Niğde ile İlgili Sözler

PAYLAŞ
Niğde ile İlgili Sözler
  • 0
  • 54
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
    blankLoading...
  • 12 dakika da oku
  • +
  • -

Cennet ülkemizin güzel şehirlerinden olan 51 plaka kodlu elması ve patatesi meşhur Niğde ilimiz ile ilgili sözlerden bir derleme hazırladık. Yazımızda Niğde sözleri, Niğde ile ilgili sözler, Niğde bölgesi atasözleri-deyimleri ile Niğde ili şivesi örnekleri bulunmaktadır.

 

Geçti Bor’un pazarı sür eşeğini Niğde’ye

 

Niğdeli olmak Temmuz ayında bile balkonda üşümek demektir.

 

Hep karamsar, hep ümitliyim. Bor’un pazarının geçtiğini kabul etmiyorum; dolayısıyla eşeğimi Niğde’ye sürme düşüncesinde de değilim.  İsmet Özel

blank

Büyük Kapadokya’nın sınırlarını çizen şehirler Malatya, Tufanbeyli, Niğde, Aksaray, Koçhisar, Ereğli, Bafra, Samsun, Merzifon ve Niksar olarak gösteriliyor (Erdoğdu, 1996: 37-38)

Kapadokya, Gürsel Korat

 

Önce Ankara’ya gidersiniz, oradan hareket edersiniz. Çorum-Boğazköy, Alacahöyük’ü gezersiniz; ardından da Kapadokya’ya geçersiniz. Bu hattı bitirince güneye inersiniz; Niğde, Adana, Antakya…

Bir Ömür Nasıl Yaşanır?, İlber Ortayl

 

‘Semirmek’ anlamına Niğde dolaylarında kullanılan ‘boynu hırsız kedi boynuna dönmek’ , yine aynı çevrenin sözü olan ‘avcı zaharı gibi boşa yelmek’ gösterilebilir.

Türkçenin Zenginlikleri İncelikleri, Doğan Aksan

 

İğde bu.

Doğrudan Anadolu demek.

Yozgat, Sivas, Niğde demek.

Anlaşılan o da bizim gibi gurbete çıkmış…

Mustafa Kutlu

Rüzgarlı Pazar, Mustafa Kutlu

blank

Türkiye’de gezmeyi ihmal ettiğimiz, gözden kaçan çok yapı var: Niğde Aksaray Vilayeti binası, Ankara ve İzmir’in hükümet konakları, Eskişehir’in mutasarrıflık binası böyledir. 19’uncu asırdan, bilhassa II. Abdülhamid devrinden kalan devlet binalarının tümünü görmenizi öneririm.

Bir Ömür Nasıl Yaşanır?, İlber Ortaylı

 

Buharla mantı vb. hamur işlerini pişirmeye “süzek” yahut “potuk” adı verilir. Buharda pişen mantıya çoğu yerlerde potuk mantısı denilmektedir. Bu metot Kayseri ve Niğde çevresinde günümüzde de kullanılmaktadır.

Kitâb-ı Me’kûlât, Anonim

 

İlk sevgiye benzeyen ilk acı ilk ayrılık!

Yüreğimin yaktığı ateşle hava ılık,

Gök sarı,toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı…

Arkada zincirlenen yüksek Toros Dağları,

Karşıda hisar gibi Niğde yükseliyordu,

Sağ taraftan çıngarak sesleri geliyordu…

Faruk Nafiz Çamlıbel

blank

Selçuklular devrinde her şehir bir unvana sahipti. Konya dâr ül-mülk, Kayseri dâr ül-feth, Ankara dâr ül-hısn olarak anılmaktaydı. Niğde’nin unvanı ise dâr ül-pehlivâniye idi.

Selçuklular Devrinde Niğde Şehri, Ahmet Akşit

 

Konya ve Sivas’ta, Niğde ve Kayseri’de, Aksaray’da görüp taş işçiliğine hayran olduğumuz o büyük kapılı binalar, sırlı tuğladan alaca kanatlı bir kuş gibi sabah ışıklarında uçan minareler Ankara’da yoktur.

Beş Şehir, Ahmet Hamdi Tanpınar

 

İsmet Paşa, Lozan’da kaybetmediği Kutsal Emanetleri II. Dünya Savaşı tehlikesinden de koruyacaktı.İstanbul’un işgali ihtimaline karşı Kutsal Emanetleri,1942’de Topkapı Sarayı’ndan alıp Niğde’ye götürüp orada Akmedrese’de,Sarıhan’da ve bazı camilerde saklayacaktı.

