Nuri Pakdil Sözleri

Nuri Pakdil Sözleri

‘Kudüs Şairi’ olarak bilinen ve Kudüs hakkındaki eserleriyle tanınan Nuri Pakdil, 1934 Kahramanmaraş doğumlu Türk yazar, şair, düşünürüdür.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. 1969 yılında “Edebiyat” dergisini ve 1972’de Edebiyat Dergisi Yayınları’nı kurdu. Nuri Pakdil’in ve Edebiyat Dergisi Yayınları’nın ilk kitabı Batı Notları’dır.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görüldü. Kasım 2014’te Necip Fazıl Saygı Ödülü’nün ilkini aldı. “Yedi Güzel Adam” dizisinde kendisinden bahsedildi. Hiç evlilik yapmayan Nuri Pakdil, iyi deredece Fransızca bilen Pakdil, 18 Ekim 2019 yılında 85 yaşında Ankara’da tedavi gördüğü hastanede vefat etti.

Bu düşünürün sözlerinden bir demet hazırladık….

 

Kalem benim kal’em.”

 

Direniş varoluşun deneyidir

 

Namaz, zamanın kalp atışıdır.

 

”Sükût; Dünyanın en uzun cümlesi…”

 

”Dilimin döndüğü kadar sustum…!”

 

”Biz, yitire yitire kazandık kendimizi.”

 

”Boynumuz ağrıdı batıya bakmaktan.”

 

”Bize lazım olan soylu bir öfkedir.”

 

”Yazı: Doruk noktasına ulaşmış aşktır.”

 

”Kudüs’süz ve İstanbul’suz Aşk yoktur…”

 “Birbirimize tutundukça bıçakların ağzı kapanacak.”

 

”Hayat; hem yürünülen yoldur, hem taşınan dağ.”

 

”Hiç yazılmamış uzun bir destandır annelerin yüzleri.”

 

Batıya bakmaktan boynu tutulmuş bir toplumuz.

 

”İnsanın damarlarında sağlam cümleler dolaşmalıdır.”

 

Bombaları etkisiz kılacak tek güç ‘İnsan sevgisi’dir.

 

”İnsan, kendi sesini, daima başkalarından önce işitir.”

 

”Yalnızlıkta kendi cümlesi bile eşlik edebiliyor insana.”

 

”Hüzün; hissedilmesi kolay olmayan, çok narin, ince bir sestir.”

”Gerçek İman: Dönüştürücüdür: Tüm yeryüzünü; Hakka doğru…”

 

”Suskunluğu, tırnaklarımın altında bir tahta kıymığı gibi taşıyorum.”

 

Çağ ancak, bilinçle sorumluluk yüklenenlerin yüzüne güler.

 

”Çürüme başlamaya görsün insanda, akıp gidiyor hiçliğe.”

 

Nergis sızısı bir yağmur idim ben insan kalıbına döküldüm.

 

“Duvarlar yalnızca evleri değil insanları da ayırdı birbirinden”.

 

Bir de : üzümü, yaş olsun, kuru olsun; tane tane yiyenlere, merhaba.

 

Bir ülke, utanma duygusunu yitirmişlerle dolunca, sürgünler ülkesi olur.

 

İnsan, nesnelerin bir bakıma tutsağı olmanın da ötesinde, nesne olup çıkmıştır.

 

”Bildiğim her şeyden sorumlu olmazsam, nasıl hak edebilirim yaşamayı?”

 

”Kuşkusuz, en etkili ve evrensel silah, kelimedir. Okumadığın gün karanlıktasın.”

 

Bilirim ve bildiririm ki;İnsan, vicdanıyla sürekli hesaplaşıyorsa, genç kalır, tığ gibi.

 

”Çok vefalı bir dostun elini tutarcasına Sağ elimi sol elimin üstüne getirdim..”

 

Hiç alışamadım gülmeye, hüzün vicdanıma daha uygun

 

Yüreğimizin yarısı Mekke’dir, geri kalanı da Medine’dir. Üstünde bir tül gibi Kudüs vardır.

 

Sevda…Sevda : beklemektir : insanın omuzlarında dağlar taşımasıdır : dağları çıka çıka.

 

”Kolay mı dostum, yürümek! Tırmanılması gereken yalıyarlara yalılardan geçilmiyor ki.”

 

İnsanın en çok kalbi temiz olmalıdır. Ne emek, ne ekmek; önce kalbimiz bozuluyor çünkü.

 

”Sultanahmed Camii diyor ki Süleymaniye Camiine : Başımızı alıp gidelim mi ?”

 

Sabah namazına her gün kalkabilsek, bu çağın boynuna demir halkayı geçirebiliriz gibi geliyor bana.

 

Yapayalnız dolaşıyor bu çağın insanı. Çünkü birlikte yürüyecek kadar güvenmiyor kimse birbirine.

 

”Sözümüz eksik, hayatlarımız yarım, kalbimiz sallanıyor içimizde. Direnmeye hazır hayatlar ver bize Rabbim !”

 

”Acıyı güzele, kötüyü iyiye çevirmek lazım. Bunu da ancak sanatla yapabiliriz. Ölümsüz olan, bir tek o çünkü.”

 

İnsanın özü artık yok. Tüm çılgınlıklar bundan kaynaklanıyor olmalı. Çağın kanseri, bu ‘insan özü’nden yoksunluk.

 

“Yargılıyız acı çekmeye. Acının her şeye egemen olduğu bir çağda yaşıyoruz : en çok insan öldürülen bir çağ çünkü bu.”

 

Osmanlı Devleti, dünyanın dengesini sağlıyordu. Bu denge bozulmadıkça, Avrupa devletleri, Doğu’nun, Ortadoğu’nun, Afrika’nın kaynaklarını rahatlıkla sömüremeyeceklerdi.

 

”Yasa batmış Kudüs bu! Elinizi uzatınız; zincirleri mi kıracaksınız? Yurtsuz kalan Filistinlilerin direniş ateşinin çıngıları göklere saçılır ve İstanbul gecelerinde toplarsınız bunları.”

 

”Çoğu zaman, susmak, konuşmaktan daha kıymetlidir, hayırlıdır. Söz bitebilir, fakat sükût hiç bitmez. Çünkü o, dünyanın en uzun cümlesidir.”

 

”İnsanın ruhsal yanını yeniden düzeltici önerileri içeren bir öğreti sunulmalı. İnançsızlık, şu kadar megatonluk bir atom bombası altında insanlığın son bulacağı korkusundan daha çok korkutmalı bizi!”

 

”Tüm kurumları Avrupa’dan almak” hastalığına tutulalı beri, tarihimizi okumaz olduk. Kendi tarihine yabancı kuşaklar yetişti Türkiye’de. Geçmişle aramıza bir Avrupa setti inşa ettik. Ve hiç utanç da duymadık bu setti inşa ederken.”

 

”Bütün yalınlığıyla hayatı kucaklayabilmek, tartıya vurabilmek akıp giden suları, saat şöyle dursun, dakikaların değerini anlayabilmek, ateşi avucumuzda tutabilmek açıkçası sükûnette mümkün. Yeryüzünün en melodik dili, sükûnet.”

 

Irkçı değiliz; çünkü uygarlığımızın özündeki inanç, ırkçılığı kesinlikle reddeder. Irkçılık , Avrupanın, inancımızdaki eşitliğin tüm insanlığa yayılmasını durdurmak; ortak inancın evrensel yurdu içinde birleşmiş ulusumuzu bölmek için yaptığı emperyalist bir girişimin adıdır.

 

Tûr Dağını yaşa

Ki bilesin nerde Kudüs

Ben Kudüs’ü kol saatı gibi taşıyorum

*

Ayarlanmadan Kudüs’e

Boşuna vakit geçirirsin

Buz tutar

Gözün görmez olur

*

Gel

Anne ol

Çünkü anne

Bir çocuktan bir Kudüs yapar

*

Adam baba olunca

İçinde bir Kudüs canlanır

*

Yürü kardeşim

Ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?