Şahsiyet Dizisi Sözleri

Şahsiyet Dizisi Sözleri

Senaryosu Hakan Günday tarafından yazılan, yönetmen koltuğunda Onur Saylak’ın oturduğu şahsiyet dizisi Puhu Tv de yayınlanmaktadır. Başrollerinde ise Haluk Bilginer ve Cansu Dere yer almaktadır.

Uluslararası Televizyon Sanat ve Bilimleri Akademisi’nin ABD dışında yayınlanan televizyon yapımlarının en iyilerini seçtiği ‘Uluslararası Emmy Ödülleri’nde bu sene En iyi erkek oyuncu ödülünü Şahsiyet dizisinde canlandırdığı Agah Beyoğlu karakteri ile Haluk Bilginer aldı. Bu ödülü alan ilk Türk oyuncu olması ödülü daha da anlamlı kılmaktadır.

Bir sezon ve 12 bölüm yayımlanan diziyi izlemeyen sitemizin takipçileri bu satırdan itibaren paylaşacağımız replikleri okumasınlar. Diziyi izlemeden buradaki replikleri okuyarak dizi hakkında spoiler alınmaması için önce diziyi izlemenizi tavsiye ederiz.

Muhteşem sözler ekibi olarak aldığı bu ödül için usta oyuncu ve tiyatro yönetmeni Haluk Bilginer’i tebrik ederiz.

Ömür boyu unutmak, unuttuğunu bile unutmak…

 

Yaşıyorsun ama yoksun. İnsan nasıl dayanır buna?

 

Vicdan denen şey bağırsak gibidir. Sen uyurken de çalışır.

 

Alzheimer çok ciddi bir hastalık. +Benim gibi ciddi bir adama da öylesi yakışır zaten.

 

Ne güzel olurdu, değil mi? Yanlış bildiğimiz her şeyi unutsak, sadece doğrular kalsa.

…ve yalan söylemenin en kötü tarafı ne biliyorsunuz değil mi? Söylediğiniz yalanları hatırlamak

 

Bir şuç işlemek istiyorsan ama suçlanmak istemiyorsan, etrafına yeterince kalabalık toplaman yeterli

 

Bomba patlıyor elli kişi ölüyor panik olmuyorsunuz, teker teker ölünce mi panik oluyorsunuz?

 

Bence insanın adının bir anlamının olmasının hiçbir önemi yok.

+Neden?

-Kimse kendi adını kendi koymuyor da ondan.

 

Ben bu tür lafları pek kullanmam Amma velakin; Hakikaten, Söylenecek o kadar çok şey var ki…

Hiç bir şey söyleyemiyoruz.

…insanlar adam gibi dinlemiyor birbirini. Cümleyi bitirmeden otomatik cevap. Her şey otomatik zaten. Sonra anlaşamıyoruz, anlaşamazsın tabi!

 

Bir romanda okumuştum, diyordu ki; insan yoksullaştıkça daha az yer kaplar, yani insan yoksullaştıkça sıkışabilme yeteneği de artar

 

Bu hayattaki bütün kötülükleri aslında hiç tanımadığımız insanlar yapar. Onun içinde her sabah uyanır uyanmaz yaptığımız ilk şey  kendimizi kandırmak

 

Buradaki bütün arkadaşlar ve bu yayını izleyen milyonlarca insan şunu biliyor ki; eğer bir devlet görevlisi gereken neyse yapılıyor diyorsa hiçbir şey yapılmıyordur.

 

…ama er geç, ben de unutacağım, değil mi? Bütün hatıralarım silinip gidecek. Peki ben ne olacağım? Telefon numaraları bir şey değil de. Benim şahsiyetim ne olacak?

 

Sen zannediyor musun ki bir tek alzheimer olan sensin? Herkes hasta, hepsi hasta. Yarın bugün bir milli maç olur, herkes her şeyi unutur. Bu millet neleri unuttu, seni mi unutmayacak, sen kimsin ki, alt tarafı bir katil, alt tarafı bir cinayet haberi.

 

 

Ben ölmekten çok korkuyorum Münir Bey. Hatta sana bir sır vereyim; bu dünyada herkes ölse, bir tek ben kalsam ona bile razıyım. Düşün, o yalnızlığa bile razıyım. Ya öteki tarafta hatırlarsam her şeyi? Mahvolurum ben, mahvolurum…

 

Bu burçlar falan var ya, çok saçma. İnsanın kişiliğini doğum tarihinden anlayamazsın. İnsanın kişiliğini doğum yeri belirler. Bizim Anadolu insanı bunu bilir mesela. Onun için yeni tanıştığı kişiye “Burcun ne?” diye sormaz. “Memleket nere?” diye sorar.

 

Dokuz yaşındayım, yıl 1961…Annem benim doğum günüm için pasta yapmış. İlk defa o zaman mum üfleyip bir dilek tuttum. Dileğim de şu; o sıralar Yuri Gagarin uzaya çıkan ilk insan olacak. Ben de dedim ki, ne olur beni de yanına alsın…O kadar inandım ki dileğimin gerçekleşeceğine, bir çanta yapıp beklemeye başladım. Güya Sovyet elçiliğinden gelip alacaklar beni. Ama sağdan soldan duyuyorum onlar komünist diye. Diyorlar ki aman komünist onlar. Olsun diyorum, ben de komünist olurum. O sıralarda, bizim giriş katında üniversite öğrencileri oturuyor. Annem onlara da komünist diyor. Biliyorum onlar bizim kömürlükte kitap saklıyor. Ben gittim, yürüttüm bir tane. Nazım Hikmet’in şiirleri. En kısasını buldum ezberledim. Dedim ki şimdi Ruslar gelirse, ben bu şiiri okurum onlara. Onlar da der ki tamam bu da bizden, götürürler beni. Neyse… Tarih 12 Nisan. Uzak mekiği fırlatılacak, Vostok 1 ama hala gelen giden yok. Ben diyorum unuttular herhalde beni. Mekik fırlatıldı, herkes dua ediyor, mekik atmosferi geçsin, uzaya çıksın diye. Bir ben diyorum ki yarı yolda dursun dönsün beni alsın. Belki bir de Amerikalılar, Vostok’un uzaya çıkmaması için dua ediyordu. Neyse… Bütün gün radyonun başında içimden o şiiri okudum:

Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz,

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda,

Budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz.

Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.

Ne zaman bu şiiri okusam uzaya gitmiş kadar olurum. 65 yaşıma geldim.  Geçen doğum günümde yine bir dilek tuttum, çocuk gibi. Yine imkansız bir dilek tabi. Ne diledim biliyor musunuz? İyi bir insan olmayı.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?