Atatürk Etkisi, Sinan Meydan

 

Bileklerimizi morartmış yeni Alman kelepçeleri,

Otobüsün kaloriferleri bozuldu Kaman’dan sonra,

Sekiz saat oluyor karbonatlı bir çay bile içemedik,

Başımızda perensip sahibi bir başçavuş,

Niğde üzerinden Adana Cezaevine gidiyoruz…

 

Bi sen eksiktin ayışığı

Gümüş bir tüy dikmek için manzaraya!

Bir Siyasinin Şiirleri, Can Yücel

 

blank

Selçuklunun meşhur şehirleri

“Daru’l-Mülk/saltanat yurdu” Konya

“Daru’l-Feth/fetih hazırlıkları yurdu” Kayseri

“Daru’l-Eman/emin yer” Alaiye (Alanya)

“Daru’l-Rif’a/üstünlük ve asalet beldesi” Malatya

“Daru’l-Cihad/askeri üs” Aksaray

“Daru’l-A’la/yüce belde” Sivas

“Daru’l-Pehlivaniye/pehlivanlar şehri” Niğde

“Daru’n-Nasr/yardıma mazhar şehir” Erzincan

“Daru’l-Hısn/müstahkem belde” Ankara

“Daru’l-İzz/izzet ve şeref şehri” Amasya

“Daru’n-Nusret/yardım şehri”Tokat

“Daru’l-Celal/ululuk beldesi”Bayburt

Yedikıta – Sayı 149, Kolektif

 

Kılıçaslan’ın şehid olması ve Anadolu’nun hükümdarsız kalması yüzünden Türkler çok sarsılmış bulunuyordu Kayseri Emiri olan Hasan Bey harekete geçmiş;mevzii bazı muvaffakiyetler kazanmakla beraber buhran devam etmiştir. Onun haçlılarla yapılan savaşlarda gösterdiği kahramanlık ve şehadeti asırlarca Türklerin kalbinde yaşamış; Niğde yakınında adını taşıyan Hasan Dağı’nda bulunan mezarı Selçuklu devrinde büyük bir ziyaretgâh olmuştu

Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi, Osman Turan

blank

Atatürk, Milli Mücadele’nin daha başlarında bir sağlık cephesi oluşturdu.

TBMM’nin açılmasından sadece 10 gün sonra, 2 Mayıs 1920’de çıkarılan 3 numaralı kanunla tarihimizdeki ilk sağlık bakanlığı, “Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı” kuruldu. Böylece düzenli ordu kurulmadan önce sağlık bakanlığı kurulmuş oldu.

Milli Mücadele yıllarında Urla ve Sinop’ta kuduz tedavi merkezi ve karantina merkezi, İstanbul, Sivas ve Diyarbakır’da aşıhane ve bakteriyoloji laboratuarları, Eskişehir ve Niğde’de tıbbi malzeme merkezleri açıldı.

Salgın hastalıkların zararlarını halka gösterebilmek için “Sağlık Müzeleri” kuruldu.

Pusula, Sinan Meydan

 

“Okul insana hayatı öğretmez. Bir başkasına gidip hadi bana hayatı öğret de diyemezsin. Öğrenmek için merak etmek gerekir. Benim arkeoloji sevdam da tamamen meraktan yani. Binlerce yıldır yeryüzünden türlü türlü insan gelip geçmiş. Onların yaşamları, kültürleri, aşkları. Çok tuhaf değil mi? Uygarlığın beşiğini düşün mesela?”

“Sivas’ı mı?”

“Mezopotamya.”

“He biliyorum orayı ya, şey değil mi o, Niğde’nin başkenti?”

“Yuh, başkenti mi?”

 (Burak Aksak/Leyla ile Mecnun Dizisinden)

 

“Bölge Ağızlarında Atasözleri ve Deyimler, Kolektif” kitabında geçen Niğde ili atasözleri ve deyimleri

 

Yiğidin sermayesi sağlık.

 

Yel gibi gelen sel gibi gider.

 

Yarınki çoktan bugünkü az iyi.

 

Ahırda yatar, düşünde padişah görür.

 

İt bok yemeye tövbe eder mi?

 

Hesabı pak olanın yüzü ak olur.

