Maksim Gorki Sözleri

Maksim Gorki Sözleri

Bugün 18 Haziran. Ünlü Rus yazar, politik eylemci ve sosyalist gerçekci yazımın öncüsü Gorkinin vefat tarihi.

Tam adı Aleksey Maksimoviç Peşkov’dır. Yoksullukla ve acıyla dolu bir hayat sürdüğü iςin Rusça’da acı anlamına gelen Gorki takma adını kullanmaya başladı. 1906’da yazdığı ve Rus Devrimi’ne adadığı Ana en başarılı romanıdır.  Bizde Gorki’nin kitaplarından bazı alıntılardan bir derleme yaptık.

 

Buz sıcağı görene kadar yaşar…

 

Her şey gelir geçer, yalnız gerçek kalır.

 

Bizi en çok bozan kendi ahlaksızlığımızdır.

Bilim aklın şiiridir; şiir de yüreğin bilimidir.

 

‘Ne kadar az bilirsen, o kadar iyi uyursun…”

 

İnsan ne şekilde yaşarsa, o şekilde düşünür.

 

Geçmişin arabalarıyla hiçbir yere gidemezsiniz.

 

İyi şeyleri hep aklında tut, kötü şeyleri ise unut gitsin.

 

Bir kadının terbiyesi, birisiyle tartıştığı zaman belli olur.

 

Dini,dili,ırkı ne olursa olsun.Bütün dünya emekçilerindir.

“Günah, bataklık gibidir. İlerledikçe daha çok batarsın!”

Gerçeğin ateşi kan deryalarında bile söndürülemez..

 

Uyurken güçlü bir adam bile çocuk gibi korunmasızdır.

 

Özgürlüğün tadını duyuyor, gecenin hüznü yüreğime doluyordu.

 

” Tok insan bulmak kolaydır ama namuslu insan bulmak zordur!”

 

Dünyada en büyük zafer, insanın kendisine karşı kazandığı zaferdir.

 

İnsan mezara yaklaşmış olsa bile, gerçek uğrunda birlikte yürümeli.

 

Şımaracak kimsen olmadığında hayat seni kocaman bir adama çevirir.

Bütün insanların ruhları gridir. O yüzden hepsi biraz allık peşinde.

 

Her şey bir başka oldu artık. İnsanlar daha ateşli, mevsimler daha soğuk…

 

İnsani bir şeydir ağlamak… yüreğinde biriken zehri döker boşaltır, hafifletir adamı…

 

Çocuklukta aklın ürettikleri ruhun çok derinlerinde yaralar açıyor ve bu yaralar kimi zaman bir ömür boyu geçmiyor.

 

Eskiden insanları hırsızlık nedeniyle deliğe tıkarlardı. Şimdi de doğruluk nedeniyle içeri atmaya başladılar.

Tüm dünyayı yalnızca bir seyirlik olarak gören insanlar yere düşene her zaman gülerler .

 

Ateş karşısında bozulmayan altın, altın karşısında bozulmayan kadın, kadın karşısında bozulmayan erkek; kalitelidir.

 

…bu anlamsız, karanlık ve ölü dünya içinde yalnızlığımın bilinci, kül altında bir ateş gibi gıcırdıyordu.

 

Hayatta hiç kimseye tam anlamıyla güvenme! Unutma ki; beyaz gülün bile gölgesi siyahtır.

 

‘Herkesin gözü kapalı olmaz. Kimileri kendi istekleriyle yumarlar gözlerini.’

 

İnsanlar birbirlerine egemen olmak isterler ama, kendi kendilerinin bile efendisi değillerdir.

 

Tıpkı ateşin ateşle söndürülemeyeceği gibi, kötülük de kötülükle alt edilemez.

 

Yaşam, insanların bastıramadıkları daha iyiye ulaşma istekleri yüzünden hep yeterince kötü olacaktır.

Kitap oku, gereksinim duyduğun her şeyi kitaplarda bulacaksın. Ama ciddi kitaplar olmalı.

 

Huzur denilen o şeyin her santimine ihtiyacım var bu aralar. Bana biraz bahar gerekiyor. Çok üşüdüm.

 

İnsanlar türlü türlüdür. Kiminin ayağındaki zincir, ruhunu özgür kılar, kiminin ruhu zincirlenmiştir. Bunu iyi anlamak lazım.

 

Mutluluk elinizdeyken hep ufak görünür, ama bir kere bırakın ve birdenbire ne kadar büyük ve değerli olduğunu öğrenirsiniz.

 

Çocuk doğurmak elbette zor, fakat onu iyi bir insan olarak yetiştirmek daha zordur.

 

Aldanma diye bir şey yoktur! Sadece biraz fazla güvenmek vardır. Ve İnsanı aldandığı değil, en çok güvendiği aldatır.

 

Aslında bir insanın gözyaşı, gülüşünden daha samimi ve tatlıdır. Çünkü unutma, her gülüşün altında bir ihanet saklıdır.

