Payitaht Abdülhamid Dizisi Sözleri ve Replikleri

Payitaht Abdülhamid Dizisi Sözleri ve Replikleri

34.Osmanlı Padişahı olan Sultan 2.Abdülhamit’in döneminin işlendiği Payitaht-ı Abdülhamid dizisi şu anda 3.sezon 56. bölüme gelmiş bulunmaktadır. Cuma akşamları yayınlanmaktadır.

33 yıl tahtta kalan Sultanın dönemindeki hem Osmanlı ülkesinde  hem de dünyada olan olayların işlendiği bir dönem dizisi.

BU dizide geçen repliklerinden bir derleme yaptık

Repliklerini dizerken en son yani 3.sezondan geriye doğru tertip ettik.

Yazının sonunda dizi oyuncularının isimlerine ulaşabilirsiniz.

3.Sezon Replikleri

Türklerin iki hasleti vardır: Birincisi meydan okununca meydana çıkar, ikincisi canını verir meydandan kaçmaz!

 

Evladımdan vazgeçerim lakin bu devletin şehzadesinden vazgeçmem!”

 

Çamura bulandık,kan’a bulandık, devletimize karşı şerefsizliğe bulanmadık!

 

Başımızda öyle bir bela var ki ya sefer edeceğiz ya tahammül

 

Elimizden topraklarımızı alırlar geri alırız Lakin haysiyetimizi ruhumuzu alırlarsa işte buna çare yok

 

Revaldeki Masayı başınıza Yıktık mı Yıktık Sizin bütün oyunlarınıza karşı hamlemizi yapıp Kazandık mı Kazandık Yapacak bir şeyiniz yok YENİLDİNİZ

 

Fuad Paşa: Artık Abdülhamid’e değil bana itaat edeceksiniz!!!

 

Paşalar hazır olun, şimdi hamle sırası bizde!”

 

Şimdi yeni bir hamle başlatacağız, bu hamle Balkanlar’dan başlayacak!

 

Sizden hiçbir vakit şüphe etmedik Paşa!

 

Biz sizi sır tutanlardan bilirdik Paşa!

 

Bize daha fazla istihbarat sağlamanızı istiyorum Vambery Efendi!

 

Tahsin Paşa dostum musunuz?

 

Bidar Kadınefendi: “Sami Efendi benim yüzümden öldü!”

 

Mahmud Paşa: Benim ticari zekam da siyasi zekam gibi mukayese kabul etmez!”

 

Gecenin şulesi ya aydan ya şerdendir!

 

Tahsin Paşa siz yoruldunuz, en iyisi vazifeden el çektirilmeniz!

 

Sanma şâhım herkesi sen sâdıkâne yâr olur

Herkesi sen dost mu sandın belki ol ağyâr olur

Sâdıkâne belki ol bu âlemde dildâr olur

Yâr olur ağyâr olur dildâr olur serdâr olur.

 

Devletimizi canlı canlı parçalamak isterler, benim burnum kanamış gam mı?

 

Abdülhamid:Tahsin Paşam! Şeytan’ın, ALLÂH’IN varlığından şüphesi var mıdır?

Tahsin :Yoktur Hünkâr’ım! Kovulmuş şeytandır.

Abdülhamid :Yani Hakkı ve Doğruyu, İnsanlardan daha iyi biliyor. Şeytan ne için ihanet ettiyse, İnsanlar da o yüzden ihanet ediyor Paşa

 

“Tek kale var, o da hakikatin taşlarıyla döşenmiş İslam’ın kalesi! Bu kalenin muhafızı da Osmanlı’dır!”

 

Devletimizi o cinayet masasına yatırmış canlı canlı ameliyat ediyorlar! Lakin o masayı dağıtmamız şart!”

 

Payitaht’ı elem, ızdırap ve yoksulluğa boğacağız

 

Vatana bin Osman feda olsun

 

Kafirde küfür bizde iman tükenmez.

 

Fuads Paşa: (Şivenaz’a) “Şeytan senin aklına taht kurmuş!”

 

Bunun adı velospit nereye istersen oraya git

 

Su uyur, düşman uyur, derdi devlet olan uyumaz!”

 

Biz herkesin Sultan’ı değil miyiz Paşa! Açın, yoksulun milleti olmaz!

 

Hamidimiz

 

Ancak ve ancak Türkün yıldızının şerefini İslamın hilalinin izzettini savunanlar bu aleme adil bir nizam verebilir

 

Varlık elde etmek için yokluk gerek Paşa!

 

Şimdi senin vazifen bu şehrin karanlık yüzünü aydınlatmaktır. Payitaht’ı, Namertten korumaktır. Biz bu şehri, fethettiğimiz günden beri her dakika her saniye O fethi yeniden kalbimizde yaşarız ya; işte burada silmek isteyenlere karşı savaşacaksın!

 

Kılıcın zalime karşı onun gibi keskin olsun.

 

“İçtiğim süt, yunduğum su, yediğim lokma bu vatanın toprağındandır!”

 

 

Ben Fuad, sultanlığı almak için Payitaht’a geldim! Bu mülkün sahibi ben olacağım

 

“Pençelerimizi bu topraklara geçirdik, elimizi kesmeden bu toprakları bizden kopartamazlar.”

 

Ben Şivenaz, evvela Abdülhamid’in ailesini dağıtacağım, sonra dostlarını…”

,

Reval’de bir mülakat yapacaklar Paşa ve masada Osmanlı parçalanacak!”

 

Kadere inancımız tamdır, devletimize itimadımız tamdır, Allah’ımıza teslimiyetimiz tamdır. En güçlüsü kimse o çıksın karşımıza!

 

İşte haritamız! Doğuda Çin Seddi’nden batıda Adriyatik Denizi’ne kadar her karışında ezan sesi var. Semasındaki ve bayrağındaki yıldıza âşık, hilale sevdalı gönüller var. Lakin ezan sesi susar, mümin yürekler hançerlenir, sevdalı gönüller çelinirse, mesuliyet sizindir, bizimdir. Şimdi aklınızı ilme, pazunuzu işinize, gönlünüzü vatanınıza verin. Verin ki yükselelim.

 

3.Sezon 60. Bölüm Fragmanı

Osman Gazi’den, Fatih Sultan Mehmed’den, Yavuz Sultan Selim’den, Kanuni Sultan Süleyman’dan emanet aldığım bu devleti yaşatmaktan başka gayem olmadı. Bizden evvel tahta çıkanlar gibi biz de Allah’a devletimizi daim kılsın diye dua ettik. Türk’ün kadim devleti türlü belalarla kirli oyunlarla ne ilk ne son kez karşılaşıyor. Tarih devam ettikçe, felek döndükçe, imtihan sahrasında Allah’ın adını yükseltmek isteyenlerin ordusu savaşacaktır.

 

Ey Osmanlı Tebaası, ey kılıç sesleriyle Kosova’da, ey gür sesleriyle Mohaç’ta, ey tekbir sesleriyle Konstantiniyye’de arşı titreten cengaver torunları, ey dünyanın her yerinde Allah’ın adını sıkça ananlar! Bu çağrım sizedir. Yaklaşan yakındır, gelen ölümdür, duyulan gözyaşına karışmış hıçkırıklardır. Mazlumun yanında, İslam’ın sancağı altında durduğun için seni ayırmaya, birliğini dağıtmaya geliyorlar. Yeni bir yüzyıl başlarken ben Sultan Abdülmecid Han oğlu Abdülhamid Han’ın yanında duracak mısın? Benimle beraber yürüyecek misin? Bil ki benim yürüdüğüm yol, zalime karşı giden yoldur. Ben bu yolda şerefimle   yalnız da yürürüm. Belki bir adımdan sonra takatim kesilir. O zaman o yolda gerekirse ölürüm. Gel beraber yürüyelim ey halkım! Ya istikbalimizin hür devletini inşa ederiz ya istikbalin şafağında zillete düşeriz.

 

2.Sezon

 

Bizim gücümüz, gösterişte değil, yüreğimizdedir.

 

Bizim itibarımız inancımızda ve tarihimizdedir.

 

Her zerremizle Ehl-i Sünnet’in, İslam’ın hizmetkârıyız.

 

Hatanın affı olur, kabahatin affı olur, lakin ihanetin affı olmaz.

 

Osmanlının gücünün ulaştığı yere sizin hayaliniz bile ulaşamaz.

 

Devletin vazifesi her yerde olmak, lakin her yerde görünmemektir.

 

Düşman kör nişancıdır, lakin dost nereden vuracağını gayet iyi bilir.

 

Biz işimizi ağzı laf yapanlarla değil, yüreği vatan diye çarpanlarla görürüz.

Şüphe bir kurttur, ya kendi içini kemiren bir kurt yahut sivri dişleriyle düşmanını parçalayan bir kurt.

 

Bize harita çizip ömür biçenler bilsinler ki, Allah izin verdikçe, kâinat devr-i daim ettikçe kimse bu millete pranga vuramayacak.

 

Şüphe ormanın içinde yanan bir meşale gibidir. Ormanı yakmadan o meşaleyi söndürmek hüner ister.

 

Çocuklarla çokça vakit geçirmek lazım paşam. Masumiyetleri bulaşıcıdır. Masumiyetini yitirmiş kişi artık insan değil bir canavardır.

 

Yeni bir nizam kuruluyor. Artık din adamlarının ve kralların devri bitiyor. Dünyayı sermaye yönetecek. Bir devleti yok edebilirsiniz. Ama parayı yok edemezsiniz.

 

Osmanlı Hilafeti almadan evvel de İslam Milleti’nin lideriydi. İlây-ı Kelimetüllah için kılıç sallayan kimdi?

 

Mezar taşları mühürdür. Biz bu topraklara mührümüzü 1000 yıl önce vurmuşuz. Elinizde sadece kaybetmenin acısı olacak. Bir tek taş bile vermeyeceğiz.

 

Bin dert, bin namert, sıkıntının her türlüsü musallat olmuş bize. Kaderimizden başka teneffüs edeceğimiz bir şeyimiz yok. Duamızdan başka sığınacağımız limanımız yok.

 

Biz bu topraklara tutunmaktan vazgeçtik mi ki onlar vazgeçsin? Biz sözümüzden vazgeçtik mi? Biz okuduğumuz ezandan, dalgalanan bayrağımızdan vazgeçtik mi ki onlar da vazgeçsin?

 

Uyanık olmalıyız. Millet olarak, devlet olarak uyanık olmalıyız. Küffar her cepheden saldırıyor. Uyursak görecek rüyamız kalmaz. Biz, rüyamızı uyanıkken görenlerdeniz. Rüyamız, bütün bir âleme gelecek adil bir nizam.

 

Aynaya bakan biri aynayı görebilir mi? Kimse aynayı göremez. Suretini görür. Ayna, karşısında ne varsa onu yansıtır. Ayna karşısında gördüğün her şey baktığın yerin yansımasıdır. Peki, ayna nerde? Görünenin ardında öyle bir hakikat vardır ki, sırrı çözmek için aynayı kırarsın lakin suretten olursun.

 

Dünyadaki cennetim, güneşim, en kıymetlim! Size veda edemedim. Gözlerinizin içine bakıp da “Ben gidiyorum.” diyemedim. Asıl zor olan sevdiğinden ayrı düşmek değil, onun gönlünden düşmekmiş. Bundan böyle tek dileğim size kavuşmak değil, yeniden gönlünüzde yer edinmektir. Bidar Sultan

 

Kudüs, ilk kıblemiz, Miraç mucizesinin müjde şehri… Eğer bizim zamanımızda Kudüs ölürse, Kudüs düşerse sen say ki bütün İslam beldeleri düştü, sen say ki bütün İslam beldeleri öldü. Şehirler de ölür. Gökyüzünden ezanları susunca ölür, çarşılarına haram para bulaşınca ölür, sokaklarında fitne kol gezince ölür. Eğer Kudüs’ün izzetini koruyamazsak, say ki kendi izzetimizi kaybetmişiz. Kudüs, evimizdir. Evinden çıkamazsın. Çıkacağın kapı İslam’dır. İslam kapısından çıkmayacağız. Evimizden çıkmayacağız, inşaallah.

