Sonbahar Sözleri ve Şiirleri

PAYLAŞ
Sonbahar Sözleri ve Şiirleri
  • 0
  • 6625
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
    blankLoading...
  • 9 dakika da oku
  • +
  • -

Eskilerin Hazan Mevsimi dediği Sonbahar hüzün mevsimidir. Şiirlerde hüzünlü bir eda ile bahsedilir sonbahardan. Özellikle eylül ayından. Sararmış dökülen yapraklara baktıkça ömür kitabımızın sayfalarının da birer birer koptuğunu düşünür, geçen ömrümüze ağlarız.

Bir açıdan da sararan yaprakların toprağın bağrında tekrar can bulup baharda yeşereceği düşüncesi ile içten içe umutla hayatımıza yeni sayfalar açma mevsimidir sonbahar.

Sonbahar ile ilgili söylenmiş veciz sözler ve duygu yüklü şiirleri sizler için derledik.

 

Sözleri ve şiirleri okurken isterseniz alttaki Sonbahar fon müziğine tıklayarak, müzik eşliğinde sayfamızı gezebilirsiniz.


 

Her sonbahar bir gözyaşı ile başlar.

 

Bir ölüm vefalı, bir de sonbahar.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  23 Eylül Sonbahar Ekinoksu Sözleri

Fani ömür biter, bir uzun sonbahar olur.

blank
                   Google 23 eylül doodle

 

Ve bir sonbahar daha geçiyor ömrümüzden.

 

Sabah yağmuru yolcuyu yolundan alıkoymaz.

 

Eylül bir ay değil, bir aylık ayrı bir mevsim.

 

 

Sonbahar rüzgarı bizi yeniliklere götürür.

 

Dışımız günlük güneşlik içimiz eylül eylül sonbahar.

 

Eylül toparlandı gitti işte. Ekim filan da gider bu gidişle.

 

Sonbahar her yaprağın çiçeğe dönüştüğü bir mevsimdir.

 

Huzur ve mutluluğun saklandığı mevsimdir sonbahar.

 

Soğuğun iliğimize işlemesi ile keyfimiz yerine gelir.

 

blank

 

Ah burada olsan, çok güzel hala, İstanbul’da sonbahar.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Dünya Eczacılık Günü Mesajları

Sonbahar ile gelen neşe ve keyif insanlara huzur verir.

 

Sonbaharın diğer mevsimlerden daha fazla altını vardır.

 

Aslında yaprak sıkılmıştı ağaçtan. Bahaneydi sonbahar.

 

Sonbahar, klasik bir müziktir; o başladığında, yerçekimi yok olur!

 

Dedim ya, Eylül‘dü. Savruluşu bundandı kimsesizliğimin.

 

Hayat, sonbahardaki çıtırdayan yapraklardan sonra yeniden başlar.

 

Her gönül insanı yemiştir, ömründe birkaç kez, Eylül‘ün tokadını.

 

Özlemek sonbahara benzer, insanlar özler ama içinden serin rüzgarlar eser.

 

Eylülden önce gözlerini iyi dinlendir çünkü bütün renkleriyle sonbahar onları ziyarete geliyor!

 

Oysa ben akşam olmuşum, yapraklarım dökülüyor usul usul, adım sonbahar.

 

Gözlerin mi daldı yoksa sıkıldın mı sorulardan? Hiç geçmez mi gözlerinden bu sonbahar.

Yaşam insanlara bir şeyler sunar, sonbahar ise sunulanlardan insanların faydalanmasını sağlar.

 

Ve neylersin mevsim sonbahar işte; yaprak nasıl düşerse, gözyaşı da öyle düşer bu mevsimde.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Cuma Günü Mesajları

Onu neden sevdiğimi bir türlü anlamıyor. Ağzı temmuz sıcağı, bakışları sonbahar.

 

Bakmayın mevsimlerden sonbahar, aylardan kasım oluşuna. Benim kapım hep aralık.

 

Seversem eğer sonbaharda severim, sevginin sıcaklığı en güzel o zamanda hissedilir.

 

Sonbaharda çiçeklerden bahsetmek iyi gelir. İnsanın içini ilkbaharmış gibi ümitle doldurur.

