Şeyh Şamil Sözleri

Şeyh Şamil Sözleri

İmam Şeyh  Şamil (1797, Gimɾi – 4 Şubat 1871, Cennet’ul Baki), Kuzey Кafkasya halklaɾının, Avaɾ kökenli politik ve dini öndeɾi. Кafkas Savaşı’nda Rus kaɾşıtı diɾenişin lideɾi ve Dağıstan’la Çeçenya’nın 3. imamı (1834-1859). Şeyh Şamil olaɾak da anılıɾ. Hamzat’tan sonɾa Кafkasya’daki diɾenişςileɾin komutanıdıɾ ve aynı zamanda Nakşibendi şeyhleɾinden Seyyid Cemaleddin Kumuki’nin halifeleɾindendiɾ.

Bugün vefat tarihi olan Şeyh Şamil’in sözlerinden bir demet hazırladık

 

Allah tan kullarına şer erişmez.

 

Kamil kişi yürümeye nasıl başlarsa öyle bitirir

 

Kıl kadar bile olsa ışık gördüğün yere git.

 

İşin Sonunu Düşünen Cesur Olamaz

Nefsini baş tacı eden , dinini hor görür.

 

Mü’min sendelerse allah o na destek olur.

 

Düşmana karşı diri kedi , ölmüş aslandan iyidir.

 

Kahrolsun sefil esaret ! Yaşasın şanlı ve güzel ölüm!

 

Müslüman idareciler işlerini şura ile görürler.

 

Maddi silahlar yalnız başına hiçbir işe yaramazlar…

 

Yüksekteyken küçülmeli, kuvvetliyken insaf etmelisin.

 

Allah la açık ve gizli muameleniz edep üzerine olsun.

 

Allah‘tan kullarına şer erişmez. (Kul kendi eli ile şerre ulaşır)

 

Vatanın kurtuluşu ve istiklal yolunda cehd ve cenk gereklidir.

 

Hürriyetimiz, zulüm ve kahrın döktüğü kanlarla kazanılacaktır.

 

İstilaya uğrayan vatan toprakları sulh ile ele geçmez,cenkle alınır!

 

Hakkı kabul ve ilan etmek İslami yaşayışın esasını teşkil eder.

Allah kuvvetlilerin başaramadığını bir zayıfa başartmaya kadirdir.

 

Gönüllerden kibri çıkarmak yüce dağları iğne ile kazımaktan daha zordur.

 

Müslümanlık esasına göre kurulan idare teşkilatı ile diktatörlük bağdaşamaz.

 

Dünyada menfaat için sevgi gösterisinde bulunan insanlar kadar alçağı yoktur.

 

Allah a giden yollar gökteki yıldız sayısından fazladır. Biz o yollardan birini arıyoruz.

 

Allah büyüktür. Yardımını vatanı ve kendi uğrunda savaş edenlerden esirgemez.

 

Her şeyin bir hizmet edicisi vardır. Dinin hizmet edicisi de edep ve vatan görevidir.

 

Hayrın kümelendiği evin anahtarı tevazu , şerrin kümelendiği evin anahtarı ise gururdur.

 

Biz bir dağdan ‘Allah’ diye bağırırız, o ses diğer dağdan ‘Özgürlük’ diye yankılanır.

 

Kamil kimse vatanında her hangi bir şey kıpırdar veya doğarsa bundan haberdar olmalıdır.

 

Allah dilediğini imansızlık karanlığında boğar. Fakat sevdiği kulunu hidayete ve aydınlığa kavuşturur.

 

Ölümü sevgili gibi kucaklayan ve şehitliğe susayan insanlara, esaret teklif etmek çok boş ve gülünçtür…

Ey Allah’ın makbul kulları ! Ey vatan dağlarının emsalsiz ziyneti şerefli muhafızlar! Bu vatan sizindir , sizin olacaktır…

 

Ben müslümanım, müslüman olanlar kendilerini esarete almak isteyen zorba rejimlerle çarpışmak mecburiyetindedir.

 

Şunu hiçbir zaman unutmayın! Bağımsızlık, kolay kazanılan birşey değil. Bunun için kan dökmek, can vermek lazım. Her zaman söylüyorum:

 

Bir naibe gönül bağlarken onda keramet aramayınız. Sadece şeriata saygı beslediğini ve hak yolunda yürüdüğünü görmek yeterlidir.

 

Müslümanlığı ve vatanınızı kurtarmak istiyorsanız bir tek yolu vardır. Düşmanlarınızın ellerindeki öldürücü silahları aleyhinizde kullanmasına izin vermeyiniz.

 

Müslümanlar zulme dayanan bir devletin esiri olamaz. Zulüm sistemi ile teşkilatlanan çarlık Rusya sı ya zulümden vazgeçmeli ya baş eğmeli yada ortadan kalkmalıdır.

 

Bizden torunlarımıza kalacak en büyük miras, hürriyet uğrunda savaşmak , hakkı yayma uğrunda can vermek olacaktır. Torunlarımız hürriyet ve istiklal uğruna yapılan savaşların kuyruğu değil , başı olmalıdır.

 

Çarlar ölecektir, Petrolarınız, ve Katerinalarınız gibi Nikola da gözleri arkasında gidecektir… Fakat Kafkasya mutlaka kurtulacak hür ve mesut olacaktır. Allah , hak ve vatan uğrunda çarpışanlara yardımcı olsun…

 

Kafkasyalılar! Senelerden beri göğüslemeye çalıştığımız en vahim an gelip çatmıştır. Yapabileceğimiz tek iş düşmanla fasılasız ve amansız çarpışmaktır. Bugüne kadar harp etmek şeref ve vatan borcu idi. Fakat bugün hepimizin üstüne farz olmuştur.

 

ölüm bizi Allah’ımıza kavuşturan en ulvi hadisedir. Dünyaya geldik O’nun eserlerini gördük , O’nun emirlerindeki isabete inandık, O’nun eserlerine gönlümüzden vurulduk. şimdide sevine sevine O’na kavuşmayı özlemeliyiz. ölüm kafirler için bir azap bir ıstıraptır. Müslümanlar için bir sürur ve sadet olmalıdır.

 

Ey Dağıstan ve Çeçenistan milletleri ! Dinleyiniz beni… Ben sizleri para ve menfaat için bu savaşlara sürüklemedim. Bu Allah ın emridir. Toprağımızı hürriyetimize kavuşturmak ülkümüzdür. Bu emre itaat ediniz. Hiç birimiz kamasını kınına sokmasın . Parolamız ölünceye kadar savaş olmalıdır.

 

“Ruslarla savaşarak ölmek, düşmanla birlikte yaşamaktan çok daha hayırlıdır. Dayanın, bir elimde Kur’an, bir elimde kılıç sizi Ruslara karşı zafere götürmek için çalışacağım. Bundan Böyle değil Ruslara boyun eğmeyi, bunu düşünmeyi bile kesinlikle yasak ediyorum” Şeyh Şamil

(Hacı Murat, Lev Nikolayeviç Tolstoy)

 

Ancak, Allah yolunda kan dökünüz vatanın hürriyetine saadetine refahına ve servetine göz dikenlere , el uzatanlara aman vermeyiniz. Sizi kovdukları ve geri sürdükleri bir tek karış yurt toprağını düşman elinde bırakmayınız. Onları daima geldikleri yere sürünüz. Adam öldürmek ve Allah ın binasını yıkmak fena bir şeydir. Fakat vatan uğrunda ölmek ve öldürmek Allah ın takdis ettiği ulu bir vazifedir.

 

Savaş dönemlerinde halktan bazıları “artık teslim olalım anlaşma yaρalım” diye hayıflanmaya başlamıştır, bunun üzerine Şeyh Şamil teslim olmaktan bahsedene kırbaç cezası vermeyi uygun görmüştür. Bu durumda çekinen halk çareyi Şeyh Şamil’in annesine gitmekte bulmuşlardır. Annesi Şeyh Şamil’e teslim olma teklifini sununca Şeyh Şamil koymuş olduğu kanundan ödün vermemiştir. Cezayı yaşlı bir kadın çekemeyeceğinden, ceza oğluna intikal ettirilmiş, böylece Şeyh Şamil kendini kırbaçlattırmıştır.

 

Biz, sadece Dağıstan için değil, bütün Kafkasya için bir bağımsızlık meşalesi yaktık. Bu dağlar, bu ovalar, bu güzel yurt, bağımsız bir ülke haline gelene dek bu meşale yanacak. Bağımsızlığımıza kavuşmadan önce bu meşaleyi söndürmek isteyenlerin vay haline! Bu mücadele, belki nesiller boyu sürecek. Ama neticede hak yerini bulacak ve aziz vatanımızda, sadece kendi bayrağımız dalgalanacak… Buna bütün kalbimle inanıyorum.

(Kafkas Kartalı, Murat Yeşil)

 

Anekdot:Şeyh Şâmil’e, Çar’ın sarayında bir gün ziyafet verilir. Aylardır, belki de yıllardır midesine doğru dürüst yemek girmeyen Şeyh Şâmil ve yanındakilerin iştahla yediği yemeği seyreden Çar, bir ara Şeyh Şâmil’e, “Bu gidişle beni de yiyeceksiniz deyince”; Şeyh Şamil, “Endişe etmeyin, bizim dinimizde domuz eti yemek haramdır.” der.

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?