İlber Ortaylı Sözleri

PAYLAŞ
İlber Ortaylı Sözleri
  • 0
  • 104
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
    blankLoading...
  • 6 dakika da oku
  • +
  • -

“Tarih bir nostalji konusu değildir.”

 

“İşe yaramayan müttefik, düşmandan beterdir.”

 

“Spikerler Türkçe konuşmayı bilmiyor.”

 

“İhtilâlle demokrasi öğrenmek marifet değildir.”

“İnsana değer katan insanla beraber olun.”

 

Beraber dolaşmak, bir insanı tanımanın en iyi yoludur.

 

Yalnız kalmayı öğrenirseniz, düşünmeyi de öğrenirsiniz.

 

“Cehaletin eyleme geçmiş hali çok tehlikelidir.”

 “Eğitimin kötüsü, muhakeme ve zekâyı dumura uğratır.”

 

Bakışlar çok önemlidir. İnsanın derinliğini gözleri ele verir.

 

“Bir toplumu dejenere etmek istiyorsan, yarım eğitim vereceksin.”

 

“Kanuni’yi sevmek için Atatürk’e düşman olmaya gerek yok.”

Torunu Deniz Ali ile

 “Bugün müzede düğün yapılmasına izin veren görevli, yarın müzede çamaşır yıkar.”

 

“Üretimin artmadığı yerde her şey boş slogan olarak kalmaya mahkumdur.”

 

“Tarihi bilelim, ama geçmişin kinini tutmaktan çok, geleceği daha iyi kurabilmek için.”

 

Hayatta en önemli şeylerden biri de insanın kendisi için en doğru kararı alabilmesidir.

 

“Okuma alışkanlığı için galiba iyi bir eğitim ve insanların yalnız kalmayı sevmesi baş şarttır.”

“Cahillik hiç ayıplanacak bir şey değildir hatta cahil tutarlıdır kendi içinde. Kötü olan yarı cahillerdir.”

 

Okullardaki tarih kitapları önemli; çünkü milletin fertlerinin büyük kısmı okuldan sonra tarih okumaz.

 

Bir millet krizle düşmez veya yükselmez; bir millet ancak insanın eğitim niteliği yüksekse yükselir, gelişir, zenginleşir.

 

“Her nefis ölümü tadacaktır, ayetini bankalara ve makam koltuklarına yazmalı. Tabutlara, mezarlıklara değil.”

Timur kadar Orta Asya’ya, Orta Doğu’ya ve Küçük Asya’ya hakim bir başka hükümdar bulmak mümkün değildir.

 

“… hafızası olmayan toplumların nerelere gideceğinin, sürükleneceğinin, dahası neler yapabileceğinin hesabı olamaz.”

 

“Türk aydını maalesef dünyayı tanımıyor. Tanımadan konuşuyor, tanımadan düşünüyor ve ciddi şeylerle uğraşmıyor.”

 

 “Osmanlıca bilmeyen Tarihçiler İngilizce bilmekle övünüyor. Bre cahiller! Osmanlıca bilmeden Tarih olur mu?”

 

“Birileri çıkmış yakın tarih öğretilmiyor diyor. Yakın tarih değil kardeşim, çocuklara önce tarih öğretilmeli.”

“Sizden farklı düşünen insanların savlarını da dinleyin. Yalnız dikkat edin, cümlenin içerisinde ‘düşünen’ ibaresi var. Bu ayrımı iyi yapın.”

 

“Herkese yüksek tahsile kadar eğitim verirsen olmaz. Dolayısıyla bu uyduruk üniversite, uyduruk lise eğitimiyle yarı cahil bir nesil yetiştiriliyor.”

 

“En utanılacak yönümüz; tarih yaptığımız halde tarih öğrenmemek, bilimsel yöntemle tarih yazmamak konusundaki ısrarımızdır.”

 

“Kendisi İngilizce bilmediği gibi, Türkçe de bilmiyor. Yaşadığı bir toplumun kültüründen haberi olmayan bir yazar, Nobel de alsa doğru eserler ortaya koymaz.”

 

Birtakım entelektüel ve büyük laf eden insanlar ve mevki sahipleri, bugün bir eski müzeyi gezemezler çünkü kronoloji ve senkronizasyon kabiliyetleri yoktur.

Eski zamanlar, Kemal Ortaylı, küçük İlber’le.

“İyi bir eğitim ağı, iyi öğrencileri, yani geleceğin bilim adamlarını kayırır, yaşama ve çalışma şartlarını en mükemmeliyle hazırlar. Ona dünyayı kavraması için sınırsız seçenek sunar.”

 

“Eski kitaplar artık okunmuyor, diyenler var. Okunmamaları onların kabahati değil, bin kelimeyle yazıp konuşan bizim gençliğimizin kabahati ve o gençliği öyle yetiştiren bizlerin, eğitimcilerin suçudur.

 

Ne yaşadıysanız yüzünüze yansır. İnsanın yüzü bir kitap gibi okunabilir. İfadeniz bomboşsa da hiçbir şey yaşamadığınız fark edilir. Bundan kaçının, monotonluktan uzaklaşın. Yüzünüz ifadesiz kalmasın.”

 

 “Ne başkanlığı kardeşim ya? Burası Uruguay mı? Bizde başkanlık sistemi olmaz. Canı başkan olmak istiyor olsun ama Türkiye o sistemi kaldırmaz. Çöker o sistem, daha çok çatışmayı artırır sadece”

 

Kimsenin  sizi bulmasını beklemeyin; nitelikli insanları siz arayın! Ben insanları arar bulurum. İyi hocalardan eğitim almak için bizzat çok uğraşmışımdır. Neticede kimse gelip beni keşfetmedi. Kimsenin gelecek hali de yoktu!

 

Önemli bir sorun, üniversite öğrencisinin geleceğin aydını olarak düşünülmemesidir. Küçük vilayetlerin küçük merkezleri, hatta kasabaları üniversite istiyor. Bunun ilim irfan aşkından çok alışveriş ve kira gelirlerini artırmak için istendiği açıktır.

 

” Biz laikiz,” demekle iş bitmiyor. İstediğin kadar layık ol. Din seni örmüştür, geçmişini örmüştür ve intikal eder. Hayat biçiminize nüfus eder. Semavi dinlerin özelliği budur. Bu çok bariz bir vasıftır. İnkar edilebilecek bir şey de değildir. Bakın ilginç bir örnek olarak şunu zikredeyim:  Cumhuriyetimizin başında sayıları 100 bini aşan Karamanlı Türk’ünü Rum Ortodoks oldukları için mübadeleyle yolladık Yunanistan’a. Bu kişiler Türk’tüler (Oğuz) ve gittikleri yerde de doğru dürüst bir kabul görmedikleri için büyük acılar çektiler. İşte bu dinin kimlik oluşumu üzerindeki etkisidir.

 

Bu çok barizdir, üniversiteden çıkan her öğrenci bir yere gelecek diye bir kural yoktur. Okul birtakım şanslar verir ama şans ancak onları kullanabilirsen geçerli olur. Buna da insanlar kanidir. Bizde öyle bir şey yok. insanlar, “Oradan çıkınca otomatikman bir yere yerleşeceğiz,” zannediyorlar. Yine bizde insanlar, çocuklarının belli bir okula giderse adam olacağını zannediyorlar; Amerika’daki herhangi bir okulla işi çözeceklerini sanıyorlar. Dahası bu yaptıklarını elitizm olarak görüyorlar. Ve maalesef yanılıyorlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir