Milan Kundera Sözleri

PAYLAŞ
Milan Kundera Sözleri

Yazımız 8 Nisan 2024 tarihinde güncellenmiştir.

Milan Kundera Sözleri…

Milan Kundera, (d. 1 Nisan 1929, Brno, Çekoslovakya – ö. 11 Temmuz 2023), Çek asıllı Fransız romancı, yazar. 1969 tarihli Gülünesi Aşklar başlıklı düzyazı çalışmasıyla meşhur oldu. Ticarî olarak en başarılı eseri ise 1984 tarihli Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği başlıklı romanı oldu. Eserlerini 1993 yılından beri Fransızca olarak kaleme alan Kundera, hayatını Paris’te sürdürmekteydi.

Milan Kundera, geçirdiği uzun rahatsızlığın ardından dün (11 Temmuz )Paris’te hayatını kaybetti. 

Yazarın eserlerinden yaptığımız alıntılardan bir derleme hazırladık…

Milan Kundera Sözleri

İyimserlik, halkın afyonudur.

 

İnsan, koşarken düşünemez.

 

Gözyaşları en iyi leke çıkarıcıdır.

 

Ağlama! Ağlat ki, kıymetini bilsinler.

 

Sevgi, insanın gücünden vazgeçmesi demektir.

 

Nerenizden yaralandıysanız, kimliğiniz orasıdır.

 

Yalnızlık; bakışlardan kurtulmanın tatlı rahatlığı.

 

Gülerek kaybettiklerini, ağlayarak kazanamazsın.

 

Erkek her türlü yazılır, kadın ise parayı görünce yazılır.

Milan Kundera Sözleri

Erkek hoşlandıktan sonra tanır, kadın tanıdıkça hoşlanır.

 

Dünya öyle çirkindi ki, kimsecikler kalkmadı mezarından.

 

Mümkün olan tek bir direniş vardı: dünyayı ciddiye almamak.

 

Kiminle güldüğünü unutabilirsin ama kiminle ağladığını asla.

 

Ben ağlarken yanımda yoksan, ben gülerken gölge yapma.

 

Yaşadığı yeri terk etme arzusundaki insan mutsuz bir insandır.

 

Bir tek yitik anın peşinde koşarak harcadığı yılların sayısına şaştı.

 

Birisine merhamet duyarak sevmek, gerçekten sevmek değildir.

 

Cennete duyulan özlem insanın insan olmamaya duyduğu özlemdir.

 

En çok incittiğimiz kişilerin, aslında en çok sevdiklerimiz oluşu ne garip.

 

İnsanlar en büyük ahlak testini, hayvanlara nasıl davrandıklarıyla verir.

 

Aşk, çiftleşme arzusunda duyurmaz kendini, uykuyu paylaşma arzusunda duyurur.

 

Korkunun kaynağı gelecekte yatar. Kim gelecekten kurtulmuşsa, korkacak hiç bir şeyi yoktur.

 

En anlamlı bakış, bir çift ıslak gözde saklıdır. Çok şey anlatır; çünkü dil bağlanır, yürek konuşur.

Gerçek insan iyiliği, ancak karşısındaki güçsüz bir yaratıksa bütün saflığı ile özgürce ortaya çıkabilir.

 

Kadın erkek eşitliği hiçbir zaman sağlanamaz. Çünkü terk edilen bir kadının canı, erkekten daha fazla acır.

 

Ülkenizde yasaklı tek bir kitabınız olması, üniversitelerimizden çıkan milyarlarca sözcüğün size yasaklı olmasıdır.

 

Gözü daha yükseklerde bir yerde olan herkes günün birinde gözünün kararabileceğini hesaba katmalıdır.

İngilizce Milan Kundera Sözleri

…aşklar da imparatorluklar gibidir; üzerine dayandırıldıkları düşünceler unufak olduğunda, onlar da silinir gider.

 

Geride bıraktığımız hayatın, karanlıktan çıkıp gelmek, bizden şikayet etmek, bizi yargılamak gibi kötü huyu var.

 

Yalnızsın. Turistlerin aptal bakışları karşısında bir Van Gogh tablosu kadar yalnız. Kimsenin görmediği ay kadar yalnız.