 

Şehit olan Gazi Osman Paşa ‘ya hitaben

Ne tarih örter üstünü, ne toprak! Bir adım geri atmayanların, düşmana karşı dik duranların, ölümü ayakta bekleyenlerin, kafiri tetikte gözleyenlerin şahı! Gözyaşınla doldu Tuna! Yine de bir adım geri adım atmadın. Ses ver Gazi Osman Paşa, ses ver! Üzerine dökülen toprak mıdır, tarih mi?

Kalk koca gazi, kalk! Plevne’de düşmana teslim olmadın. Kalk! Rus’a kılıcını vermedin. Kalk! Kalk, koca gazi! Kalk! Sen, tarihi yenen adamsın. Kalk! Sen kabre sığmazsın. Kalk! Tarihini yazacak kalem yok. Kalk! Harbini anlatacak ozan yok. Kalk! Kalk, koca gazi! Uyan! Uyanmazsan Tuna ağlar. Tuna’ya bakan sana ağlar. Kalk! Kalk da kuşan kılıcını. Kalk! Asker bekler seni, devlet bekler seni, ben beklerim seni. Kalk!

Gazi Osman Paşa öldü, koca bir tarih gömüldü.

 

1.Sezon

Sadakatini satanların hayatı ucuz olur Paşa.

 

Hizmet edersin millete, yazılır hasene-i deftere.

 

Boş kalan şeytan kuyruğu ile oynarmış. Mahmud Paşa

 

Nümayişlerde kalabalıkların aklı yoktur. Mahmut Paşa

 

Bu Hak ile batılın savaşı. Ve batılın kazandığı görülmemiştir.

 

Ya kurt olup çakalları kovacağız ya koyun olup çürümeye mahkûm olacağız.

 

Cebelitarık’tan Cava Adasına kadar tek devlet. Sınırı yok. İman etmiş bir millet. Tek millet. İslam Milleti.

 

Bize hücum edenler bilsinler ki Müntakim olan Allah zalimlere karşı intikamına bizleri memur edecektir.

 

Onlar bilmezler ki, bizden istedikleri topraklar, onların mezarını ancak dolduracaktır.

 

Para uğruna ihanet eden bedelini sefaletle öder. Kadın uğruna ihanet eden bedelini rezaletle öder. Devlete ihanet eden bedelini canıyla öder.

 

Onların hesabı varsa Allah’ın da (cc) vardır. Eğer Müslümanlara huzur yoksa Kraliçe de rahat uyuyamayacak.

 

Gölgem bile güneş doğduktan sonra beni terk ediyor, yalnız bırakıyor. Ben güvenmem ama hüsnü zan ederim.

 

İngilizler dün de bugün de yarın da dişini etimize geçiren çakaldır. Ya kurt olup çakalları kovalayacağız ya koyun olup çürümeye mahkûm olacağız.

 

Sevdiğin seni terk edince kalbinin yarısı küle dönüyor, yarısı kine. Kinle ayakta kalıyorsun.  ( E. Karasu.)

 

Orduları dağıtmak istersen rüzgâr olmalısın, rüzgarın hükmü de kum tanelerindedir. Başka türlü zafere ulaşamazsın. Emanuel Karasu

 

Paşa, benim tarz-ı siyasetimin sırrı nedir, bilir misin? Rekabet halindeki devletleri karşı karşıya getirip, kendimize bir yol açmak.

 

Biz bin kere sadık olacağız, onlar bin kere ihanet edecekler. Lakin sonunda hak davaya sadık olanlar kazanacak.

 

Siyasetin iki hususu vardır paşa: merhamet ve adalet. Merhamet kalkandır, adaletse kılıç. Bin şüphe, bir delil etmez paşa.