 

Kitaplar, arkadaşım, içinde her şeyin yetiştiği güzel bir bahçe gibidir; güzeli olduğu gibi zararlısı da vardır.

 

Aşkı tanıyan bir kadın, asla aşktan azına razı olmaz! Sahibi olamayacağı boş sevdalarda kiracı kalmaz.

 

Oku, hep oku! Baktın bir kitabı anlamıyorsun, yedi kez oku. Yine mi anlamadın, on iki kez oku!

 

Ben, yalnızca kitaplara ihtiyaç duyuyorum, diğer eşyaların benim gözümde hiçbir değeri yoktu.

 

“Dünyanın gösterişli halleri, yapmacık çıkarcı insanları çekmiyor dikkatimi. Bana bir parça; yüreği güzel, samimi insan lazım. “

 

Yoruldum; ayağımın değil, yüreğimin götürdüğü yerlere gitmekten. Sustum; dilimdekileri değil, yüreğimdekileri söyleyememekten.

 

“Tanrı bizi bu dünyaya akılsız çocuklar olarak gönderir, ama akıllı ihtiyarlar olarak geri almak ister. Bu yüzden okumak gerekir!”

 

Bir sürü dostunun içinde, elbet düşmanların olacak ama unutma ki, onca düşmanın içinde belki seni dostun vuracak.

 

“İki insan birbirleriyle tam bir uyum içinde yaşarsa, konuşmadan ya da yarım sözcüklerle bile anlarlar birbirlerini..”

 

İnsan ne denli az isterse o denli mutlu olur; istekleri arttıkça özgürlüğünü yitirir.

 

“İnsanlar acı çekmeli, zorluklara katlanmalı, her zaman Allah’a yakarmalı, ta ki Allah onlara sabır, katlanması için güç versin.”

 

“İnsan kalabalığını sevmiyorum, işte o kadar! Ben kendi halinde bir yaşam sürmeli, ıssız yerlerde yaşamalıyım, ama yaşanacak doğru dürüst ıssız bir yer de bilmiyorum.”

 

Yalan olduğunu bilsen dahi inanacaksın insan oğluna, yani dinleyeceksin onu, niçin yalan söylediğini anlamaya çalışacaksın. Bazen yalan, insanın özünü gerçeklerden daha çok açığa vurur.

 

Biliyor musunuz, çok yalnızım; dünyada hiç kimsem yok! İnsan susar, susar, ama bir gün gelir, ruhunda biriken şeyleri ansızın boşaltmaya başlar… O zaman da, ağaçla da konuşmaya razı olur.

 

Kitaplar benim için de olağanüstü bir şey demekti. Sanki yazarın ruhu kitabın içine saklanmıştı; kitabı açtığımda bu ruh özgür kalıyor ve benimle için için konuşuyordu.

 

“Merhamet yok! Ya sevgi yüzünden mahvolacağız ya da sevgi için verdiğimiz mücadelenin altında ezileceğiz. Hiç fark etmez: Mahvolmaya mahkûmuz… ”

 

Bu dünyada çok haksızlık gördüm. Adaletin A’sına rastlamadım. Seksen yaşındayım ve gene de yaşıyorum ve adaletin bir gün bir yerde bana sürtündüğünü sanıyorum. Ama hiç görmedim ve tadını alamadım.

 

“İnsanı yenilemek gerek. İnsan uyuz olmuşsa hamama götürür, yıkar, temiz üstbaş giydirirsin iyileşir, değil mi? Ama, insanın içini nasıl temizlersin? İşte sorun bu!”

 

 Yaşamı güzel kılan; insanların birbirlerinin yüreklerini ısıtmak için bulabilecekleri iyilik dolu sözcüklerdir. Kimilerini ölene dek unutamazsınız. Geriye dönüp baktığınızda anımsayacağınız tek şey size neler hissettirdikleri olacaktır.

 

Kime sorarsanız sorun,dünyadaki bütün insanlar ömürleri boyunca mutlaka hakarete uğramıştır.Ama ben o kadar hakarete uğradım ki,artık kızmaktan da bıktım.Bana hakaret edenlere karşı ne yapabilirim ki!Hakarete karşı kendimi savunsam vakit kaybetmiş olurum.Hayat böyledir…

 

Söylenmesi gereken bir şey, her zaman çekinmeden söylenmelidir. Bir bebeğin mamasına azar azar bakır katarsanız, kemiklerin gelişmesi durur ve çocuk cüce kalır. Aynı şekilde bir insanı altınla zehirlerseniz, o adamın ruhu küçülür, solar, renksizleşir, on paralık lastik top gibi.

 

Ben inanıyorum, bir zaman gelecek ki insanlar birbirlerine değerlendirici gözlerle bakacak, herkes birbirinin gözünde bir yıldız gibi parlayacak. Herkes birbirinin sesini güzel bir müzik gibi dinleyecektir. O gün gelecek.

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?