 

Ama güçlüler güçsüzleri incitemeyecek kadar güçsüz olunca, güçsüzler çekip gidecek kadar güçlü olmak zorundaydılar.

 

Birbirimizi neden rahatsız ettiğimizi hiç bilmeyeceğiz, bizi neyin kibarlaştırdığını ya da aptallaştırdığını da. Kendi hayalimiz en büyük gizem.

 

Dönüş, Yunanca’da nostes demek. Algos, keder anlamına geliyor. Yani ‘nostalji’ doyurulamamış dönüş arzusundan kaynaklanan bir keder.

 

Hatırlanan geçmiş, zamandan yoksundur. Bir aşkı, bir kitabı yeni baştan okur ya da filmi tekrar seyreder gibi yeniden yaşayamazsınız.

 

“Önemli olan bu ülkede hala bir avuç cesur insan olduğunu göstermek. Bir de kimin nerede durduğunu göstermek. Sapı samandan ayırmak.”

 

İlk ihanet onarılmazdır. Başka ihanetlerden oluşan bir zinciri harekete geçirir ve bunlardan her biri bizi ilk ihanetimizden uzaklara, daha uzaklara götürür.

Almanca Milan Kundera Sözleri

İnsan zamanı bir döngü izlemiyor; onun yerine dümdüz bir çizgide ileriye doğru gidiyor. İnsan bu yüzden mutlu olamıyor; mutluluk yinelenmeye duyulan özlemdir.

 

Çünkü merhametten daha ağır bir şey yoktur. Kişinin kendi acısı bile, bir başkasının acısını, tahmin edilen ve binlerce kez yankı bulan acısını hissetmek kadar ağır değildir.

 

Bu dünyada gençlik ve güzelliğin bir anlamı yoktu; birbirinin tıpatıp eşi, ruhları görünmez olmuş bedenlerle dolu uçsuz bucaksız bir toplama kampından başka bir şey değildi yaşadığımız dünya.

 

Çoğu insanı ölüm konusunda dehşete düşüren şey geleceğin kaybı değil, geçmişin kaybıdır. Aslında unutmak, hayatın içinde her zaman var olan bir ölüm biçimidir. Ölümün farkına varmak bir uyanış deneyimi, büyük hayat değişiklikleri için güçlü bir katalizördür.

 

Her şeyi bir düzene sokmaya çalışma çabamız, insan dünyasını inorganik bir krallığa yani her şeyin ilerlediği ve kişisel olmadığı bir düzene dönüştürüyor. Düzene özlem aynı zamanda ölüme özlemdir. Çünkü hayat düzenin daima değişmesinden ibarettir.

 

aşkı ölçmek, sınamak, denemek ve kurtarmak için aşka yönelttiğimiz bütün bu sorular belki de her şeyin yanısıra aşkı kısaltmaya da yarıyor. Belki de sevemememizin nedeni çok sevmek istememiz, yani karşımızdaki kişiden hiçbir istekte bulunmaksızın, ondan onunla birlikte olmaktan başka bir şey istemeksizin kendimizi ona verecek yerde ondan bir şey (aşk) talep etmemizdir.

 

Düşünüyorum, öyleyse varım, diş ağrılarını hiçe sayan bir entelektüelin kelamıdır. Hissediyorum, öyleyse varım, çok daha genel kapsamı olan ve yaşayan her varlığı ilgilendiren bir gerçektir. Benliğim, temelde sizinkinden düşünceyle ayrılmaz. Çok insan, az düşünce vardır: hepimiz düşüncelerimizi birbirimize aktarır, birbirimizden ödünç alır, çalarken aşağı yukarı aynı şeyleri düşünürüz; ama biri ayağıma basarsa, acıyı hisseden sadece ben olurum. Ben’in temeli düşünce değil, acıdır: en temel duygu olan acıdır. Acıda, bir kedi bile, biricik ve bir başkasıyla yer değiştirmesi olanaksız ben’inden kuşku duyamaz. Acı keskinleşince, dünya yok olur ve her birimiz kendi kendimizle kalakalırız. Acı, benmerkezciliğin okuludur.

1 Yorum var

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir