Mehmet Emin Yurdakul Sözleri

Mehmet Emin Yurdakul Sözleri

Mehmet Emin Yurdakul, 13 Mayıs 1869 yılında doğmuştur. Mehmet Emin Yurdakul, Servetifünun Edebiyatı döneminin en önemli şairlerinden biridir. İlk şiiri Serveti Fünun döneminde yayınlanmıştır. Ulusçu, halkçı görüşleri savunan şiirler yazmıştır. Bu önemli şair 14 Ocak 1944 günü hayatını kaybetmiştir. Şairin sözlerinden ve dizelerinden yaptığımız alıntılardan bir derleme hazırladık.

 

Haksızlıklar en beyinsiz cahillere fikir verir.

 

Ah yoksulluk, ah babasız çocuklar!..

 

Saç ve sakal ağarttım ben de, “Vatan, vatan!” diye.

 

Vatan ve milletleri yaşatan hak ve hürriyetin şehitleri değil midirler?

 

Ben bir Türküm; dinim, cinsim uludur! Kalbim, özüm iman ile doludur!

 

Unutma ki şairleri haykırmayan bir millet, Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir.

 

Benim kanaatimce şiir, güzellik için olmakla birlikte, iyilik içindir de. Onu sazı, tabiat aşkı dile getirmek olduğu kadar, insanlığın elemlerini de dile getirmekle vazifelidir.

 

“Eğer erkek demirse, kadın dahi ateştir:

Onu aşkla, ümitle, ısıtıcı güneştir.”

 

 Ben oyum ki, tellerini haykırttığım milli saz Beş bin yıllık mermerlere, kemiklere can verir Ve bir fatih kılıcından büyük zafer gösterir.

Ey hakimler, haksız hüküm mülke bir top güllesinden yamandır; Bir yüreği kaybeylemek bir tabyadan daha büyük ziyandır.

 

Dünyanın hiçbir yerinde istiklalsiz bir saadet var mıdır? Hürriyyetin doyuracağı zevki arzın bütün altın madenleri verebilir mi? Zincir elmas ve inciden olsa bile bunu bir insan kabul edebilir mi?

 

Bırak beni haykırayım, susarsam sen matem et!

Unutma ki şairleri haykırmayan bir millet

Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir…

 

Kafkasya

“Yıllar varki ben senin yaslarınla ağladım,

Bir kuş oldum, haykırdım, burçlarının önünde

Yıldız oldum titredim harabenin üstünde.

Unutmadım ben seni, ey sevgili Kafkasım!..”

 

Her zaman hak kuvvete, aşk kine galebe çalar; hürriyyetin kılıcı önünde hırs ve gururun çelik topları susar; granit kaleleri yıkılır. Anlatır ki tehlike ve ölümleri tahkir ederek fırtınaların kanatları altında, girdapların derin suları üstünde zaferin sahillerine doğru yelkenlerini açan bir gemi varsa o da mefkure kahramanlarının teknesidir. Yenilmez bir armada varsa o da alnında rüyanın alevini, kalbinde aşk ve imanın ateşini taşıyandır.

 

Hayatta her ağacın bir türlü çiçeği ve yemişi olduğu gibi, ben de yalnız bir yemiş verebilmek için çalıştım. Fikrimin kuvvetini, kalbimin özsuyunu bunu yetiştirmek için verdim. İhtimal ki yolumun üzerinden geçen yolcuları dallarımın yeşil gölgesinde dinlendirebilmişimdir. İhtimal ki yemişlerimle onların kalplerine bir damla kan verebilmişimdir. Eğer bunu yapabildimse mesudum. Memleketimin sefillerinin küçük bir şairi olabilmek, bütün milletimin hürriyet ve saadetini terennüm edebilmek için yaşamak: İşte benim hayatımın sanatımın gayesi.

Benim elimdeki terennüm aletim, bir körün elindeki kırık sazdır. Gözlerim güneşlere, şafaklara hasret çektiği halde parmaklarım, saralı teller üzerinde karanlık diyarların, masal ve rüya ülkelerinin türkülerini çığırıyor. Halkın şairi olmak! İşte benim sanatım ve hayatımın gayeleri.

 

***********************

Namık Kemal, Tevfik Fikret ve Mehmet Emin Yurdakul. Atatürk bu üç şairi hiç unutmamış, her zaman ve her yerde bu üç büyük vatan şairini hep anmış, hatırlamış, şiirlerini ya bizzat okumuş veya okutturmuştur. “İlk hürriyet, vatan ve Türk kavramlarını kafalara sokan bunlardır.” derdi.

 

Şair Mehmet Emin Yurdakul’un ilk kez Manastır Askeri İdadisi’nde öğrenciyken okuduğum “Ben bir Türküm, dinim cinsim uludur” dizeleriyle başlayan manzumesinde bana ulusal benliğimin gururunu tattıran ilk anlatımı bulmuştum…”  1931/Gazi Mustafa Kemal Atatürk

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?