Kanuni Sultan Süleyman Sözleri

Kanuni Sultan Süleyman Sözleri

Bugün 6 Kasım. 10. Osmanlı padişahı olan Kanuni Sultan Süleyman’ın doğduğu gin.

Kanuni’nin sözlerinden bir demet hazırladık.

 

Devlet adalet üzerine inşa edilir.

 

Dünya kimseye payidar değildir.

 

Kılıcın yapamadığını adalet yapar.

 

Denizde savaşmadan, karada fetih olmaz.

 

Vicdanın senin kıblendir, kaybetme Süleyman.

 

Adalete hükmedersen her günün ibadet sayılır.

 

Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi. Olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi.

 

Ben ölünce bir elimi tabutumun dışına atın. İnsanlar görsünler ki, padişah olan Kanuni bile bu dünyadan eli boş gitmiştir.

 

Kılıcımızın gölgesi durdukça düşmanlar elbette ki bizden korkacaklardır.

 

Komutan olmak iki kefeli terazidir. Bir kefesi cennet, bir kefesi cehennemdir.

 

Hiçbir şeyi ben yaptım deme. Ele geçirdiğin tüm kaleler, kazandığın tüm başarılar Allah’ın bir lütfudur.

 

Dünyanın efendisi ben değil, reayadır ki, ziraat ve çiftçilik emrinde huzur ve rahatı terk ile iktisap ettikleri nimetle bizleri yaşatırlar.

 

Hâkimiyet altınla, mücevherle olmaz. Ancak kılıçla olur. Kılıç hakkı olarak kazanılmış bir diyar da yine ancak kılıç ile muhafaza olunur.

 

Sanatkârlar, sizler her biriniz benim için tıpkı bir yeniçeri gibisiniz. Onların kılıcı sizin ise kaleminiz bize güç üstüne güç katacaktır…

 

Gönderirse ol kemân-ebrû eger gamz okların

Geçürüp sînemden idem cân içinde yir ana

Gönderirse o yay kaşlı eğer bakışlarının oklarını;göğsümden geçirip can içinde yer edeyim ona             (Muhibbi Divanı )

 

Dans, ilk defa Kanuni Sultan Süleyman’ın devrine denk gelen dönemde, Fransa’da yapılmaya başlanır. Bunu duyan kanuni Fransa imparatoruna bir mektup yazar. O mektupta aynen şöyle demektedir:

Ey Fransa Kralı Fransuva! Sefir-i Kebirimden aldığım mazhara göre haberim oldu ki, memleketinde dans namında Ala Mele-İnnas Fuhşiyyat ve Lubiyat yapıyormuşsun. İş bu Name-i Humayunumun eline vusulünden itibaren bu rezalete son vermediğin takdirde, Ordu-yu Humayunumla gelip seni kahretmeye muktedir olurum.

 

 

Bir sebeple o kadar iltifat ettiği şair Bâkî’ye öfkelenen Kanuni merhum şiir kudretini konuşturarak onu memleketine sürgün yönünde ferman ısdâr eder:

 

“Baki bed / Azm-i bülend / Bursa’ ya red / Nefy-i ebed”

 

[Bâkî kötü adam; yüksek kararım odur ki –memleketi olan- Bursa’ya gönderilsin, bir daha da gözüm görmesin]

Şairler Sultanı Bâkî’ nin fermanı tebellüğ ettiği anda irticâlen söylediği aşağıdaki  dört mısra birisi tarafından not edilip padişaha takdim edildiğinde; ferman geri alınmıştır

“N’ola kim nefy-i ebed azm-i bülend olunsa ey Bâkî

Bilesin ki cihân mülkü değil Süleymân’a bâkî

Şâhâ! azminde isbât-ı tehevvür ettin ammâ

Buna fânî dünyâ dirler, ne sen bâkî ne ben bâkî”

  1. Üzme kendini, ne olur ki Sultan’ın yüksek kararı senin Âsitâneden, Sultân’ın yanından uzaklaştırılman yönünde olsa (bundan bir şey çıkmaz!)
  2. Hazret-i Süleyman Peygamber kasdedilerek; dünyâ O’ na (aleyhisselâm) bile kalmadı (bu Süleymân’ a mı kalacak?)
  3. Pâdişâhım! Kararınızda –sıklıkla vâkî olduğu üzere- celâliniz, gazabınız pek sarih biçimde görülüyor (Mâşâallah, iyi de kızıyorsunuz). Amma!
  4. Unutmayın ki bu dünyâ geçicidir, bana kalmadığı gibi, size de kalmaz.
Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Yorumlara Kapalıdır