 

Tarih boyunca bize hasta adam diyenler yanılacaktır.  Bilsinler ki bizi öldürmeyen her hastalık daha da kuvvetlendirecektir.

 

Kargaşanın olduğu yerde uyuz bir köpek bile kalabalığı peşine takıp ölüme götürür. Theodor Herzl

 

Osmanlı’yı parçalayabilmek için Osmanlı’nın ruhundaki dinin etkisini yok etmek lazım. Parçala ve yönet ama önce zihinleri, kalpler, fikirleri parçalamak lazım.

 

Dünyayı zaman zaman din adamları, bazen asker, bazen tüccar idare etti. Haçlılar döneminde papalık hüküm sürdü. Onların saltanatını büyük bir asker olan dedem Fatih Sultan Mehmet bitirdi. Osmanlı dört asır dünyaya hükmetti. Filhakika o dönemler artık geride kaldı. Bundan sonra dünyayı tüccar yönetecek. O sebeple bu demir yolu meselesi mühim.

 

Paşalarım savaş başlamıştır. Arzumuz sadık olmanızdır. Satılmamanızdır. Bu devleti makama paraya kadına satanlar bilsinler ki bu devletin mezarına satıldıklarıyla gömüleceklerdir.

 

Bu devlet kurulurken ceddim Osman Gazi kendisine ihanet eden amcası Dündar Bey’e bile acımamıştır. Kılıcını ihanet zehrine batırıp bize sallayanın kılıç tutan eli kesilir.

 

Çok zor Paşa! Canını düşünmeden kurşunların önüne atlayan bu çocuklara, evladı şehit düşünce diğer evladını getiren bu babalara, bu millete, idareci olmak çok zor. Bunlara layık olmak çok zor.

 

Size Hürriyet fısıldayanalar ne isterler? Bu millet yıkılsın, isyan etsin, ayaklansın isterler. 600 yıllık devletimizi yıkmak isterler. Bu mekteplerde milletin refahı için çalışmak yerine sizi sokaklara dökmek isterler.

 

Sultan Abdülhamid’in Takdimi –

Halife-i Ruy-i Zemin Abdülhamid Han Hazretleri! El Muzaffer daima! Uğurun açık olsun! İkbalin efsun olsun, Padişahım! Ömr-ü bereketinle bin yaşa! Maşaallah! Maşaallah! Mağrur olma Padişahım! Senden büyük Allah var! İstirahati hümayun Padişahım! Devletinle bin yaşa!

 

Siyasetin terazisi hassastır. Bir adamın ne olduğunu bilirsin. Lakin ona dokunmazsın. Dokunmak zor olduğu için değil, ölmesi işine gelmediği için. Çünkü o ölürse yerine birisi geçer. Onu tanıyana kadar vakit kaybedersin. Yani bildiğin düşman, bilmediğin düşmandan evlâdır.

 

Ey zalim halife! Senin başında olduğun ümmeti değiştireceğim. Öyle bir değiştireceğim ki onları tanıyamayacaksın bile. Şahsiyetsiz, beyinsiz, batıya muhtaç, kendi olmaktan utanan, taklit yeteneğinden başka hiçbir meziyeti kalmamış ahmaklar ordusuna çevireceğim onları. Emanuel Karasu

 

Yahudileri bu rüyaya inandıranların elde etmek istedikleri tek netice hançerdir. Kudüs’ten Diyarbakır’a bir hilal gibi uzanan harita masalına iyice bakanlar bunun bir hilal değil hançer olduğunu göreceklerdir. Müslümanların kalbine sinsi sinsi, küçük küçük savaşlarla sokulan bir hançer. Savaşla, fitneyle, açlıkla, kıtlıkla, tefrikayla, hürriyet masalıyla sokulacak ve o hançer kalbe saplanacak

 

Silah tüccarının dini, devleti, milleti olmaz. Yeni dünya, silah tüccarının ticaretiyle şekilleniyor. Nizam şöyle işliyor: Güçlü devlet, zayıf devlete saldırır. Zayıf devlet kendini korumak için silah satın alır. Böylece muazzam paralar kazanan silah tüccarı, yeni savaşları destekler. İşte biz bu nizamın karşısında olduğumuz için saldırırlar.

 

Her yere haber salın. Kosova’da Murat Hüdavendigar yiğitlerine, Bursa’da Osman Gazi’nin evlatlarına, İmam Şamil’in torunlarına haber yayın. Analar kınaları hazırlasın. Ya şehit ya gazi olacaksın, diyen babalar, evlatlarının yüreklerini pişirsinler. Hakla batılın savaşına hazır olsunlar. Allah Rasülünün (sav) nâmını silmek isteyenlere karşı dursunlar. Osmanlının tokadını unutanlar bu harpte hatırlayacaktır. Kılıç kınından çıkmıştır.

 

Bu bayrak, Allah yolunda savaşanların bayrağıdır. Bu bayrak, dedem Osman Gazi, Bizans’a kılıç vururken dalgalana bayraktır. Bu bayrak, İstanbul’un fethinde surların kalbine dikilen bayraktır. Bu bayrak, Viyana önlerinde düşmanın görüp korktuğu, zalime kâbus olan bayraktır. Bu bayrak, zafer görmüş bayraktır. Sen mağlup etme Allah’ım! Biz sefer dedik, bizi zaferle müjdele Allah’ım! Ölene kadar sefere yemin ettik. Cihan bilsin ki zafere yemin ettik. YEMİN ETTİK!

 

Hilafet bayrağını altında gölgelenen, kula kulluk etmeyen bir halk-ı cihan, ezanın susmadığı bayrağın inmediği pak bir gökyüzü, nehirlerin suladığı bereketli topraklar, en son silahlarla donatılmış, her an düşmanı kollayan, kalplerinde ilahi bir sevgiyle titreyen bir ordu, sulhta merhamet ordusu, harp meydanında ölüm ordusu. Paşalarım benim haritam bu. Bu benim rüyam. Benim Devlet-i Aliyyem bu. Bu yolda yorulacak olan, satılacak olan varsa hemen bu odayı terk etsin. Allah’ın bütün ayetleri üzerine yemin olsun ki ömrüm yetene kadar toprağa girene kadar zafere ulaşana kadar bu mücadele bizim için farzdır.

 

 Payitaht Abdülhamid Dizisinin Oyuncuları –

Sultan Abdülhamid: Bülent İnal

Tahsin Paşa: Bahadır Yenişehirlioğlu

Gazi Osman Paşa: Aydın Sigalı

Vasfi Paşa: Eray Türk

Hüseyin Paşa: Alper Düzen

Selim Paşa: Taner Ertürkler

Fehim Paşa: Erkan Avcı

Halil Halid: Gürkan Uygun

Damat Mahmud Paşa: Hakan Boyav

Şehzade Abdülkadir: Can Sipahi

Şehzade Mehmed Selim: İlker Kızmaz

Prens Sabahaddin: Kaan Turgut

Kolağası Celal: Umut Kurt

Yusuf: İbrahim Kendirci

Ömer: Akın Akınözü

Murad (Meyyit Efendi): Volkan Keskin

Söğütlü Osman: Yusuf Aytekin

Mısır Hidivi Fuat: Hakan Yufkacıgil

Bidar Kadınefendi: Özlem Conker

Seniha Sultan: Selen Öztürk

Naime Sultan: Duygu Gürcan

Hatice Sultan: Gözde Kaya

Fehime Sultan: Elif Özkul

Handan: Emel Dede

Melike (Ahsen): Ezgi Eyüboğlu

Prenses Efsun: Nur Fettahoğlu

Mislimelek: Buse Varol

Firuze: Cemre Baysal

Hemşire Zeynep: Sedef Avcı

Şivenaz Hatun: Başak Daşman

Theodor Herzl: Saygın Soysal

Hiram: Berkan Şal

Emanuel Karasu: Ali Nuri Türkoğlu

Parvus: Kevork Malikyan

Vambery Amca: Güven Kıraç

Edmund Rothschild: Suavi Eren

Gertrude Bell: Songül Öden

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Yorumlara Kapalıdır