 

İpliğin iyisi pazarda, insanın iyisi mezarda.

 

Her kadının bir yoğurt çalması var.

 

Her kadının bir yaprak sarışı var.

 

Gönlü geçenin ömrü geçer.

 

Elin ayranı yürek soğutmaz.

 

Dünyayı arsızla ırsız yenmiş.

 

Ele desen dört olur, içine atsan dert olur.

 

Terzinin dikişi kötü, yüzünün ağı ütü.

 

Tavşanı tazı tutar, çalımı avcı satar.

 

Küstüğün dağın odununu yakma.

 

Kız evi umut evi, oğlan evi unut evi.

 

Kel oğlan ekin eker, yemeden başa kakar.

 

Kaygısız yerde ot biter, kaygısız insanda et biter.

 

Karınca kanatlanınca kendini serçe oldum sanır.

 

Dokuz kadın birikse zahmeti doğuran çeker.

 

Çirkine “güzelsin” demişler, bir kat daha kırıtmış.

 

Camızı kadı etmişler, samanlığı kendine ayırmış.

 

Cahile “vur” dersin de “dur” diyemezsin.

 

Bülbülün gözü gülde, tavuğun gözü külde.

 

Bir ötürekli dana bir sürüyü bok eder.

 

At ver dost ol, kız ver düşman ol.

 

Her kadının yoğurduğu yapılmaz, her kadının doğurduğu öpülmez.

 

Ekmeğin arısını, kömürün irisini, odunun kurusunu Marta sakla.

 

Aklın Osman’la, fikrin Osman’la; ineğin bir dana doğursa gütsen Osman’la.

 

Kızım evi, kışlam evi, güveyim kıya bakmasa; oğlum evi yaylam evi, kıl yılanı sokmasa.

 

Kaynana: “bahar güneşine gelinim, güz güneşine kızım otursun” dermiş.

 

Boyuna düşmeyen kaftan eskir sürünü sürünü, yerine düşmeyen gelin ağlar yerini yerini.

 

Yunus Emre’ye ait olduğu düşünülen 10 mezardan biri Niğde ilimizde

Niğde-Ortaköy’de Ziyarettepe adıyla anılan türbede.

 

Niğde Şivesi

Abaru: Hayret telaş ifadesi Hangırdamak: Alay ederek yüksek sesle gülmek
Ağzını Sanırtmak: Boş boş bakınmak Hardalaşmak: Oyun amacıyla güreş tutmak, yıkışmak, şakalaşmak
Arap dudağı: Tandır yanına çıra koymak için yapılan küçük çıkıntı Helki:

 

Kova
Aşşığı kurşunlamak: Turnayı gözünden vurmak: Hereni: Büyük, yayvan kazan
Ayran geven: Mıymıntı Hincik: Şimdi, şu anda
Bahale: Bak hele Hiyeri: Be adam!
Bandıkmak: Çok Sıcaklamak Hoşaf soğutmak: Yarenlik etmek, dostça bir arada olmak.
Baruu: Korku ifade eden bir ünlem Hoşkiş geçmek: Yaranmak için çabalamak, yağ çekmek
Bazar ekmeği: Somun ekmeği Istar: tezgahı Halı
Bıkrık: Belin kalça kemiği tarafı Irasına gelmek: Rastlaşmak
Bişekil: Şekilsiz, çirkin görünme İlaşı: Ayıp bir şey
Bunek: Danayı bağlamaya yarayan ip Kanıyaklı: Kadıncağız, kızcağız (mahsun veya masumluk ifadesi olarak)
Bunelek: Yazın hayvanlara musallat olan bir sinek Galan, taman: Cümlelerin sonuna gelir, nereye koyarsan koy her yere uyar
Caddıra: Başına buyruk inatçı ve kavgacı ( kadın ve kızlar için kullanılır) Kerme:

 

