Jack London Sözleri

Jack London Sözleri

Gerçek adı John Griffith Chaney olan Jack London, soyadını, henüz sekiz aylıkken annesinin evlendiği John London adlı savaş gazisinden aldı. 12 Ocak 1876’da San Francisco’da doğan London, ABD’li gazeteci ve roman yazarıdır.

Vahşetin Çağrısı, Martin Eden, Demir Ökçe, Beyaz Diş ve Deniz Kurdu başta olmak üzere elliden fazla kitabın yazarı olan Jack London, Dünya ticari dergi romanının öncüsü ve yazarlıktan yüksek gelir elde edebilen Amerikalıların ilklerindendir.

 

Avın sabrı daima avcınınkinden daha azdır.

 

Ne söylediğinizi, biraz da nasıl söylediğiniz belirler.

 

 Köle tiplerden oluşan hiçbir devlet yaşayamaz.

 

Kadınlar, yüzyıllardır gözleriyle konuşurlardı.

 

Erkeğin eşini öldürdüğü tek hayvan türü insandır.

 

İnsan yenildiğini düşünürse, yarı yarıya öyle sayılır.

 

Senin de fikirlerin, tıpkı giysilerin gibi başkaları tarafından üretilmiş.

 

Yazamayan insanlar , yazan insanlar üzerine çok fazla şey yazıyorlar.

 

Yaşama sevgi beslemeyen varlık, yok olma yoluna girmiş demektir.

 

Büyük şairlerin hiçbir dizesi harcanıp atılamaz. Bu, dünyayı güçsüzleştirir.

 

Yüksek sınıfın devamı ancak başka sınıfların ezilmesi ve yıkılmasıyla mümkündür.

Beyaz Diş yasayı iyi biliyordu; zayıf olan ezilir, güçlü olana ise boyun eğilirdi.

 

Vahşi doğada sabır hüküm sürer, yaşam kadar inatçı, bıkıp usanmaz bir sabır;…

 

Hayat iyi kartlara sahip olmak değil, bazen kötü bir eli iyi oynama meselesidir.

 

Hay şu dünyanın tekerine! Neden sürekli dönmeli? Nerede bunun geri vitesi?

 

Her şey ölümlüdür; Doğan herkes ölmelidir, ölünce artık dinlenebileceği için mutludur.

 

Ben, kendi beğenimi, insanlığın ortak yargılarına göre şekillendirmem. Eğer bir şeyi beğenmiyorsam, beğenmiyorumdur.

 

Köpeğe verilen bir kemik yardımseverlik değildir. Yardımseverlik, siz de köpek kadar açken onunla paylaşılan kemiktir.

 

Seni kitap okuyan insanlarla tanıştıracağım.Hayat, ancak böyle insanlarla bir araya geliyorsan yaşanmaya değer olur.

 

Bir zamanlar öylesine saftım ki; yüksek mevkilerde oturan, iyi evlerde yaşayan, öğrenim görmüş ve bankalarda hesapları olan insanları saygı değer kimseler sanırdım.

 

Öve öve bitirilemeyen modern toplumunuz kan üzerine kurulu, her tarafından kan fışkırıyor. Bu kıpkırmızı lekeden ne ben kaçabilirim ne de sizler.

 

Çevrelerini saran ağır sessizlik,tıpkı denizin dibindeki dalgıcın üzerine basınç yapan su kütlesi gibi,ruhlarını eziyordu.Bu sessizlik,uçsuz bucaksız sonsuzluğun ve kaçınılmaz zorunluluğun olanca ağırlığıyla üzerlerine yükleniyor;dünya nimetlerine olan aşırı tutkularını,gelip geçici coşkularını,uçarı heveslerini! ezerek son damlasına kadar posasını çıkarıyor; büyük ve yenilmez doğa güçlerinin parmağında oynattığı,zavallı akılları ve yetersiz bilgeleriyle onları ufacık birer güneş lekesine döndürüyordu.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?