Şubat Ayı Sözleri

Şubat Ayı Sözleri

Babil takviminde sabadu, Süryanilerde şabat-şobat ve subat, latince on ikinci ay anlamında duodecim,sonra  roma mitolojisinde arınma ve ölüm tanrısı olarak geçen februus’dan esinlenerek februa arındırma festivali,günah kefareti olarak kurban kesme dönemi olması nedeniyle februarius adını almıştır. Halk takviminde küçük diye geçer. Anadolu’da cüce ay diye adlandırılan aydır.

Şubat ayı doğanın için için uyandığı, gökyüzünün karasını ala çalmaya hazırlandığı aydır. Kış mevsiminin son ayı olsa da soğuğun iyice hissedildiği ama bahara da girileceği için uzun sürmeyeyim diye 28 gün çeken bir aydır. 4 yılda bir artık yıl olayından dolayı 29 çeken Şubat ayı ile ilgili sözlerden bir derleme hazırladık.

Zemherinin ayazıyla soğuktu o şubat ayı

 

Şubat ayı kısa gücük gelince /Domur domur yerden çıkar çiçekler

 

Gitmek mi zor kalmak mı deseler, bu şubat ayında banyo yapmak derim.

 

Şubat kapısı olur yalnızın yazı bile. Ayarsız Dergisi

 

“İstanbul şubat ayında insanın ciğerini söker.”  Zülfü Livaneli

 

Çıktı Şubat, girdi Mart,al döşeğini yerine yat(Niğde yöresi atasözü)

 

Çar I. Nikola ocak ve şubat aylarına “Rusya’nın güvenebileceği iki general” adını vermişti.John Keegan

 

Dostoyevski 10 Şubat 1881 yılında vefat eder. Rusya bütünüyle ürperir. Sessizliğe gömülmüş bir yas anı yaşanır.   Stefan Zweig

 

Şubat ayının öbür aylara nazaran daha az çekmesi sonucu şubat ayında memleketi fazla düşünemedim, özür dilerim.  Metin Üstündağ

 

Önü sıra sürüklediği kurşuni bulutlarla ufuktaki dağları silerek Ege Denizi’ne, ağlamaklı bir Şubat akşamı iniyordu. Oldum olası güneş yüzü görmemişe benzeyen gün batıda, bir damla kızıllık yoktu. Kemal Tahir

 

Yedi sene evvel bir sabah evden çıktım, dedi.

Tam yirmi bir yaşındaydım. Bir şubat ayıydı. Ama bizim dere içi, bir bahar sabahı gibi ılıktı. Menekşeler kokuyordu.  Sait Faik Abasıyanık

Şubatın sonundan, martın onundan kork

(Uzun yılların gözlemi göstermiştir ki şubat sonunda ve martın onunda hava çok fırtınalı ve soğuk olur)

 

Şubat Yolcusu

Seni kim çizebilir şubat yolcusu

yalnız akşam olsun dağınık olsun

ceplerinde bozuk bir bulut uğultusu

geceleyin dörtte bir ölüm korkusu

dörtte dört sabaha karşı yağmursun

seni kim çizebilir şubat yolcusu

bütün çizgileri bozuyorsun.

Attila İlhan

 

Şubat; ya iti soldururum, ya devenin kuyruğuna çıkarım, demiş

(Şubat ayında bazı yıl etkili sıcaklar olur, bazı yıl da diz boyu kar yağar.)

 

Kim ne bilsin neydi beni uyutan?

Uyanmadığım o sabah uykudan.

Henüz yaşıyordum yeniden yeni

Bir şubat gününün güzelliğini.

Türkü kalmasın diye söylenmedik,

Bendim o yağan kar, asude şenlik,

Dağlara, ovalara, şehirlere;

Sevgilinin hülyalarına göre.

Cahit Sıtkı Tarancı

 

“An, anı kovalıyor, anlar sonsuzlukta eriyor. Çarşamba perşembeyi, perşembe cumayı sürüklüyor. Kasım, aralık oldu, aralık ocak, ocak şubat olacak. Şubat da mart. Ve biz, karanlığın içinde şu vapur gibi zamanı yara yara ilerliyoruz. Nereye? Bir zamansızlık ülkesine doğru… Karşıda sahil göründü. Esrarlı ve karanlık. Yaklaştıkça yaklaşıyoruz. Ah şu vapur bir dursa… İyisi, geri geri gitse… Akreple yelkovan, yollarını şaşırıp ters işlemeye başlasalar. Gün kadranı perşembeden çarşambaya dönse, neticeden sebebe doğru ters bir akış başlasa… Başladı diyelim ne olacak? Vapur geri geri gitse, ulaşacağımız sahil, bu sefer de ilk kalktığımız zamansızlık ülkesi olmayacak mı? İster öne git, ister geri; dünyanın denizleri biter efendi.”