Katmanlaşmış, parçalara bölünmüş hayvan dışkısı
Cavurdamak: Gürültü yapmak Kesirinden gelmek: Sırf inat olsun diye yapılan şey
Celfin: Genç tavuk Keşşik: Ev hanımlarının mevsimlik işlerdeki (ekmek, pekmez vs) imecesi
Cıbra: Üzüm posası Kıranta: Saçları ağarmaya başlamış, oturaklı, iyi giyimli adam
Cımgı: Kıvılcım Kırışmak: Cilve yapmak
Cırnak: Tırnak Köfter: Üzüm suyu ve nişasta ile yapılan yöresel tatlı
Çaşarat: Yosma Köreken: Damat, güvey
Çolpa: Beceriksiz Guşane: Büyük tencere
Dandininde oynatmak: Her istediğini yaptırmak Küncü: Susam
Derdinden tere yatmak: Üzüntüden hasta olmak Maane: Kusur bulmak.
Devramber: Ayçiçeği, günebakan Marzıman: İri yarı adam, adamın dibi
Dıkılmak: İçeriye girmek “çocuklar içeri dıkılın” Mertlemek: Hoplamak, zıplamak
Dırdıbık: Sebepsiz yere kavga çıkarmak Mısmıl: Murdar olmak
Domuşmak: Ayakta durmak, somurtmak, yüzü asık olmak Mısmıl oturmak: Yaramazlık yapmadan oturmak
Dölek durmak: Yaramazlık yapmamak Mızıklanmak: İşi ağırdan alan mızmız
Duşku: Akılsız, düşüncesiz, sersem Mirav: Bahçe sulayan kimse
Efdiği daralmak: İçi sıkılmak Nahal geldin: Ne zaman geldin
Ehnezimiş: Uzun süre kullanmaktan erimiş Neşeel: Nasıl
Enek: Sermaye Nörüün: Hal hatır sorma ünlemi, ne yapıyorsun manasında
Epitmek: Yellenmek Nöörüpbatın: Nasılsın neler yapıyorsun
Eşgane: Kiler Zamanın behrinde: Vakti zamanında, geçmiş zamanda
Fıcıtmak: Fırlatmak “daşı bir fıcıttım kafası yarıldı” Ödü sıtmak: Çok korkmak
Fiskin: Ağaç sürgünü Ötürek: İshal, amel
Fotuk: Yeşil renkli burun akıntısı Papara: Soğanlı, domatesli yemek
Gamga: Kabuk Pelezimek: Heyecanlı bir şekilde koşmak
Gabala: Rastgele, toptan, miktarı belli olmayan Pırasıt: Bağ ve bahçelerde sebze meyve için sınırları belirlenmiş bölümler
Gabış: Hayvan (tüysüz hayvan), kel Peşkir: Havlu
Ganara: Doymayı bilmez adam Pindir: Peynir
Garsamba: Gereksiz nesneler, öteberi Pörüşmek: Solmak
Gıcılamak: Öfkeli ve telaşlı yürümek Pürçüklü: Havuç
Gıyadalı: Azıcık açık, kapı pencere için Samarık; Kandırılmaya elverişli, tembel
Gicişmek: Kaşınmak Saptan gelmiş golük gibi serilmiş: Yorgun düşmek
Gocaoğmak: Peynirli, soğanlı ekmek parçası yemeği Savat: Çene bölgesi
Gopmak: Koşmak Savuşturmak: Uğurlamak
Göde: Şişman Sındı: Makas
Götün götün gitmek: Geriye gitmek, geri geri gitmek Sıracalı: Hastalıklı
Gunnamak: Doğurmak Sızgıt: Kuyruk yağı ile kızartılıp küpe basılan kışlık kuşbaşı et
Günülemek: Kıskanmak Siftinmek: İşi yapmamak için oyalanmamak
Sohranmak: Söylenmek Sinmek: Saklanmak
Soğukkuyu: Lastik ayakkabı Sorutmak: Sessiz keyifsiz bir halde durmak
Soyha: Ölen insandan kalan giysiler Sünepe: Halsiz cılız
Şaplak: Tokat Teleme: Az pişmiş yumurta
Tızıkmak: Hızlı koşmak Uğra: Ekmek açılırken onun yapışmaması sağlayan kepek
Uyku semesi: Uyku mahmurluğu hali, uyku sersemliği Ümüğü ötmek: Yokluktan ve açlıktan perişan olmak
Velesbit: Bisiklet Yanaz: İnatçı
Yanır: Kirli Yekinmek Bütün gücüyle kaldırmaya çalışmak
Yazağır: Yani Zıbarmak: Mecburen uyumak
Zığarmak: Yüksek sesle karşı gelmek Zıymak Ayağı kayıp düşmek, kaymak
Zibil: Çöp (mecazi anlamı gereğinden çok Geberyat: Yatmadan önce yenilen yemek

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir