişi ile Muhlis Berberoğlu. Fatma Hanımın sesine sağlık

 

Hayalini gerçekleştirmeye var mısın?

Bir gün başaracaksın ve kendini bir arı kanadı gibi hafif hissedeceksin

 

Bildiklerinizi unutun Yeniden başlayın

Tanımadın mı?

Dedenin amcasının oğlunun karısının kızının görümcesinin eltisi!”

Bayağı yakın akraba diyorsun yani

Akıl sınırlara takılıyor. Kalp ise uçsuz bucaksız , sınırı yok

 

Allah tuttuğunuzu sarı altın etsin

 

Sakalarımızı saldık artık dağa, bozkıra… Daha da hiçbir ateş harlamaz bizi! NOKTA.

“Teşekkür ederim Hüseyin Bey ben bıldırcın yumurtası sevmiyorum çabuk yaşlandırıyor…

Susmak, kelimesi olmayan duyguların en güçlü ifadesidir çünkü…

 

‘’Ana olmak, tek bir kitap dahi okumadan bilgeliğin kapısından geçip girmekmiş.”

Ana Ben geldim…

 

Gönlü kırık aşıklara gelsin

 

”Geminin bir sahibi var, o ne derse o olur

 

Yavri yavri Huma kuşu yükseklerden seslenir.

Yar koynunda bir çift suna beslenir beslenir…

 

Bu beni kesmedi beş vakit namaza başlıyorum

 

“Amca oğlu biz niye bu kadar korkağız!”

 

Sen benim çocuklarımı sahipsiz mi sandın!”

 

Yolun sonu hep aynı yere çıkar. Birkaç metre bez, 9 tahta… Burada ne hırslar kalır, ne küskünlükler…

 

“Ne bakıyon dayı? Hiç mi müşkül adam görmedin?”

 

’Dünya bir pencere! Ya o pencerenin arkasına hayaller sığdıracaksın ya da kendi gerçekliğine razı olacaksın!’’

 

“Bu dayımın en sevdiği kitap!”

 

Hayatın kendisi zaten koskoca bir müzikal değil mi? Güzel görmeyi bilirsen her şey güzelleşmez mi?”

 

“İlla fotoğrafın içine girmemiz için kavga mı etmemiz gerekiyor?”

 

“O kavga benim okul hayatıma mâl oldu!”

 

” Tatlı dile güler yüze

Doyulur mu doyulur mu

Aşkınan bakışan göze

Doyulur mu doyulur mu ”

 

Doyulur mu doyulur mu
Canâna kıyılır mı
Canâna kıyanlar
Hakk’ın kulu sayılır mı

“Gönül işlerinin memleketi olmaz”

 

Ben ne zaman bir şey yapmak istesem ensemde bittin. Tokat gibi. Yapamazsın Veysel. Başaramazsın Veysel.”

Belki bir gün bir ağaç değil de, koskoca bir Bozkır yeşerir…”

 

Keşke, keşke demek zorunda kalmasaydım..

Asistan of dentist

 

“Benim en büyük hediyem sensin…”

 

“Özel uçakla indireceğim seni piste!”

 

‘’Bazı yaralar vardır, kurcalasan da kanar kurcalamasan da!’’

 

Tatlı dillim, güler yüzlüm Ey ceylan gözlüm..
Gönlüm hep seni arıyor, Neredesin sen…

Hem aşamadığım bir yokuş hem de iyileşemediğim bir yara.”

 

“Bildiğim bir şey varsa; o geçmiş, o vagon vagon giden zaman, peşini bırakmaz insanın…”

Yaz dostum yoksul görsen besle kaymak bal ile
Yaz dostum garipleri giydir ipek şal ile
Yaz dostum öksüz görsen sar kanadın kolunu
Yaz dostum kimse göçmez bu dünyadan mal ile

-Taner… O gün bana bir şey diyecektin?
+Unuttum herhalde, hani derler ya önemsiz şeyler unutulur diye…

 

Bana getirmekte geç kalmışlar, dişleri kurtaramadık”

 

’Atımın terkisine sırlarımı, yitirdiğim günleri, mutluluk, hüzün ve pişmanlıklarımı koydum.’’

 

“Gönül Dağı’ndan düşen taşlar benim için çok önemli, ne olur buradaki işimi mahvetme!”

“Gönül Dağı, hem bir dağdır hem de iyileşmeyen bir yara…”

 

-Yılkı atları değil mi onlar?
-Hiç gitmemişler ne güzel!
-Bir onlar gitmedi zaten.

“Buldum amca oğlu!’ Uçağı nasıl uçuracağımızı buldum!”

 

Varmak mı önemli yoksa yolda olmak mı?”

 

“İnsanın, gökyüzündeki bir yıldızla da yeryüzündeki bir taşla da arasında bağ vardır…”

 

“Senin gönlünün sahibi de belli şifası da…

 

‘’Karamsar olup bin defa yaşamaktansa umut dolu olup bir defa yaşarım.’’

Gönül işlerinde tek bir kural vardır; Korkak olmayacaksın!”

 

“Birkaç tahtası eksik olsa da, Ramazan iyi çocuk…”

 

Dedem der ki; nerede bir aşığın, bir yetimin kalbi kırılsa, Gönül Dağı’ndan bir parça taş düşer…”

 

İnsandan hatıralarını alırsan geriye ne kalır ki?’’

 

Gitmeleri vardır bizim buraların…”

 

Merak etme, onu buraya getiren geri yollamaz.”

“Vara vara vardım ol kara taşa
Hasret koydun beni kavim kardaşa
Sebep ne gözden akan kanlı yaşa
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm”

 

Gidelim mi tekrar tren yoluna? Çay demleriz, dertleşiriz…”

 

Zülüf dökülmüş yüze aman aman
Kaşlar yakışmış göze aman aman
Usandım bu canımdan aman aman
Dert ile geze geze

“Aşk kalbimi yakan bir volkan gibidir, en sevdiğim tatlı kazandibidir.”

 

“Ervah-ı ezelden bu gönül sana yazılmış.”

 

‘’Birini uçuramıyoruz diğerini indiremiyoruz, bu ne ayarsızlıktır!’’

 

Sonra bir bakmışsın evlerinin önüne koca bir kamyonet yanaşmış. Bütün gülücüklerini, hatıralarını, hayallerini yüklenmiş gidiyor. Geride bir çift ıslak bakış kalmış mı kalmamış mı aldırmadan…”

“Dedem Ciritçi Abdullah, sert adamdı ama gülümseyince kalbinden tutuverirdi insanı.”

’İnsanın toprakla, dağdaki taşla; doğduğu, nefes aldığı, dizlerini kanattığı yerle arasında bir bağ vardır. Ve bunun adına memleket derler.’’

 

“Bozkırın ortasında gönlü kırılan o kadar çok aşık, mahsun kalmış o kadar çok aşk var ki…”

 

“Daha aşkın ne demek olduğunu bile bilmeden sevdim ben onu.”

“Bozkırın en büyük adetidir bu zamansız gelmeler ve gitmeler, her kavuşma bir ayrılığın habercisi…”

 

 

Gönül Dağı

Neşet Ertaş
Gönül dağı yağmur yağmur boran olunca
Akar can özümden sel gizli gizli
Bir tenhada can cananı bulunca
Sinemi yaralar (yaroy yaroy yaroy yaroy yaroy yaroy)
Dil gizli gizli
Dil gizli gizli
Sinemi yaralar (yaroy yaroy yaroy yaroy yaroy yaroy)
Dil gizli gizli
Dil gizli gizli
Dost elinden gel olmazsa varılmaz
Rızasız bahçenin gülü derilmez
Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez
Gönülden gönüle gider (yaroy yaroy yaroy yaroy yaroy)
Yol gizli gizli
Yol gizli gizli
Gönülden gönüle gider (yaroy yaroy yaroy yaroy yaroy)
Yol gizli gizli
Yol gizli gizli
Seher vakti garip garip bülbül öterken
Kirpiklerin oku yar yar cana batarken
Cümle alem uykusunda yatarken
Kimseler görmeden (yaroy yaroy yaroy yaroy yaroy yaroy)
Gel gizli gizli
Gel gizli gizli
Hoyratlar görmeden (yaroy yaroy yaroy yaroy yaroy yaroy)
Gel gizli gizli
Gel gizli gizli
DİZİ HAKKINDA

 “Bozkırın kalemi” Mustafa Çiftçi’nin gün yüzüne çıkmamış öykülerinden esinlenilerek senaryolaştırılan Gönül Dağı, her cumartesi saat 20.00 da yayımlanacak.

Berk Atan ve Gülsüm Ali İlhan’ın başrollerini üstlendiği dizi, bozkırın ortasında yer alan şirin bir kasabada yaşayan sıcakkanlı, sevecen Anadolu insanının öyküsünü anlatıyor. Efsaneleri, gelenekleri, şehirlerde unutulmaya yüz tutmuş değerleri gönülden yaşayan, alın teriyle kazanırken sevdasını yüreğiyle hisseden, umutları ve hayalleri uğruna yaşam mücadelesi veren insanların hikayesi…

Çocukluk aşkı Dilek’le bir gün buluşma hayali kuran Taner’in kuzenleriyle yaptığı müthiş icat… Düğüncüleri, ağıtçıları, gelenekleri, tüm samimiyetiyle Anadolu insanı… Bozkır topraklarının süsü özgürlük timsali Yılki Atları…

Gönül Dağı Dizisi Oyuncu Kadrosu Karakterleri;
Berk Atan – Taner,
Gülsim Ali İlhan – Dilek
Ecem Özkaya – Zahide,
Ferdi Sancar – Dolmuşçu Sefer,
Erdal Cindoruk – Ağıtçı Hüseyin
Ali Düşenkalkar – Düğüncü Muammer
Yavuz Sepetçi- Ciritçi Abdullah,
Gülhan Tekin – Günşıl
Feyza Işık – Döndü,
Nuri Gökaşan- Dişçi Musa,
Cihat Süvarioğlu- Ramazan,
Semih Ertürk- Veysel,
Nazlı Pınar Kaya – Cemile
Ege Aydan- Belediye Başkanı Celal Bey,
Eser Eyüboğlu – Selami
Çiğdem Aygün – Keriman
Şebnem Dilligil – Halime
Hüseyin Sevimli – Rıfat
Zümre Meğreli – Hemşire Elif
Hazal Çağlar – Asuman
Utku Ateş- Serdar
Ulviye Karaca- Gülsüm Öğretmen,
Halil Balkanlar- Serdar’ın Babası
Ruhi Sarı- Zahide’nin Eşi Fikret

Kurgu Yönetmeni: Ahmet Teke

2. Yönetmen: Aslı Kahraman

Müzik Direktörü: Hasan Saltık/Kalan Müzik

Müzik: Engin Arslan–Mayki Murat Başaran–Sunay Özgür

TRT Proje Sorumlusu: Murat Önal

Görüntü Yönetmeni: Sami Saydan

Hikaye: Ali Asaf Elmas–Mustafa Çiftçi

Senaryo: Ali Asaf Elmas- Mustafa Becit-Teoman Gök

Yapım: Köprü Film

Yapımcı: Ferhat Eşsiz

Yönetmen: Yahya Samancı

Gönül Dağı dizisi konusu Mustafa Çiftçi’nin kitaplarından esinlenilecek.

1977 doğumlu olan Mustafa Çiftçi Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun oldu. 2000-2001 yıllarında Güney Afrika Cumhuriyeti’nde bulundu. Sonrasında ingilizce okutmanlık, metin yazarlığı, radyo ve TV programcılığı yaptı. Dergilerde yayınlanan hikayelerini Adem’in Kekliği ve Chopin adlı kitabında topladı. Bozkırda Altmışaltı hikaye kitabı Türkiye Yazarlar Birliği tarafından 2014 Yılının En İyi Hikâye Kitabı seçildi. Mustafa Çiftçi 2016 yılında da Necip Fazıl Ödülleri kapsamında İlk Eserler Ödülünü almıştır. Son kitabı Ah Mercimeğim 2017 yılında yayınlandı.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?