 

 

Yeni yapraklar çıkabilsin diye eski yaprakları temizler hüzün. Üzülme, sonbahar serttir ama sonu aydınlıktır.

 

Belki bir sonbahar hatırlatır beni sana. Yapraklar koparken dalından bir bir, O apansız kopuşumuzu hatırlarsın.

 

Dikenin kalbime battığı bir sonbahar günüdür. Sen elini bulutların içinde gezdirirsin, bulutlar senin gözlerinin üstünde yürürler.

 

Belki umurumdasın, evet umurumdasın. Bir yaprak düşer yere; çıt. İşte sonbahar gibisin, ıslaksın, çok uzaktasın.

 

Bir çift yeşil göz yüzünden içimde bir sonbahar acıyor; öyle acıyor ki, acılar acısız kalıyor, mevsimler üstüme devriliyor, kışlar kışsız kalıyor. ( Necip Fazıl Kısakürek )

 

Sadeydi bu sonbahar, sancısız bitti acılarım. Gözyaşı akıtmadım bu sonbahar. Dallarım kırıldı canım yandı ama ben alıştım artık ağlamadım bu sonbahar.

 

Sonbahar güneşi gibisin bahtı figan. lşıldıyorsun ama ısıtmıyorsun. Gösteriyorsun ama hissedilmiyorsun!

 

ŞİİRLERDEN BİR DEMET

 

Adım Sonbahar

nasıl iş bu

her yanına çiçek yağmış

erik ağacının

ışık içinde yüzüyor

neresinden baksan

gözlerin kamaşır

oysa ben akşam olmuşum

yapraklarım dökülüyor

usul usul

adım sonbahar                             Atilla İlhan

 

Sonbahar

Durgun havuzları işlesin bırak

Yaprakların güneş ve ölüm rengi,

Sen kalbini dinle, ufkuna bak.

Düşünme mevsimi inleten rengi

Elemdir mest etsin ruhunu

Eser rüzgarların durgun ahengi.

Yan yana sessizce mevsimle keder

Hicrana aldanmış kalbimde gezin

Esen rüzgarlara sen kendini ver.              Ahmet Hamdi Tanpınar

 

blank

Eylül’dü

Dalından kopan yaprakların

Sararan yanlarına yazdım adını

Sahte bir gülüşten ibarettin oysa.

Ve hiç bilmedin ellerimin soğuğunu.

Eylül’dü……

Di’li geçmiş bir zamandı yaşadığımız

Adımlarımızın kısalığı bundandı

Bundandı gözlerimin durgunluğu.

Sarı sıcak cümlelerde sözün kadar yalan,

Ellerin kadar ıssız,

Sen kadar zamansız molalar veriyordum

Ve çocuksu bir bencillikti hüznümüz.

Eylül’dü…..

İzlerini çizdiği zaman ansızın gidişin,

Şimdi yoktu bi anlamı suskunluğun.

Çırılçıplak kalakaldım sessizliğinin orta yerinde.

Sonra sesime yankı vermeyen uçurumlar kıyısında yürüdüm bir zaman

En çok sesini aradım.

Gözlerinse asılı bıraktığın yerdeydiler hâlâ.

Gözlerini sildi zaman..

Dedim ya… Eylül’dü.

Savruluşu bundandı kimsesizliğimizin.                Cemal Süreya

 

blank

Eylül Sabahının Serinliği

Eylül sabahının serinliğini

Yaprakların serinliğini

Ciğerlerime dolduruyorum

Sessizlik ve serinlik

Birleşiyor

Yıkanmış güvercinler

Ve çok uzakta bir tren sesi

Her zaman yeniden başlamak duygusu

Doğuyor içimde

Her uyanışımda

Düşmanlarımı bağışlıyorum

Daha çok seviyorum dostlarımı

Her uyanışımda

Eylül sabahının serinliğini

Yaprakların serinliğini

Yüreğime dolduruyorum                 Ataol Behramoğlu

 

Güz Gömleği

Güz gömleği giydi şiir

Hüzün sanıyor görenler

Açık kalmış bir düğmesi

Ki rüzgâr girsin diyedir

Cebinde yağmur kokusu

Bir tutam kurutulmuş ot

Yeni bir imge arıyor

Onunla, ince akan su

Bir kadın eli değmiştir

Belki de yıllar öncesi

Saklar durur unutamaz

O gömleği giydi şiir                              Ahmet Uysal

blank

Sonbahar

Sonbahar -ki acının değişmez dipnotudur-

Sesinin solgun göğünde

Küçük bir yıldızla bir harfi tutuşturur.

Savrulur her yana kavruk kelimelerle,

Yüreğini acıyla buruşturur.

Bakışının pasıyla zırhlanan dünya,

Binlerce pıtrak yapıştırır yüzünün kumaşına

Sonbahar -ki doyumsuz bir aşkın sonudur.                Metin Altıok

 

Uyanık Uykuda

Düşteyim işte, çıkageldi bir güz yeli

Hafiften. Bir buğu gibiydi gök.

Ey kendini saklayan geçmiş, ince bir tül ardında;

Güz geldi ve yıldızlarını üstüme dök.

Artık büyüdüm. Ey sonsuz çocukluk!

Atlar, atlıkarıncalar ve yolculuk.

Tuhaf değil mi, bu leylekler nereye göçer

Gök yolunda? Yazdan kalan kanat sesleri

Gibi duyuluyor. Her şey bir bir ve örtük,

İnce, bilinmez bir yüz sanki.

Bir kuru ağaç olarak kalayım mı?

Öyleyse ey güz, dök yapraklarımı!

Gövdemi kemirecek kurtlar toprakta

Gözlüyor yolumu. Beklesinler bakalım.

Ayaklarım sağlam basıyor daha, yolum var

Günlere. Üşüsem, ısıtıyor kanım.

Ben bir leyleğim, uykuda uyanık / güz geldi artık

Göçüyorum yarı uyur, yarı uyanık.                  Ali Püsküllüoğlu

 

Umut Yaprakları

Öyle bir ilkyaz ol ki korkut yaprakları,

Öyle bir son yaz ol ki tut yaprakları,

Sararıp dökülürken güz rüzgarlarında

Ardında savrulsunlar, unut yaprakları.

Sevinçlerinde onlar vardı, hüzünlerinde onlar

Seninle yeşerdiler, seninle soldular..

Olsunlar senden sonra da umut yaprakları.              Özdemir Asaf

 

Sonbahar Geliyor

Sonbahar geliyor serçe

Yuvanı ne yapacaksın?

Ayva çiçek açmadan önce.

Meyvelerin içi geçecek

Rüzgâr başka çeşit esecek

Yağmurlarla ıslanacaksın.

Halbuki ne kadar sıcaksın!        Cahit Külebi

 

Mevsim Sonbahar

çiçekli badem ağaçlarını unut.

değmez,

bu bahiste

geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı.

ıslak saçlarını güneşte kurut

olgun meyvelerin baygınlığıyla parıldasın

nemli, ağır kızıltılar…

sevgilim, sevgilim,

mevsim

sonbahar…                           Nazım Hikmet Ran

 

Sonbahar

Fânî ömür biter, bir uzun sonbahâr olur.

Yaprak, çiçek ve kuş dağılır, târümâr olur.

Mevsim boyunca kendini hissettirir vedâ;

Artık bu dağdağayla uğuldar deniz ve dağ.

Yazdan kalan ne varsa olurken haşır neşir;

Günler hazinleşir, geceler uhrevîleşir;

Teşrinlerin bu hüznü geçer tâ iliklere.

Anlar ki yolcu, yol görünür serviliklere.

Dünyânın ufku, gözlere gittikçe târ olur,

Her gün sürüklenip yaşamak rûha bâr olur.

İnsan duyar yerin dile gelmiş sükûtunu;

Bir başka mûsıkîye geçiş farz eder bunu;

Teslîm olunca va’desi gelmiş zevâline,

Benzer cihâna gelmeden evvelki hâline.

Yaprak nasıl düşerse akıp kaybolan suya,

Ruh öyle yollanır uyanılmaz bir uykuya,

Duymaz bu anda taş gibi kalbinde bir sızı:

Fark etmez anne toprak ölüm mâceramızı.         Yahya Kemâl Beyatlı

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir