Necati Cumalı Sözleri

Necati Cumalı Sözleri

Susuz Yaz ve Dila Hanım romanlarının yazarı Necati Cumalı’nın eserlerinden yaptığımız alıntılardan bir demet hazırladık.

Biz fakirdik ama iyi insanlardık.

 

Anlamak istersen beni ağaçlarla iyi geçin.

 

Neredeysen uzat ellerini basım dönüyor.

 

Ay büyürken uyuyamıyorum! Silip alıyor gözümden uykuyu…

 

Bilirim yalnızlık üşütür insanı, Kalp daima sevecek birini arar.

 

Erken ya da geç, bir gün öleceği değil, nasıl yaşadığıdır önemli olan kişinin.

 

Hiçbir dil, bu yılgın, bu kaçak güneş kadar yansıtamazdı onların üzgünlüğünü.

Susuz Yaz filminden

İnsanı insan yapan duyguların ilkidir aşk. Bir kişiyi seven, bütün insanları sever.

 

“İnsan sevebileceği birini buluncaya kadar kaç kişiyi sevdiğini zannediyor…”

 

Bir erguvanlar vardı Pembe mi desem deli mi desem Bu ümit olmasa içimde buralarda bir gün beklemem.

 

”… Ben sabahları severim oldum bittim,
Sabahları, çocukları, bütün başlangıçları…”

 

O anda söylemek istediğim,hatta dünyada söylenmesi daha önemli ,daha gerekli başka bir şey yokmuş sandığım,bir yığın sözüm vardı.Hiçbirini söyleyemedim…

Her yeni gelen günü yeni bir ümitle beklemeli. Her yeni gün yeni havalarla gelir. Gece, yağan yağmurla uyursun sabah bir de bakarsın odan güneşli.

Orhan Veli, Sabahattin Eyüboğlu, Necati Cumalı, Azra Erhat, Nurullah Ataç

Kaç günümüz varsa şunun şurasında o kadar güneşimiz var. Her günlük hakkımızdır mutluluk. Anla dün bugün eksilen güneşler ödenmez yarınla.

 

İyi bir roman bir kez okunduktan sonra, elimizin altından ayırmak istemeyeceğimiz, yer yer, sayfa sayfa, bir daha bir daha okuyabileceğimiz kitaptır.

 

Ölüm! Eninde sonunda gelecek olan ölüm!

Yanlış doğru yaşanmış yaşamları denkleştirecek, eşit kılacak o ölüm!

 

Kalpler sevgilere sağır

Acımanın kapıları kapalı

Kaba kahkahalar sardı kenti

 

Boş bir kafes, boş bir sandalye görsem,çırpınan bir kuşu,az önce oturup kalkmış bir kadını,bir erkeği anımsarım da tabutla yaşam arasında en küçük bir çağrışım kuramam.Çelenkler de susar…

 

Bana kalırsa düşler içinde yaşayıp yaşamamaktan,gerçekçi olup olmamaktan daha önemli bir şey varsa,o da daha iyi bir dünyanın özlemini duymaktır.Önemli insanlar bu özlemi duyanlar,yaşatanlardır…

 

Her iyi şair şiirinin diyetini öder. Ama türlü türlü öder. Kimi tavan aralarında aç, sefil. Kimi sürgünlerde, mahpuslarda. Kimi en budalalara bile türlü nimetlerin zahmetsiz nasip olduğu bu dünyada, bağlı kaldığı manevi değerler uğruna, kendini korkunç bir yalnızlığa mahkûm ederek, Cahit gibi, içe içe, öle öle.

 

Lisede babamın verdiği harçlığın yarısını ne yapar yapar kitaba yatırırdım. Yaz aylarında Urla Halkevi kitaplığına uğramadığım gün yoktu. Liseyi bitirdiğim yıl, düşlediğim şey, İstanbul’da bir kitapçının yanında yarım günlüğüne bir iş bulmaktı. Üniversiteye başlarken, sevdiğim kitaplar arasında, şiirler okuyarak yaşamaktı tek hırsım.

 

Tarlası dert, vergisi dert, çiftçi dert, yağmuru dert, fidanı dert, dikmesi dert, çapası, kırması, dizmesi, kurutması, korunması, balyalanması dertti. Ürün yetişinceye kadar geçinebilmek için sağa sola avuç açması, yüz kızartması, borcu, faizi dertti. On bir ay! On bir ay, evinde kim varsa, yaşlı anan baban, dört yaşını aşan oğlun kızın karınla, saatleri saymadan uğraşacak, didineceksin, sonunda hiçbir zaman yüzün gülmeyecek!

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?