İkram ile İlgili Sözler

İkram ile İlgili Sözler

En büyük iyilik, arkadaşına ikramda bulunmaktır.

 

Kâfir de olsa, misafire ikramda bulununuz. (Hz.Muhammed)

 

Misafire ikram için yemeğin bolca hazırlanması israf olmaz. (Hz.Ayşe)

Açgözlü ile dost olma: İkram bilmez, kural bilmez, doymak bilmez; üzülürsün  Şeyh Edebali

 

Yüce Allah’ın konuşması, ikram etmek istediği kuluna ilminin gizli olanlarını  aktarmasıdır.    İmam Gazali

 

Arkadaşlarımdan bir grup toplayıp kendilerine bir ziyafet vermem, benim için bir köle azad etmekten daha sevimlidir. (Hz.Ali)

 

Allah’a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun.  Hz. Muhammed

 

Gülümsüyorum. Çünkü: biliyorum ki gülümsemek; dostlarıma karşı sunduğum en iyi ikram, düşmanlarıma karşıda en asil darbedir!

 

İkram bittikten hemen sonra kalkıp gitmek çok ayıptı. Böyle durumlarda şakacı misafirler “Yedi, içti, kaçtı demezseniz, biz artık kalkalım,” derler ve âdet olduğu üzere gülüşülürdü. Ayfer Tunç

 

“Bir genç,ihtiyar bir kimseye yaşı sebebiyle ikramda bulunursa, Allah yaşlılığında ona ikram edecek kimseleri mutlaka takdir eder.”(Hadis)

 

Takdir, övgü, onay ve iltifat sözleri kullanmak sevdiğine ikram etmek değildir, birlikte yaşamanın kirasını ödemektir. İlişkisinin kirasını ödemeyen, iyi ilişkiyi hak etmiyor demektir.

 

Ama kahve ikram etmenin de bir zamanı vardı. Erken ikram edilen kahve, “kahveni içtin, kalk git” demeye gelir, geç kalan kahve de misafir önemsenmiyor anlamı taşırdı. Ayfer Tunç

Ona çay ikram etmek istedim, kibarlıktan reddetti. Uzunca bir süre reddettikten sonra sonunda bir bardak aldı. Şekersiz içmek istedi. Özürler diledi. Ben onu şeker alması için ikna etmeye çalışırken o reddetmeye devam etti ama sonra küçük bir parça aldı. Bana çayımın normalden daha tatlı olduğunu söyledi. Ah ah fakirlik insanları nasıl da küçültüyor!

Dostoyevski

 

Allah Teâlâ’ya karşı edepli olup, O’nun yaptıklarına uyum gösterirsen, O’nun huzurunda oturtulur ve ikram edilirsin. Allah Teâlâ’yı seven O’nun misafiridir. Misafir yeme, içme, giyme ve diğer durumlar için ev sahibine tercihte bulunamaz, tam aksine misafir ev sahibinin yaptıklarına uyum gösterir, sabırlı ve razı olur.

Abdülkadir Geylani

 

Tanrı misafirliği o eski zamanlardan kalma olsa gerek bu çevrede. Bir eve konuk geldi mi, kılığına kıyafetine bakılmaz, adı sanı sorulmaz, hemen içeriye alınır, eli ayağı yıkanır, sırtına temiz rubalar giydirilir, ocak başına oturtulur ve yemek ikram edilir.  Homeros

 

Rızkının genişlemesini mi istiyorsun? O zaman şükret! Şükret ve Allah’ın sana verdiklerinden başkalarına ikram et . Şükür ve sadaka, sana hiç ummadığın nimetler gelmesine kapı acar. Cimrilik edip, Allah’ın sana verdiklerini başkalarından sakladığinda ise kork ! Çünkü o nimetlerin sahibi sen değilsin . Onları sana ikram eden, gerçek sahip Allahtır. Kimin malını kimden saklıyorsun !

Ferudun Özdemir

 

“Allah insanı şükür konusunda imtihan etmek için ona nimet verirse, kendisi, ‘Rabbim bana ikram etti, beni şereflendirdi’ der. (Kendisinin bu nimete lâ­yık olduğunu, nimetin onun hakkı olduğunu düşü­nür. Ve şükretmez.) Onu sabır konusunda imtihan etmek için, rızkını daraltırsa, o zaman da, ‘Rabbim bana ihanet etti, beni küçük düşürdü.’ der. (Kendisinin bunu haketmediğini düşünür. Ve sabretmez.) Hayır! Bu düşünceler doğru değildir.” (Fecr, 15-17)

 

Ebu Hureyre (ra) inanılmaz derecede annesine düşkün biridir. Hz. Aişe annemiz şöyle diyor;

“Sahabe içerisinde Ebu Hureyre kadar annesine düşkün, annesine karşı ikram ve İhsan içerisinde olan kimseyi bilmiyorum!”

Annesi, Ebu Hureyre gibi uzun bir ömür yaşamıştır. Ebu Hureyrenin 40-50 yıl annesiyle birlikteliği var. O annesinin duasını almadan evden çıkmayan biridir. 5374 hadisi rivayet eden Ebu Hureyre’yi, Ebu Hureyre yapan ezberin sırrı belki de buydu.

Muhammed Emin Yıldırım

 

Hoca çağrılı olduğu bir ziyafete gündelik kılığıyla gittiği için kendisine kimse aldırış etmemiş. Bunun üzerine evine koşup kürkünü giymiş, ziyafetin verildiği eve dönmüş. Çok ağırladıkları Hoca’yı başköşeye buyur etmişler. Sofra kurulunca en güzel yeri Hoca’ya vermişler. Hoca kürkünün yakasını çorba kasesine daldırıp,

– Buyur! Ye kürküm ye, ye kürküm ye! demeye başlamış.

Şaşırıp nedenini soranlara,

– Nasıl olsa ikram kürke, yemeği de o yesin … demiş.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?