Haldun Taner

 

1931 yılının şubat ayı idi. Altay’da tabiat bütün görkemi ile kış uyku­suna dalmıştı. Her taraf bembeyazdı. Sanki, bütün tabiat bir daha uyan­mıyacakmış gibi beyaz yorganlarını üzerine çekmişti. Tabiatın bu sessiz­liğini, kışın bu kendine has güzelliğini bozan tek-tük hadiseler de olurdu. Kar üzerinde av peşinden at koşturan bir yiğidin haykırışı, patlıyan bir tüfek sesi veya kartalın yakaladığı avın can hıraş bağırışı bu görkemli tabiatın huzurunu bozan tek şeylerdi. Gerçi, Altay bunlara pek aldırmaz­dı. Çünkü, asırlardan beri bu tip olaylara alışıktı. Hatta, bundan mem­nundu bile. Zira, Tanrı yer dağıtırken «Ertürk’e» burayı vermişti. Efen­disi olan Türk’ün bir tüfek atışı, atının nal, kartalının gür sesi onun için musiki gibi gelirdi. Başı dumanlı, bağrı karlı, ovası sessiz, ırmakları şırıl­tılı, gölleri durgun hep bu Türk’ün emrine amede göğe doğru yükselir, beklerdi. Bu mutevazı bekleyişiyle şüphesiz ki, bir çok olaylara tanık ol­muştu. Kalkan kılıç sesleri, at kişneşmeleri, yıkılan bir taht, zafer sar­hoşluğu ile dalgalanan bir Türk tuğu, Türk başbuğusunun önünde eğilen bir baş!.. Diz çöküp af dileyen bir Çinli imparator! (Altaylarda Kanlı Günler, Hızırbek Gayretullah)

 

Soğuktu O Şubat Ayı

bir karanlık odadayım

beton zemin demir kapı

zemherinin ayazıyla

soğuktu o şubat ayı

 

gündüz karanlıkta kalmış

gece zındana karışmış

dışarda güneş doğarmış

soğuktu o şubat ayı

 

orda mevsim hiç değişmez

güneş doğmaz ay görünmez

soğuk ayazı tükenmez

soğuktu o şubat ayı

 

gündüz karanlıkta kalmış

gece zındana karışmış

dışarda güneş doğarmış

soğuktu o şubat ayı

 

kölecioğlu üşüyorsun

burda niçin kalıyorsun

sebep nedir şaşıyorsun

soğuksun be şubat ayı

Ahmet Kölecioğlu

 

 

ŞUBAT’IN OTUZ’U

Bazen sarı sıcak içimi yakan

Bezen de kurdun bile sevmediği ayazdır

Şubat’ın otuz’u

Bir babasızlık bir havasızlık

“Sız”lık içindeki ıssızlık, yalnızlık, sızıdır

Şubat’ın otuz’u

 

Henüz cümleleri bile kesmeyi öğrenmeden

Nefesimin kesildiği zamanlardır

Şubat’ın otuz’u

Ali’nin topa baktığı

Oya’nın ip atladığı

Bazen Ali’nin ata bakıp Oya’nın top oynadığı

Zamanlardır Şubat’ın otuz’u

Kara bir tahtanın önünde

Tebeşir tozlarını soluduğum

İçimin siyahına bürünen,siyah önlüktür

Şubat’ın otuz’u

 

Önce mevsimleri ögrendim

Gökyüzündeki Ay’dan başka ayın varlığından habersiz

Sıcağın soğuktan farklı zamanda oldugunu

Sarının yaktığını, beyazın ayaz olduğunu

Aslında hepsinin siyahım olduğu

Zamandır Şubat’ın otuz’u

 

Sonra Aylar dedi öğretmen

Her mevsimde heyecanla bekledigim

Bir türlü otuza ulaşamayan

Şubat ı öğrendim en sonunda

Temmuz da Şubat’ın otuzu’nu aramaktır

Şubat’ın otuz’u

 

Çocukların “babası Şubat’ın otuzunda gelecekmiş”

Deyip alay ettiği zamanlardır Şubat’ın otuz”u

Bir gün anneme “babam ne zaman gelecek ”

Diye sorduğumda

Arkasını dönüp gözlerini saklayıp

“Boyu devrilesice şubatın otuzunda”

Dediği zamandır şubatın otuzu

 

Şubatı öğrenip, dört yılda bir yirmi dokuz çeken

Boş bir bekleyiş olduğu zamandır

Şubat’ın otuz’u

 

Hâlâ içimden dua edip

Ki olmayacak duaya amin dediğim zamandır

Şubat’ın otuz’u

Şair: Sör

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?