John Steinbeck Sözleri

John Steinbeck Sözleri

John Steinbeck, Cennetin Doğusu, Fareler ve İnsanlar, Gazap Üzümleri gibi romanların yazarı, 1940 Pulitzer Ödülü ve 1962 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi gerçekçi roman-öykü yazarı  olan ABD’li yazar.

Babası Prusyalı, annesi ise İrlandalı göçmen bir aileye mensuptur.

İlk kitabı  Altın Kupa  (1929). 1936’da yayınlanan Bitmeyen Kavgada tarım Kendisine Pulitzer Ödülü getiren ünlü romanı Gazap Üzümleri 1940’ta sinemaya aktarıldı.

20 aralık 1968 tarihinde vefat eden yazarın kitaplarından derlediğimiz alıntılardan bir demet hazırladık.

 

Yakında havayı da parayla satacaklar.

 

Alay edilmek, dövülmekten de beterdir…

 

İnsanın kendini kandırma kapasitesi sınırsız.

Herkes kolayca çöker, önemli olan direnebilmektir.

 

…herkes verdiği sözü tutsaydı, dünya cennet olurdu.

 

Kararlı olmak, başarıya giden yolu yarılamak demekti.

 

Uykuyla dinlenemeyecek kadar yorgunum artık.

 

Temiz bir vicdandan daha rahat bir yastık var mıdır?

 

En fazla zamanı, zaman kazanmak isterken kaybediyoruz.

 

Hüzünlü bir ruh insanı mikroptan daha hızlı öldürür.

 

Güç insanı yozlaştırmaz; korku yozlaştırır. Belki gücünü kaybetme korkusu.

 

Derdini anlatan adamın derdi, bazen sözleriyle beraber ağzından çekip gider.

 

İnsan olmak kolay değildir, hele ki ‘insanca’ yaşanabilecek bir toplum düzeni yoksa!

 

Dünyada en değer verilmesi gereken şey, insanın özgür ve keşfeden zihnidir

 

Ne fazla düş kurup kuşlar gibi havalara çık, ne de kötümser ol böcekler gibi yerlerde sürün.

 

Belli bir düşünce biçimine alışınca, uzun yıllar bırakmadığımız gibi, bir yere alıştığımızda da bırakıp gitmek çok zor olur.

 

Bu dünyada herkes elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmalıydı. Aklıdan ne geçerse geçsin, yeteneğini sonuna kadar zorlamalıydı.

 

Her gün , her zaman aynı şeyi öğreniyorum. Bir derdin varsa, canın yanıyorsa, bir şeye muhtaçsan fukaraya başvur. Sana yalnız onlar yardım eder… Yalnız fukaralar

 

Ve insan, karşısına çıkan her engeli aşmış, her düşmanı yenmiş. Yalnız bir tanesinin üstesinden gelememiş. Evet, yalnızca kendisini yenememiş. İnsanlık nasıl da nefret ediyor kendi kendisinden.

 

Oğlum okumayı öğrenecek, bütün o kitapları okuyacak. Oğlum yazmayı öğrenecek ve yazacak. Oğlum sayıları öğrenecek. Bütün bunlar bizi özgür kılacak, çünkü o bilgilenmiş olacak, bizler de ondan öğreneceğiz.

 

El değmemiş kar ya da kırağının üstünde yürümek bana çocukluğumdan beri hep garip bir heyecan vermiştir. Yeni bir dünyaya ilk giren kişi olmak gibi, pak, yeni, hiç kullanılmamış, kirletilmemiş bir şeyi keşfetmekten gelen derin, tatmin edici bir his.

 

Kitaplar bir halta yaramaz. İnsanın birine ihtiyacı vardır, birine yakın olmak ister. İnler gibi devam etti. Kimsesi yoksa delirir insan. Kim olduğu hiç önemli değildir, yeter ki yanında biri olsun. İnanın bana, insan fazla yalnız kaldımı, hastalanır.

 

Vardığım kanaat odur ki büyük bir öğretmen büyük bir sanatkârdır ve diğer büyük sanatkârlar gibi onlardan da az sayıda vardır. Hatta çalışma sahası insan aklı ve ruhu olduğu için öğretmenlik sanatların en büyüğü bile olabilir.

 

İnsanın sayısız geceler boyunca odada pinekleyerek kitap okuduğunu, ya da kara kara düşündüğünü getir gözlerinin önüne. Kimi zaman boşa koyarsın dolmaz, doluya koyarsın almaz, doğru mu düşünüyorsun yanlış mı bir türlü bilemezsin, çıkamazsın işin içinden, danışacağın tek bir Allah’ın kulu bile yoktur. Dönüp de sen ne dersin bu işe diyebileceğin hiç kimse yoktur yanında, sen de görüyor musun benim gördüğümü diye soramazsın hiç kimseye. Kaygılısındır, kararsızsındır. Bir ölçü yoktur elinde. Neler gördüm ben burada, neler yaşadım .Sarhoş filan da değildim. Uykuda mıydım bilmem. Ama yanımda birisi olsaydı, uyuyordun, düş görüyorsun derdi. Ve işte o zaman her şey çözümlenmiş olurdu…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?